DİL BAYRAMI VE ANA DİLDE EĞİTİM TALEPLERİ
          Bilindiği üzere, 26 Eylül Türkiye’ de Türk Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır. Bir milletin en belirgin özelliği dildir. Çünkü dil, milletin yaşamasının asıl unsuru, can damarıdır. Milletlerin ömrü dillerinin ömrü kadardır. Sonsuza kadar yaşamak isteyen milletler, dillerini de sonsuza kadar korumak zorundadırlar. Milletleri var eden kültürün, nesiller boyunca yaşatılmasının tek aracı dildir.  Dil, bir milletin; ekonomik, siyasal, kültürel bağımsızlığının ve dünyadaki onurlu yerini korumasının bir parçasıdır. Dil de bayrak gibi bağımsızlık sembolüdür ki, bunu iyi anlayan Karamanoğlu Mehmet Bey 1277’de Türkçe’ yi  her alanda kullanır kılmıştır.
            Ulu önder Atatürk, dili millet olmanın en başta gelen öğesi olarak değerlendirmiş; milli duygu, düşünce ve yönelişin, milli benlik ve bilincin dile bağlı olduğunu vurgulamıştır. “ Türk Milleti'nin dili Türkçe’ dir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili Türk Milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk Milleti, geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakını, ananelerini, hatıralarını, menfaatlerini kısacası bugün kendi milli kimliğini oluşturan her şeyini dili sayesinde koruduğunu görüyor. Türk Dili, Türk Milletinin kalbidir, zihnidir.” Sözleri Atatürk’ ün dile verdiği önemi ve Türk Dilini, Türklüğün en temel taşlarından ve en büyük zenginliklerinden biri olarak algıladığını ortaya koymaktadır.
            Büyük Türk Milleti; Türk Ülkesi senin tarihi vatanın, Türk Dili senin manevi vatanındır. Yurdunun Türk Yurdu olduğunu gösteren iki işaret var; biri Türk Bayrağı öteki ise Türk Dili'dir. İşte bunun içindir ki, Mustafa Kemal Atatürk, dilimizi korumayı vatan ve istiklali korumakla bir tutuyordu. Nitekim Anayasamızda: “ Türk Devleti, ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” denmiştir. Unutulmamalıdır ki, dilsiz edebiyat, edebiyatsız millet,milletsiz medeniyet olmaz. Bu bakımdan dil bizim varlık sebebimizdir. Biz kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşuruz. 
            T.C. Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK Türk Milleti'ni: "Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep aynı cevherin damarlarıdır. "sözüyle bir cevher olarak görmüş ve ilan etmiştir.Yıllardır ısıtlıp ısıtılıp önümüze konan, çeşitli sivil toplum örgütleri, sendikalar ve siyasi partiler tarafından dile getirilen Türkçe'den başka “ana dilde eğitim” talepleri bu gün başka bir boyut kazanmış, demokratik açılım gibi büyülü fakat bir o kadar da şeytansı planlarla önümüze gelmiştir. İşte bu planlarla bu cevherin parçalanması, yok olması, anlamsızlaşması hedeflenmektedir.
            Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de “Heyecan ve hislerimin babası Namık Kemal, fikirleriminin babası Ziya GÖKALP’tir” diyerek hak ettiği yere çıkarttığı Diyarbakırlı büyük fikir adamı Ziya GÖKALP dizelerinde dildeki ayrışmanın getireceği tehlikelere şöyle dikkat çekiyor:

Güzel dil Türkçe bize
Başka dil gece bize.
           
            Yine farklı dil arayışlarında bulunanlara tokat, Türk Milleti'ne de ders gibi dizeleri ise şöyle:

Tûran'ın bir ili var
Ve yalnız bir dili var.
Başka dil var diyenin,
Başka bir emeli var.

           Dil birliğini sağlayamaz,  ülkemizde farklı dil arayışları peşine düşersek ne hale düşeceğimizi ise çok net ortaya koyuyor Ziya GÖKALP;


Türklüğün vicdânı bir,
Dîni bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisânı bir.

            Bu anlamda  kutlayacağımız 26 Eylül Dil Bayramı, başta Türk Dili'ne emek verenler olmak üzere, tüm milletimize kutlu olmasını diler, Bayramın  Türkçe düşünmeye, Türkçe konuşmaya, Türkçe yazmaya, ümitlerimizin Türkçe olmasına vesile olmasını diliyorum. Türk Milleti'ni Mehmet Akif Ersoy’un  şu dizeleriyle baş başa bırakıyorum.

Bir baksana: gökler uyanık, yer uyanıktır;
Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır!