DEMOKRASİ VAZGEÇİLEMEZİMİZDİR.

1923 yılında kurulan Cumhuriyetimiz kısa tarihinde demokrasi açısından önemli bir mesafe kat etti. Zaman zaman demokrasimiz kesintiye uğrasa da Türkiye Cumhuriyeti demokratik ve sosyal bir hukuk devleti oldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesi dışarıdan müdahalelerin en sert, en acımasız olanlarından bir tanesi idi. 12 Eylül darbesinin ardından binlerce gencimiz, aydınımız, öğrencimiz, memurumuz cezaevlerine konuldu, sürgüne tabi tutuldu, meslekten atıldı.

Bir büyüğümüzün ifade ettiği gibi, en iyi ihtilal yönetimi dahi en kötü demokratik yönetimden daha kötüdür. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devleti için demokrasi dışı bir alternatif düşünülemez. Zira çok şükür ki gelinen noktada siyasal duruşu, demokratik görüşü, refleksi ne olursa olsun toplumumuzun her kesimi bu konuda ortak bir kanaat birliği taşımaktadır.

38 yıl önce bugün ülke yönetimine el koyan zihniyet Türkiye’yi hem entelektüel hem de demokratik anlamda onlarca yıl geriye savurmuştur.  Türkiye 12 Eylül darbe girişiminin psikolojik etkilerini uzun yıllar üzerinden atamamıştır, toplumumuz büyük bir travma yaşamıştır. Hatta öyle ki, uzun yıllar en temel demokratik haklar dile getirilirken dahi bir kaygı ve endişe söz konusu oldu. Günümüze gelindiğinde toplumumuz bu konuda mesafe aldı. Allah o günleri bir kez daha yaşatmasın. Tüm cuntaları ve cunta girişimlerini lanetliyorum.

Bilindiği gibi 15 Temmuz tarihinde demokrasi dışı güçlerin ülkemiz yönetimine bir müdahalesi söz konusu oldu. Bunun üzerine milletimiz sokaklara indi, devletinin yanında saf tuttu ve o hain saldırıyı bertaraf etti. 15 Temmuz tecrübesi şunu gösterdi ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti milleti ile bütünleşmiştir. Türk milleti dosta düşmana canı pahasına dar günlerde devletine, demokrasiye sahip çıktığını gösterdi. Bundan sonra devletimize yönelik bu tür müdahaleyi kurgulayanlar bir değil, on kez düşünmek zorunda kalacaktır.

15 Temmuz’un etkilerinin tam anlamıyla geçtiğini söylemek elbette mümkün değil. 15 Temmuzdan sonra devletimiz kendini koruma refleksi ortaya koydu. Temennim normalleşme sürecinin hızla ilerlemesi, meselelerimizin, problemlerimizin demokratik çerçeve içerisinde çözüme kavuşturulması ve sükûnet ortamının sağlanmasıdır. Ülkemizin bir daha demokrasi dışı müdahaleler ile karşı karşıya kalmaması en büyük temennimizdir.