GAZİANTEP ŞUBE, “8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN”

Gaziantep Kadın Komisyonu Başkanı Leyla Yıldız 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Yıldız, “Erkek ve kadın toplumda yan yana yürümelidirler.” dedi. Yıldız açıklamasında şu ifadelere yer verdi:  “Dünya kadınlar gününde siz fedakar, cefakar  şehidimin annesi eşi ve kız kardeşi ile birlikte olmaktan  büyük mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isterim.

“Kadına saygılı ol, çünkü o insan oğlunun anasıdır” demiş Hz. Ali.

Erkek ve kadın toplumda yan yana yürümelidirler. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 1934 yılında kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı vermiştir. İtalya bizden 14 yıl sonra, Fransa 17 yıl sonra,  Japonya ise 16 yıl sonra  İsviçre ise 31 yıl sonra bu hakkı vermiştir. Bugün geldiğimiz nokta maalesef çok acıdır. Çünkü Avrupa devletlerinin çok gerisindeyiz.  550 mebus olduğu Meclisimizde 82 kadın mebusumuz  ve sadece 2 kadın bakanımız vardır. 186 ülke içinde,  % 15  kadın mebus ile dünya sıralamasında 132. sırada yer alıyoruz. Avrupa ülkelerinde ise bu oran %25 civarındadır. Çalışma hayatında ise kamudaki personelin %37.14'ü kadındır. Bürokraside ise % 89.11 erkek yalnızca  %10.89'u kadındır.  Bu da ülkemizde kadına verilen değeri gösteren en çarpıcı tablodur. Veriler dikkate alındığında  Türkiye'nin medenileşme çabalarında hangi noktada olduğunu tahmin etmek pek de güç olmayacaktır.

Yine kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi, akraba evlilikleri, başlık parası üzerine kurulu evlilikler ve tüm bunların normalleştirilme gayretlerine de üzülerek şahit oluyoruz. İşte tam da bu noktada yapılması gereken ağır travma yaratan 18 yaş altında evliliklerin kesinlikle yasaklanması, yasağı delenlere karşı ağır cezai müeyyideler getirilmelidir.

M. Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği gibi: “Bir milletin medeniyetini ölçmek istiyorsanız kadınlara nasıl muamele edildiğine bakınız demiştir.”

Geçtiğimiz yılın adliye kayıtlarına bakarsak, 408 kadınımızın aile içi şiddete maruz kaldığını ve aramızdan ayrıldığını görürüz. Sadece şubat ayında 47 kadınımız maalesef sudan bahanelerle öldürüldü.

Bu ülke Özgecan Aslan’ı, Münevver Karabulut’u, Ayşe Paşalı’yı ve cinayete kurban giden daha birçok kadını unutmadı. Hunharca katledilen, şiddetsiz günü geçmeyen, korkutulan, sindirilen kadınlarımızı, çoğu zaman maalesef devlet bile koruyamamaktadır.

Buda yetmezmiş gibi daha yakın zamanlarda  yoğun olarak çocuk istismarı ve taciz olayları yaşanmıştır. Bu durumlar ülkem adına adeta bir utanç tablosu oluşturmaktadır.

Komşumuz  Suriye'deki iç savaşta yine mağdur olan taciz ve tecavüze maruz kalan ülkesini terk  edip göçmen konumuna düşen kadınlar ve maalesef çocuklardır. Afrin’deki terörle mücadelede kaybettiğimiz şehit askerlerimiz daha önceki yıllarda da teröre verdiğimiz kayıplarımızı düşündüğümüzde artık dünyanın yaşanılası bir dünya olmaktan çok  uzaklaştığını söyleyebiliriz.

Kadınlarımızda sendikalaşma oranı da çok düşüktür. Kamuda kadınların sendikalaşma oranı sadece yüzde 35’tir. Öte yandan sendikalı kadınlar içinde sendikal faaliyetlerde aktif olarak yeralan kadınlarımızın sayısı da ne yazık ki çok azdır.

Ülkemizi ve Dünyayı yöneten erkekler bu işi artık biz kadınlara bıraksınlar. Kadınların elinin değdiği her yer ve her şey çok daha güzel olacaktır.

Mustafa Kemal'in de ifade ettiği gibi” büyük başarılar kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.”

Unutmayalım ki; biz kendimizin kıymetini bilmezsek, kimse bizim kıymetimizi bilmez, ben bir kız çocuğuyum, ben bir eşim, ben bir anneyim, ben insanım ve en önemlisi ben bir kadınım.

Türk Eğitim-Sen olarak başta vatanımızın bölünmez bütünlüğü için şehit düşen kahraman Mehmetçiklerimizin polislerimizin anneleri, Şehit Annelerimiz olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, şiddet kurbanı kadınların değil, kadınların başarılarının konuşulduğu bir Türkiye görmeyi arzu ediyoruz.”