ATATÜRK DÜŞMANLIĞI VE ATATÜRK’ÜN MÜSLÜMANLIĞI.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Müslümanlığı ve İslam’a bakışı uzun yıllardır tartışılmakta, Atatürk düşmanları ve Atatürkçü geçinip din düşmanlığı yapanlar tarafından istismar edilmektedir.
Birinci gruptakiler yani Atatürk düşmanları İslam dinini kullanarak, Atatürk’ü İslam düşmanı gibi göstererek veya dini duygularının zayıf olduğunu ifade ederek, Atatürk düşmanlığı yapmaktadır.
İkinci grup ise kendi din düşmanlıklarına ve din karşıtlıklarına destek olması için Atatürk’ü kullanmakta ve Atatürk’ü din düşmanı gibi göstermektedirler.
Bu iki zıt gibi görünen grubun birleştikleri nokta ise Türk düşmanlığı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı ve Atatürk düşmanlığıdır.
Bizim Yüce dinimiz İslam’a göre şehadet getiren ve ‘Müslümanım’ diyen herkes Müslümandır.
Ben Müslümanım diyene küfrü açık değilse, kimse kafir diyemez, eğer derse kendi kafir olur.
Müslümanım diyen kimsenin kafir olması için ise farzlardan birini veya tamamını inkar etmesi, haramları kabul etmemesi veya helal göstererek inkar etmesi gerekir.
İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre amel imandan bir parça değildir.
Yani amel etmeyen, ameli eksik olan kâfir olmaz.
Bir kişi haram olduğunu bilerek hırsızlık yapar, faiz alır, kul hakkı yerse günahkâr olur.
Ama faiz helaldir derse, hırsızlığı herkes yapıyor diyerek normal davranışmış gibi gösterirse, faizi haramları inkar ederse kafir olur.
Günahkar insanları affetmek Allah’ın elindedir ve Allah ile kul arasındadır. Allah dilerse kulunu cehenneme, dilerse cennete koyar.
Müslüman olan herkes günahını çektikten sonra mutlaka cennete girecektir. Ama kâfirler asla cennet yüzü görmeyecektir.
Ömrü günah işlemekle geçmiş bir kişi ömrünün son deminde Allah’ın sevdiği bir iş yapmaktan dolayı cennete girebileceği gibi, ömrü ibadetle geçen birisinin işlediği bir günahtan veya inkâr etmesinden dolayı cehennemlik olması da mümkündür.
Atatürk’ün Müslümanlığı ve İslam’a hizmetlerini derlediğim kadarı ile sizlere aktarmak istiyorum.
Belki Atatürk düşmanları iftiralarına son verir de onlara da iyilik yapmış olurum.
Bunlar:
1-Atatürk annesinin isteği üzerine henüz 7 yaşında Kuran öğrenmiş ve hatmetmiştir.
2-Atatürk daha çocukluk yaşlarında Selanik’te Mevlevi ve Bektaşi tekkelerine gitmiş ve zikirlerine katılmıştır.
3-Çanakkale zaferinden sonra arkadaşlarına savaşı Allah’ın inayetiyle kazandıklarını söylemiştir.
4-Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında camiye gitmiş, cuma namazlarında bulunmuş, hatta hutbe irat ederek “Allah birdir, şanı yücedir” gibi ifadelerle dinimizi ve Hz. Peygamberimizi metheden hutbe okumuştur.
5-TBMM’nin açılışında Kuran’ı Kerim okutmuş, Topkapı Sarayı’nda Kur’an okuma geleneğini devam ettirmiştir.
6-Atatürk özel hayatında fırsat buldukça Kuran okumuş, Kuran okutup dinlemiştir.
Özel hafızı hafız Yaşar Okur hocaya sık sık Kuran okutup, dinlemiştir.
7-Atatürk’ün annesi beş vakit namazını sürekli kılan bir Müslüman idi.
8-Atatürk 1930’lu yıllarda Ramazan ayında özel hafızları Köşk’e çağırıp, Kur’an okutup dinlemiştir. Hatta bu hafızların makam hatalarına müdahalede bulunduğu bilinmektedir.
9-Atatürk yine her yıl Çanakkale şehitleri ve annesi içim mevlit okutmuştur.
10-Atatürk hayatta ilken okullarda din dersi devam etmiştir.
11-Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda Yunanlıların yıkıp yaktığı bütün camileri onarım yaptırmıştır.
Hatta Mihalıççık Cami’ni cebinden 5.000 lira vererek yeniden yaptırmıştır.
12-Atatürk İslam dinini Türk’ün milli dini olarak görmüştür.
13-Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an-ı Kerim’in tefsir ve tercümesini yaptırıp bastırmış ve halka ücretsiz olarak dağıttırmıştır.
14-Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne en büyük hediyesi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdurmuş ve bu kuruluşa Başbakanlık’tan sonra ikinci makamı tahsis etmiştir.
15-En güvenilir hadis kaynaklarından birincisi olan Sahih-i Buhari’yi Türkçeye tercüme ettirmiş, bastırmış ve bedavaya halka dağıttırmıştır.
16-“Türk milleti daha dindar olmalıdır, yalnız bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, Dinime, hakikate bizzat nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif terakkiye aykırı hiçbir şeyi içermiyor. İslam dini akla ve mantığa tamamen uygun bir dindir” şeklindeki açıklamaları ile İslam’ın bilime ve gelişmeye karşı olmadığını ifade eden sözleriyle İslam’ı methetmiştir.
Atatürk’ün İslam’a verdiği değer ve davranışlarını anlatan bir olayla yazıma son vermek istiyorum.
Atatürk’ün 21 Nisan 1920’de TBMM açılışı için çektiği telgrafı:
Çok ivedi Ankara’ya acele yazı Ankara! 21.4.1920 gönderilmesi kolordulara (14’üncü Kolordu Komutan Vekilliğine), 61’inci Tümen Komutanlığına, Refet Beyefendiye, Bütün Valiliklere, Bağımsız Sancaklara, Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyetlerine, Belediye Başkanlıklarına:
1 — Tanrının lütfuyla Nisanın 23’üncü Cuma günü, cuma namazından sonra, Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

