VAR MISINIZ OHAL’LE NORMALLEŞMEYE?

Ülkemizin bütünlüğü ve milletimizin birliğine kasteden 15 Temmuz saldırısı akabinde Devletimiz, ihanetin kaynaklarının kurutulması ve etkilerinin eritilmesine yönelik tedbirleri almaya başladı. Bunun için de 21 Temmuz 2016 tarihi itibariyle Bakanlar Kurulu tarafından Olağanüstü Hal ilan edildi.

Beş ayı aşkındır devam eden ve bir süre daha sürdürüleceği öngörülen OHAL uygulamaları kapsamında terör örgütlerine yönelik bir dizi tedbir alındı.

FETÖ kadrolarının kamudan tasfiye edilmesi ve finans kaynaklarının elenmesi anlamında, -ki bu ivedi tedbirlerin alınması, Devletimizin sıhhati için elzem bir durumdu- kamuoyunda yankı uyandıran bir çok icraat hayata geçirildi.

Ancak, FETÖ ile mücadele sürecinin, bazı hususlar itibariyle nizami yürümediği; özellikle kamuda gerçekleşen açığa alma ve ihraç tasarruflarında masumların mağdur edilmemesi ve kurunun içinde yaşın da yanmaması için özenli davranılmadığına sıklıkla şahit olundu.

Bu konular çok fazla yazıldı, çizildi, konuşuldu..

***

Pratik Bir Yönetim Şekli Olarak OHAL

Bu yazının konusunu, OHAL ile başlayan ve özellikle çalışma hayatında yeni tedirginlik ve kaygılara neden olan anormal duruma dair öneriler oluşturacaktır.

OHAL kanununun TBMM’de kabul edilmesi üzerine Başbakan Sayın Binali Yıldırım Meclis kürsüsünden yaptığı teşekkür konuşmasında "Devlet millete değil, kendisine olağanüstü hâl ilan etmiştir" diyerek sosyal hayatın kendi ahengi içerisinde devam edeceğini ifade etmişti.

Her vatansever gibi, Devletimizin terörle mücadelesine şartsız ve şüphesiz destek veriyoruz. Milli varlığımıza yönelik gerçekleştirilen aşağılık hain saldırı sonrasında Devletimiz tarafından OHAL kapsamında alınan tedbirleri de tabii ki doğru buluyoruz.

Aksi ne mümkün?

Ancaaak..;

Ancak, sonraki süreçte gördük ki, çıkarılan KHK’lar ile getirilen bazı düzenlemeler, hem çalışma hayatını hem de toplumsal yaşamı doğrudan ilgilendiren sonuçları ortaya çıkardı..

Rektör atama usulünün değiştirilmesi, sözleşmeli öğretmenlik ve sözleşmeli sağlık personeli istihdamının hayata geçirilmesi, öğretmenlik başta olmak üzere kamuya alımlarda mülakat yönteminin ihdas edilmesi, bir çok kamu kurumuna personel alımında KPSS şartının kaldırılması, kamu kurum ve kuruluşlarında yapısal değişikliklerin yapılması… vs. gibi FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadeleyle ilgisi olmayan birçok tasarruf OHAL KHK’ları ile hayata geçirildi.

Bu durum da; Hükümetin, OHAL koşullarında KHK’lar ile idare etmeyi PRATİK BİR YÖNETİM ŞEKLİ olarak benimsediği kanaatini oluşturmaktadır.

Bu, olmaz!

Bu görüntü, bir sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yakışmamaktadır.

Devletimizi yönetenler bir an önce bu hoş olmayan görüntüyü değiştirmelidir.

Devletimizin demokratik birikimine ve büyüklüğüne yakışır bir nizama derhal geçilmelidir.

***

Madem OHAL’deyiz; O Halde, OHAL’le Normalleşelim!

Madem, OHAL millet için değil, Devlet için ilan edildi;

Madem, OHAL KHK’larını pratik bir yönetme usulü olarak benimsedik..;

O halde önerimdir: Çalışma hayatında, OHAL ile normalleşme seferberliğini başlatalım!

Neden olmasın?

14 Yıllık devr-i iktidarınız süresince terörle mücadelede yapılan hataları ve eksikleri, şimdi KHK’lar ile temizlemeye çalışmıyor musunuz?

O halde gelin, iktidarınız süresince kamuda oluşturulan ötekileştirme ve ayrıştırmaları giderecek ve çalışma hayatında yeniden huzuru tesis edecek tedbirleri de OHAL KHK’ları marifetiyle hayat geçirelim.

