GRİDEN BAYRAK OLMAZ

Bir arkadaşımdan gri renkli bir kumaşın hikâyesini dinlemiştim. Aklımda kaldığı kadarıyla olay şöyleydi:

 

      Gri bir kumaşın tüm hayali bayrak olmakmış. Bırakıldığı tozlu rafta türlü türlü hayaller kurarmış. Bir gün gönderde dalgalanırken, bir gün minik bir öğrencinin elinde,  başka bir gün kalabalıkların önünden alkışlarla geçerken düşünürmüş kendini. Gri kumaşın günleri hep böyle hayallerle geçiyormuş. Bir sabah kumaşı raftan almışlar, sımsıcak bir heyecan basmış kumaşı, nihayet bayrak olacağım gün geldi herhalde diye düşünmüş ister istemez. Terzi itina ile kumaşı ölçmüş, biçmiş ve kumaştan bir cekete astar yapmış. O gün anlamış ki griden bayrak olmaz, olsa olsa astar olur.

 

Gri ile ilgili söylenebileceklerin bazıları ise şunlardır:

Kirli beyaz,

Beyaz katılmış siyah,

Siyah katılmış beyaz.

 

Peki, aramızda gri gibi insanlar, gri gibi kurumlar, sivil toplum örgütleri, sendikalar yok mu? Günümüzde bazı kurum ve kuruluşlar ile şahıslarda gri gibidir. Sendikal mücadele içinde de bayrak olmak isteyenler var ama kumaşının renginin farkında değil. Bizim gri kumaş gibi bir gün anlayacaklar ama…

 

Hak arama örgütü olup, hak gaspından beslenen, ‘Emir Kulu’ olup, sahibinin sözünden çıkamayan, Demokratım diyen ancak kendine demokrat olan, başkasına hayat hakkı tanımayan, mazlumun sırtına binip zalimin taşeronu olan sendikacılar.

 

Dün kendisinin de içinde bulunduğu camia zulüm altında inim inim inlerken sessizce mezalimi kabullenen, bu gün, o zulüm makinesinin direksiyonuna geçip zulmü arttırarak devam ettiren insanlar, en tehlikeli yalan içinde doğru bulunan yalandır unutmayın. Beyaz katılmış siyahlar, kirli beyazlar çevirmiş sağımızı solumuzu. Griden bayrak olmayacağı gibi gri sendikalardan da bağımsız, ilkeli, insan onuruna yakışan hak mücadelesinin bayraktarı olamayacaktır.

 

 Bu gün sistem ve onun taşeronları gri insanlar istiyor. Her şeye evet diyen, kendine ve çevresine yapılanları kuzu kuzu seyreden, toplum içinde kaybolan, fark edilmeyen, itiraz etmeyen, sorgulamayan, “neme lazımcı” bireyler olmamız isteniyor. Bize yapılmak istenen kendimizi gri hissetmemiz. Gri bir renktir ama insanda renksizlik algısı oluşturur. Belki bir renk olarak griye haksızlık ederiz ama çoğu zaman renk yerine bile koymayız. Renkleri saydığımızda gri aklımıza bile gelmez. Bu gün siyasi iktidar; yandaş sendika, yandaş sivil toplum örgütü, yandaş medya, yandaş kurum ve kuruluşları ile birlikte bizleri grileştirmek istiyor. Unutulmamalıdır ki grileşmek aynı zamanda sürüleşmektir. İnsan şahsiyeti ve onuru bunu içine sindirmemelidir, sindirmeyecektir de.

 

Biz bütün bu oyunları bozmak zorundayız. Bize yapılmak istenenin aksine daha mücadeleci ve hatta müdahaleci olmak zorundayız. Çalışandan, üretenden yana, haksızlıklar karşısında her zaman haklıdan yana saf tutmalıyız. Çünkü biz zalimin yanında Yavuz, mazlumun yanında Yunus olmaya talibiz.

 

Bence bu gün geldiğimiz noktada mesele gri olmak ya da olmamak meselisidir.

Ya sizce…?