2— Vatanın istiklâli, yüce Hilâfet ve Saltanat makamının kurtarılması gibi en önemli ve hayati görevleri yapacak olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü cumaya rastlatmakla, o günün kutsallığından yararlanılacak ve bütün sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Velî Câmi-i Şerifinde cuma namazı kılınarak Kur’an’ın ve namazın nurlarından da feyz alınacaktır. Namazdan sonra, Sakal-ı Şerif (118) ve Sancak-ı Şerif (119) alınarak Meclisin toplanacağı yere gidilecektir. Meclise girmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. Bu merasimde Câmi-i Şerif’ten başlayarak Meclis binasına kadar Kolordu Komutanlığı’nca askerî birliklerle özel tören düzeni alınacaktır.

3-Açılış gününün kutsallığını belirtmek için bu günden başlayarak vilâyet merkezinde, Vali Beyefendi Hazretlerinin düzenleyeceği şekilde, hatim indirilmeye ve Buhari-i Şerif (120) okunmaya başlanacak ve Hatm-i Şerif’in son kısımları uğur getirsin diye cuma günü namazdan sonra Meclis’in toplanacağı yerin önünde tamamlanacaktır.
4 -Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde bu günden itibaren aynı şekilde Hatm-i Şerifler indirilmesine ve Buhari-i Şerif okunmasına başlanarak, cuma günü ezandan önce minarelerde salâ verilecek, hutbe okunurken, Halifemiz, Padişahımız Efendimiz Hazretleri’nin mübarek adları anılırken, Padişah Efendimizin yüce varlıklarının, şanlı ülkesinin ve bütün tebaasının bir an önce kurtulmaları ve saadete kavuşmaları için ayrıca dua okunacak ve cuma namazının kılınmasından sonra da hatim tamamlanarak yüce Hilâfet ve Saltanat makamı ile bütün vatan topraklarının kurtuluşu için girişilen Millî Mücadele’nin önemini ve kutsallığını, milletin her bir ferdinin, kendi vekillerinden meydana gelmiş olan bu Büyük Millet Meclisi’nin vereceği vatani görevleri yapmaya mecbur olduğunu anlatan vaazlar verilecektir. Daha sonra, Halife ve Padişah’ımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, selâmeti ve istiklâli için dua edilecektir. Bu dinî ve vatanî merasim yapıldıktan ve camilerden çıkıldıktan sonra, Osmanlı vilâyetlerinin her tarafında, hükûmet konağına gelinerek Meclis’in açılmasından dolayı resmî tebrikler yapılacaktır. Her tarafta cuma namazından önce uygun şekilde Mevlid-i Şerif okunacaktır.

5-Bu tebliğin hemen yayınlanarak her tarafa ulaştırılabilmesi için her vasıtaya başvurulacak, süratle en ücra köylere, en küçük askerî birliklere, memleketin bütün teşkilât ve kuruluşlarına ulaştırılması sağlanacaktır. Ayrıca, büyük levhalar halinde her tarafa asılacak ve mümkün olan yerlerde bastırılıp çoğaltılarak parasız dağıtılacaktır.

6-Yüce Tanrı’dan tam bir başarıya ulaştırması niyaz olunur. Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal22 Nisan 1920 tarihinde de şu küçük tebliği yayınladım: Telgraf Dakika geciktirilmeyecektir. 22.4.1920Bütün Valiliklerle, Müstakil Sancaklara, Kolordulara, Nazilli’de Albay Refet Beyefendi’ye, Bursa’da 20’nci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa Hazretleri’ne, Bursa’da 56’ıncı Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Beyefendiye, Balıkesir’de 61’inci Tümen Komutanı Albay Kâzım Beyefendi’ye Tanrı’nın lûtfuyla Nisanın 23’üncü Cuma günü Büyük Millet Meclisi açılarak çalışmaya başlayacağından, o günden itibaren askerî ve sivil bütün makamlarla bütün milletin tek merciinin Büyük Millet Meclisi olacağı bilgilerinize sunulur. Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Saygıdeğer Efendiler, Şimdiye kadar bilginize sunmuş olduğum hususlar, şahsım ve Hey’et-i Temsiliye adına üzerinde durduğum olayların açıklanmasıyla ilgiliydi. Bundan sonra söyleyeceklerim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışından ve hükûmetin kuruluşundan bugüne kadar meydana gelmiş olan olayları ve değişiklikleri içine alacaktır. Burada söyleyeceklerim, aslında herkes tarafından açıkça bilinen veya kolaylıkla bilinmesi mümkün olan olayların safhaları ile ilgilidir. Gerçekte, Meclis tutanaklarında, Bakanlıkların dosyalarında, basın koleksiyonlarında bu olay ve hâdiselerin belgeleri kayıtlı ve saklı bulunmaktadır. Bu bakımdan ben, bütün bu olayların genel akışını işaret ve tespit etmekle yetineceğim. Maksadım, inkılâbımızın incelenmesinde tarihe yardımcı olmaktır. Bütün bu olay ve hâdiselerin akışında, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükûmeti’nin Başkanı, Başkomutan ve Cumhurbaşkanı sıfatlarını taşımış olmaktan çok, teşkilâtımızın genel başkanı olarak kendimi bu görevi yerine getirmeye mecbur sayarım.
118) Lihye-i Saadet: Sakal-ı Şerif, Hazret-i Muhammed’in sakallarının kırpıntısından toplanıp muhafaza edilen kıl.119) Kutsal sancak.120) Buharalı ünlü hadis bilgininin, Hazreti Muhammed’in sözlerini içine alan hadis kitabı.
Yukarıda anlattığımız birçok nedenle bırakın eleştirmeyi Türkiye sınırları içinde yaşayan herkesin Büyük Atatürk’e minnet borcu vardır.
10 Kasım yaklaşırken ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet, minnet ve saygı ile anıyor, bu ülke için kan döken, can veren şehitlerimize ve gazilerimize rahmet diliyorum.
Mekanları cennet olsun.

Allah Atatürk düşmanlarına da Atatürkçülüğü kullanarak ona kötülük yapanlara da akıl fikir versin ve ıslah etsin. Gerçek Atatürkçülere de Atatürk’e ve ülkeye sahip çıkmak için güç kuvvet versin.