Görüldü ki, AKP Hükümeti olarak 14 yıllık normal sürede bunu beceremediniz. Belki OHAL’in anormal koşullarında hatalarınızdan dönme imkanı bulursunuz; aynen terörle mücadelede olduğu gibi…!

Mesela mı?

Çok basit, eğitim camiasından başlayalım…

Hükümet tarafından, ivedilikle yeni bir Kanun Hükmünde Kararname yayınlanarak şu hükümlere yer verilsin:

-MEB, YURTKUR ve üniversitelere bağlı kurumlara çöreklenmiş sendika, vakıf, cemiyet görünümlü çeteler temizlenecektir.

-Biat ettiği parti/sendika/cemaat/sosyal oluşumun tetikçiliğiyle eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yapan yöneticiler hakkında idari/cezai işlem başlatılacak ve suçu sübut etmiş olanlar KHK’da ismi ilan edilerek görevden el çektirilecektir.

-İsimsiz ihbarlarla işlem yapan ve OHAL’i fırsatçılığa dönüştüren kamu yöneticileri hakkında derhal işlem başlatılacaktır.

-Öğretmen alımında yandaş kayırmacılığın mekanizması olan mülakat yöntemiyle alım kaldırılmıştır.

-KPSS’deki zaaflar giderilecek, personel temininde en objektif seçme yöntemi olarak KPSS tek alım metodu olarak uygulanacaktır.

-Memuru modern köle haline getiren sözleşmeli personel alımı durdurulmuş olup, tüm sözleşmeliler kadroya geçirilmiştir.

-Okul müdürü, müdür yardımcısı, şube müdürü dahil olmak üzere tüm eğitim yöneticileri objektif yazılı sınavlarla atanacaktır.

-MEB’de tüm yargı kararları uygulanacak, eğitim çalışanlarının hukuki kazanımlarına saygı gösterilecektir. Bundan sonra yargı kararlarını uygulamayan yöneticiler hakkında idari ve hukuki işlem yapılacaktır.

-Ücretli öğretmen istihdamına son verilmiştir. Bundan sonraki atama dönemlerinde ihtiyacı karşılayacak şekilde kadrolu öğretmen istihdamı yapılacaktır.

-Eş ve sağlık mazeretine bağlı tayin talepleri eksiksiz karşılanacaktır. Öğrenim durumu da mazeret tayinlerine dahil edilmiştir.

-Diplomaya bağlı alan değişikliği talepleri belli bir takvim dahilinde karşılanacaktır.

-Öğretmenlerin ek göstergeleri 3600’e yükseltilmiş, hizmetli personelin de ek göstergeden faydalanması sağlanmıştır.

-Yardımcı hizmetler sınıfı personelinin görev tanımları yapılarak angarya çalıştırılmaları engellenecektir. Bu personelin fazla mesai ve yıpranma durumları için idari ve ekonomik tedbirler alınacaktır.

-Yeterli sayıda hizmetli ve memur kadrosu bulunmayan okul bırakılmayacaktır.

-Tüm okullara ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde MEB bütçesinden ödenek tahsis edilecektir.

-Eğitim Öğretim Tazminatı, bir maaş tutarında ve ayrım yapılmaksızın tüm eğitim çalışanlarına ödenecektir.

-Ek ders ücretleri yüzde yüz oranında artırılmıştır.

-Sınıf öğretmenlerinin maaş karşılığı ders saati 15 olarak düzenlenmiştir.

-Öğretmenlerin hizmet yılına göre kariyer planlamaları yapılacaktır.

-Mahrumiyet derecesine göre öğretmenlere 1brüt asgari ücret ile 2 brüt asgari ücret oranında  zorunlu hizmet tazminatı ödenecektir.

-Zorunlu hizmetini tamamlamış öğretmenin atandığı yerde istediği kadar kalabilmesi onun bir kazanımıdır. Bu kazanımı engelleyecek rotasyon uygulaması gündemden çıkarılmıştır.

-Objektiflikten ve ölçülebilirlikten uzak performans değerlendirmesi uygulamadan kaldırılmıştır.

-Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet ve taciz vakalarında cezai düzenlemeler için Türk Ceza Kanunu’nda ivedilikle düzenleme yapılacaktır.

***

İşte böyle..

Çıkarın şu KHK’yı bakın ne güzel oluyor.

Nasreddin Hoca’nın dediği gibi, “Biraz da biz OHAL’ELİM”

Var mısınız?

 

Talip GEYLAN