Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi’nin teşkilat buluşmaları ve saha çalışmaları ülke genelinde yoğun şekilde devam ediyor. Bu kapsamda Genel Başkan Yardımcımız İrfan Kılınçer, 5 Mayıs 2026 tarihinde bir dizi programa katılmak üzere Gümüşhane’ye ziyaret gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen programlarda eğitim çalışanlarının sorunları, sendikal çalışmalar, hukuk mücadeleleri ve eğitim gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu.
Türk Eğitim-Sen Gümüşhane Şubesi tarafından düzenlenen istişare toplantısına yoğun katılım sağlandı. Toplantıya Şube Başkanı Mustafa Şişman ve şube yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra ilçe temsilcileri, kadın komisyonu üyeleri, üniversite/iş yeri temsilcileri ve çok sayıda eğitim çalışanı katıldı. Programda eğitim alanında yaşanan güncel gelişmeler ele alınırken, sahadan gelen talepler ve çözüm önerileri de kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Gümüşhane programı kapsamında, Genel Başkan Yardımcımız Kılınçer, Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer’i ziyaret etti.
Genel Başkan Yardımcımız İrfan Kılınçer, Karşıyaka İlkokulu, Atatürk İlk ve Orta Okulu, Dumlupınar İlk ve Ortaokulunu ve Bilim Sanat Merkezini ve Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü Şener Doğan’ı Gümüşhane Üniversitesini ziyaret etti. Ziyaretlerde eğitim sistemine dair sorunlar, öğretmenlerin beklentileri ve çalışma hayatında karşılaşılan güçlükler üzerine değerlendirmeler yapıldı.
Türk Eğitim-Sen’in sadece eleştiren değil, çözüm üreten bir sendika anlayışıyla hareket ediyor.
İstişare toplantısında kapsamlı bir konuşma yapan Genel Başkan Yardımcımız İrfan Kılınçer, Türk Eğitim-Sen’in kurulduğu 1992 yılından bu yana ilkelerinden ödün vermeden eğitim çalışanlarının hak ve hukuk mücadelesini sürdürdüğünü ifade etti. Türk Eğitim-Sen’in yalnızca bir sendika değil, aynı zamanda eğitim çalışanlarının vicdanı, sesi ve güvencesi olduğunu belirten Kılınçer, teşkilatın her zaman eğitim çalışanlarının yanında yer aldığını söyledi.
Kılınçer konuşmasında, “Türk Eğitim-Sen, kurulduğu günden itibaren doğruluğu, adaleti ve hakkaniyeti temel alan bir anlayışla hareket etmiştir. Eğitim çalışanlarının karşı karşıya kaldığı her türlü haksızlığın karşısında dimdik duran sendikamız, emeğin onurunu korumak için kararlılıkla mücadele etmiştir. Bizler dün olduğu gibi bugün de eğitim çalışanlarının sesi olmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Eğitim çalışanlarının yıllardır birçok sorunla mücadele ettiğini belirten Kılınçer; liyakatsiz görevlendirmeler, mobbing uygulamaları, özlük haklarındaki eksiklikler, ekonomik kayıplar ve keyfi uygulamaların eğitim çalışanlarının çalışma huzurunu olumsuz etkilediğini söyledi. Türk Eğitim-Sen’in bu süreçte sadece eleştiren değil, çözüm üreten bir sendika anlayışıyla hareket ettiğini kaydeden Kılınçer, açılan davalar ve elde edilen emsal kararlarla binlerce eğitim çalışanının hakkının teslim edildiğini ifade etti.
Eğitim çalışanlarının hak arama kültürünün gelişmesinde Türk Eğitim-Sen’in önemli katkılar sunmaktadır.
Sendikal mücadelenin yalnızca kazanılmış haklarla sınırlı olmadığını dile getiren Kılınçer, verilen hukuk mücadelesinin aynı zamanda sendikal bilinç ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini söyledi. Eğitim çalışanlarının hak arama kültürünün gelişmesinde Türk Eğitim-Sen’in önemli katkılar sunduğunu belirten Kılınçer, “Her kazanım, örgütlü mücadelenin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Biz birlikte güçlüyüz ve üyelerimizin her sorununda yanlarında olmaya devam edeceğiz.” dedi.
“Zorunlu hizmet tazminatı” ödenmesinde somut adımlar atılmalıdır.
Mahrumiyet bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin özverili çalışmalarının mutlaka desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Kılınçer, Türk Eğitim-Sen’in Millî Eğitim Bakanlığına sunduğu teklifler arasında zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlere ek tazminat verilmesi talebinin bulunduğunu ifade etti. Bölgenin şartlarına göre bir ila iki asgari ücret tutarında “zorunlu hizmet tazminatı” ödenmesinin öğretmenleri teşvik edeceğini belirten Kılınçer, bu konuda somut adım atılmasının artık kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Görevli veya idari izinli olunan günlerde nöbet ücreti kesilmemelidir.
Öğretmenlerin nöbet görevleriyle ilgili yaşadığı mağduriyetlere de dikkat çeken Kılınçer, nöbet görevi karşılığında verilen ek ders ücretinin yetersiz olduğunu ifade ederek haftalık 3 saatlik ücretin 6 saate çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Nöbetçi öğretmenin boş geçen derslere girmesi durumunda ayrıca ücretlendirilmesi gerektiğini belirten Kılınçer, öğretmenlere haftada birden fazla nöbet görevi verilmemesi gerektiğini söyledi. Sağlık ve engellilik durumlarının dikkate alınmasının önemine işaret eden Kılınçer, görevli veya idari izinli olunan günlerde nöbet ücretinin kesilmemesi gerektiğini ifade etti.
Ek ödemeler vergi matrahına dâhil edilmemelidir.
Ek ders ücretlerinden gelir vergisi kesilmesinin eğitim çalışanlarının ekonomik kayıplarını artırdığını kaydeden Kılınçer, öğretmenlere yapılan ek ödemelerin vergi matrahına dahil edilmemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin artırımlı ek ders ücretinden daha geniş kapsamda yararlanması gerektiğini belirten Kılınçer, yönetici, rehber öğretmenlerin yararlandığı artırımlı ek ders uygulamasından formatör öğretmenlerin, yeğitek sorumlularının, alan ve bölüm şeflerinin, geçici görevlendirmeyle çalışan öğretmenlerin de bu haktan yararlanması gerektiğini ifade etti.
Genel Başkan Yardımcımız Kılınçer ayrıca norm kadro fazlası yöneticilerin mağdur edilmeden yönetici atama takviminin yürütülmesi gerektiğini ifade etti.




















