SIFIR SORUNDAN SIFIR KOMŞUYA


 

SIFIR SORUN politikamız iflas mı etti ne!?

Hatırlıyoruz; AKP’nin iktidara geldiğinin haftasında başlamıştı bu dans.

“Bu ne kardeşim ya! Herkesi düşman, her komşumuzu tehdit unsuru olarak kabul etmek ne demek! Bundan sonra dış politikamızın ekseni, SIFIR SORUN stratejisi olacak” diyerek yola koyulmuştuk.

Bu doğrultuda bütün teamüller, bütün ilişkiler, bütün dış politika hafızası resetlenerek fabrika ayarlarına dönülmüştü.

Bu uğurda, Kıbrıs Türklüğünün sembol ismi rahmetli Denktaş’ı rencide etmek pahasına “Çözümsüzlük çözüm değildir.” inatlaşmasıyla, altında büyük mücadelelerin yattığı 80 yıllık kazanımları da orta malı gibi piyasaya bırakıvermiştik.

***

Herkese şirinlik yapmaya, herkesi öpmeye başlamıştık.

Bütün komşularımızla ve onların hamileriyle cicim aylarını yaşıyorduk.

Bir hafta komşuyla brunc’ta buluşuyor, takip eden hafta başka bir komşuyla akşam yemeğinde bir araya geliyorduk.

Hatta ortak kabine toplantıları bile tertip eder hale gelmiştik.

Başta Kabinemizin Başı olmak üzere, hemen hemen bütün Bakanlarımız yabancı ülkeleri yol edinmişti.

Öyle karşılıklılık ilkesi falan da hak getire.

Bir ülkeye ziyaret gerçekleştirmek için resmi davet gelmesine, eş muhatabımızın iade-i ziyaretini beklemeye de gerek yoktu. Hemen bir “çalışma” ziyareti icat ediyor, uçuveriyorduk.

On yıllık kısa iktidarımızda bilmem ne kadar ülkeye gitmiş olmamız ve bilmem ne kadar bin kilometre yol katetmiş olmamızla Cumhuriyet tarihinin rekorlarını defalarca alt üst ettiğimizle övünüyorduk!

Vay be!

***

Nazar mı değdi ne!

Şimdi neredeyiz peki?

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Yunanistan ve Bulgaristan dışında ziyaret ederek hasbihal edebileceği tek bir komşu ülke Başbakanı kalmadı!

***

Fotoğrafa bakar mısınız?

Suriye ile örtülü bir savaş halindeyiz.

Başbakanımızla beraber tatillerde ailecek buluşan Esad, şimdi ise yakalasa Erdoğan’ı bir bardak suda boğacak kadar ayar almış halde.

Irak Başbakanı Maliki zaten epeydir gemileri yakmış durumda.

Adam kendi açısından haksız da sayılmaz hani! Türkiye Başbakanı, Irak’ın Başbakanını muhatap bile almıyor, yok sayıyor. Irak ile bütün ilişkilerini Barzani üzerinden dizayn ediyor, her manevrada tercihini Kuzey Irak’taki Kürtlerden yana ortaya koyuyor.

İran derseniz durum farklı değil.

Önce nükleer araştırmaları konusunda İran’a destek veriyor pozlarıyla sempatik bir duruş sergiliyorsunuz; arkasından Malatya Kürecik’e, hedefi ve gerekçesi sadece ve sadece İran olan füze rampasını yerleştirerek; adamların ebedi düşmanları olan İsrail ve ABD’den yana tavır sergiliyorsunuz. Irak’taki mezhepsel çatışmalarda taraf tutarak bu açıdan İran’la karşı karşıya gelmeniz de işin cabası!

Yukarıdaki komşunuzla da sevgiye dayalı bir ilişkiniz olduğu söylenemez.

Akdamar Ermeni Kilisesi’ni 4-5 milyon TL harcayarak restore etmeniz ve ibadete açmanız işe yaramıyor, sınır kapınızı açarak Ermenistan’a yeni bir soluk vereceğinizi ifade etmeniz de kar etmiyor, hatta 1915 Tehciri hususundaki kararlı tutumunuzu gevşetebileceğiniz iması da tatmin etmemiş olacak ki, hala meczup beyinli Ermeni yetkili çıkıp ülkenizden toprak talebinde bulunabiliyor!

***

Ortadoğu ve hatta İslam coğrafyasının önemli bir kısmı uzun yıllardır kan ve ateşle anılmakta.

İç karışıklıklar, terör faaliyetleri, toplumsal çatışmalar hiç aralık vermeden on yıllardır devam etmekte.

Yani mahallede değişen bir şey yok gibi.

Tek bir şeyin dışında:

Yıllardır bu coğrafyada, durum ne kadar karışık olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti güvenilir ve Türk vatandaşları da emin olmuşlardır.

Fakat şimdi öyle mi?

Afganistan’da iş adamlarımızı kaçırılıyor, askeri konvoyumuz saldırıya uğruyor.

Somali’de elçiliğimiz bombalanıyor. Güvenlik görevlilerimiz şehit ediliyor.

Suriye, Mısır ve İsrail’de artık elçimiz bile bulunmuyor!

Elçilerimizin bulunduğu diğer Ortadoğu ülkelerinde ise itibarımızın ne kadar olduğu ise ayrı bir tartışma konusu.

Askerlerimizin başına çuval geçiriliyor, tırt oluyoruz.

İsrail gözümüzün içine gözlerini pörtleterek baka baka dokuz vatandaşımızı öldürüyor, biz hala VAN MİNIT fantezisiyle avunmaktayız.

Suriye’de uçağımız düşürülüyor enkazını ve cenazemizi günlerce bulamıyoruz bile.

Lübnan’da sivil pilotlarımız kaçırılıyor akıbetleri hala meçhul.

Mısır’da gazetecilerimiz alıkonuluyor, bir tanesinden hala haber yok.

Filistin’de Hamas sevdasıyla aleni taraf oluyor ve yıllardır Filistin davasının dünyadaki sesi olan FKÖ’nün tepkisine maruz kalıyoruz.

Komşularımızla olan ticaretimiz de ciddi tahribata uğramış durumda.

Suriye ile alışverişimiz sıfırlanmış halde.

Süveyş kanalından geçen ticaret gemilerimiz diken üstünde, her geçen gün problem büyüyor, bu gidişle de epey bir süre düzeleceğe benzemiyor.

Yani SIFIR SORUN saplantısından geldiğimiz nokta: SIFIR KOMŞU tablosu.

***

Bu mu bölgenin etkin ve süper gücü olmak?

İmparatorluk bakiyesi bir devlet olarak, çok doğaldır ki, bölgemizdeki gelişmelere kayıtsız kalmayacağız.

Tabii ki, hem insani ve hem tarihi sorumluluğumuzun gereği olarak süreçlere müdahil olacağız.

Lakin bunu yaparken küresel projelerin taşeronu olmamaya da azami hassasiyet göstereceğiz. Siyasi manipülasyonlara alet olmayacak, komşularımızın toplumsal ve siyasi çatışmalarında taraf tutmayacağız.

Ortadoğu siyasetini ve komşularımızı dizayn etmenin değil, soydaş ve dindaşlarımızın bizden beklediklerinin karşılığını ortaya koymanın gayretinde olacağız.

ABD askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için değil; İslam coğrafyasındaki zulmün ve Müslümanların yaşadığı eziyet ve işkencelerin son bulması için halis kalp ile dua edeceğiz.

Sonumuz hayır ola…

 

Talip GEYLAN

twitter: @TalipGeylan

http://facebook.com/talip.geylan.7