İSTANBUL 1 NO’LU ŞUBE, HİZMETLİLER VE MEMURLAR UNUTULMASIN

İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Dr. Hanefi Bostan seçimler öncesinde siyasi partilerin beyan ettiği açıklamalar ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Bostan; “Sevincimiz buruktur. Nitekim büyük mağduriyetler yaşayan ve hiçbir ek göstergesi bulunmayan hizmetlilerin unutulması, Öğretmen, Hemşire, Polis ve Din Görevlileri dışındaki diğer memurların ek göstergelerinin artırılmasına yönelik bir beyanın bulunmaması bizleri üzmüştür.” dedi. Bostan açıklamasında şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilleri Seçimleri dolayısıyla Cumhurbaşkanı adayları ve seçime katılacak siyasi partiler Öğretmen, Hemşire, Polis ve Din Görevlilerine 3600 ek gösterge vereceklerini beyan etmektedirler. Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen olarak yıllardır verdiğimiz mücadelenin boşa gitmediğini görmek açısından sevindirici bir durumdur. Bunun seçimden önce gerçekleşmesini beklemekteyiz.

Sevincimiz buruktur. Nitekim büyük mağduriyetler yaşayan ve hiçbir ek göstergesi bulunmayan hizmetlilerin unutulması, Öğretmen, Hemşire, Polis ve Din Görevlileri dışındaki diğer memurların ek göstergelerinin artırılmasına yönelik bir beyanın bulunmaması bizleri üzmüştür. Hizmetlilere ek gösterge verilerek memur kadrosuna alınmasını ve ek göstergesi yükseltilmeyen memurların ek göstergesinin yükseltilmesini Türk Eğitim Sen olarak ısrarla talep etmekteyiz.

Bugün Üniversite, Kredi-Yurtlar, MEB, Üniversite Hastaneleri ve Sağlık Bakanlığı ile birçok Devlet Kurumunda hizmetli, teknisyen yardımcısı, bekçi, temizlikçi, kaloriferci, şoför, hasta bakıcı, hayvan bakıcısı, hademe, odacı,  bakıcı anne ve mübaşir olarak çalıştırılan yaklaşık 170 bin Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) personeli bulunmaktadır.

Yardımcı Hizmet Sınıfı personeli, Devlet Memurları Kanununa göre memur sayılmaktadır. Devlet memuru sayılmalarına karşılık, diğer memurların aldığı maaş kadar maaş alamamakta ve ek göstergeleri olmadığından emekli olduklarında da emekli aylıkları ve emekli ikramiyelerinin diğer memurlardan düşük olması sonucunu doğurmaktadır. Bu durum Yardımcı Hizmet Sınıfı personelinin ciddi anlamda mağdur olmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu sınıfta görev yapan memurların önemli bir kısmının fakülte, yüksekokul mezunu olmaları huzursuzluğu bir kat daha artırmaktadır.

Söz konusu mağduriyeti gidermek ve kamuda huzursuzluğu önlemek üzere geçmiş yıllarda Yardımcı Hizmet Sınıfı personelinden bazı hizmetliler ve kaloriferciler valilik oluruyla, son dönemde de hizmetli kadrosunda bulunan bazı şoförler MEB tarafından Genel İdari Hizmetleri Sınıfına geçirilip memur statüsüne alınmıştır. Sorunu kökünden çözmek üzere konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen 2005 Yılı Toplu Görüşmelerinde sorunu masaya taşıyarak Toplu Görüşme Mutabakat Metninde bir karara varılmasını sağlamıştı. Mutabakat Metninde yer alan karara göre; “Yardımcı Hizmet Sınıfında çalışanların öğrenim durumlarına göre diğer hizmet sınıflarına bir defaya mahsus olmak üzere sınavsız atanmaları sağlanacaktır”. Ancak gelen hükümetler bu kararı bugüne kadar uygulamamıştır.

Memur hizmet sınıfları arasında ek gösterge konusunda yaşanan bu eşitsizliğin giderilmesi açısından, Yardımcı Hizmetler Sınıfına dâhil kadrolarda görev yapan personele ek gösterge verilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ya da bu hizmet sınıfının kaldırılarak memur kadrolarına geçirilmeleri gerekmektedir. Kurumlar, Görevde Yükselme Sınavı yapmadığı, yaban kurumların da sınırlı kadrolar ilan etmesi ve sınavları uzun yıl aralıklarıyla yapmaları ve bu sınavlara giren hizmetlilere şube müdürlüğü sınavına girenlerle aynı soruların sorulması nedeniyle Yardımcı Hizmetler Sınıfı personeli mağdur olmaktadır. Bu sınıfta bulunan personele memurların yaptığı işler yaptırılmaktadır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin yapması gereken işler de Taşeron elemanları vasıtasıyla yaptırıldığı bilinen bir husustur.

Taşeron çalışanlarının kadroya geçirildiği bir dönemde, Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin memur kadrosuna geçirilmemesi ve bunlara ek gösterge verilmemesi büyük bir haksızlıktır.

Kamuda çalışan işçi ve memurlar arasında da ücret açısından ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların en önemlisi emekli ikramiyesi ve emekli maaşlarında açıkça göze çarpmaktadır. 5510 sayılı Kanun, işçiler ile memurlar arasında sosyal güvenlik ve emeklilik hakkı bakımından eşitlik getirmek amacıyla çıkarılmış olmakla birlikte Kanun, memurların haklarını budayarak işçilerle eşitledi ancak emeklilikte memurlar aleyhine ortaya çıkan çarpıklık düzeltilmedi.      

Ülkemizde memur, öğretmen ve öğretim elemanı emeklileri büyük bir haksızlığa uğratıldı. Devlet memurlarının çalışırken aldıkları maaş ile emeklilik maaşları arasında çok büyük farklılık ortaya çıktı. Memurlara çalışırken ek ödeme, bir kısmına döner sermaye, öğretmen ve akademisyenlere ek ders ücreti gibi ödemeler yapılırken; bu tür ödemeler prime esas kazançtan sayılmadı ve emekliliklerinde de bu ödemeler maaşlarına dâhil edilmedi. Yapılan bu tür ödemelerin emeklilik maaşlarına yansımaması, memurların çalışırken aldıkları maaş ile emekli maaşları arasında büyük bir uçurumun oluşmasına neden oldu. Bu nedenle, devlete yıllarca hizmet etmiş memurların emekliliklerinde yoksulluk sınırının altında maaş almaları kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıktı.

Çalışırken brüt maaşları ve çalışma süreleri aynı olan bir memur ile işçinin emekli olması durumunda, işçilerin emekli maaşının memurdan %15 ile % 60 oranında daha fazla olduğu bilinen bir husustur. Benzer durum emekli ikramiyelerinde de görülmektedir. Nitekim memurlar, işçilere oranla yarı yarıya daha az emekli ikramiyesi almaktadır.

Kamuda çalışma barışını sağlamak için söz konusu bu haksızlıkların biran önce giderilmesi gerekmektedir.”