İZMİR 3 NO’LU ŞUBE, “YAPILANLAR BİZİ YILDIRMAYACAKTIR.”

İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Adnan Sarısayın, eğitimde yaşanan kadrolaşma, yönetici atama yönetmeliği ile ilgili açıklamalar yaptı. Sarısayın yaptığı açıklama şunları kaydetti: “Eğitim alanında yaşanan kadrolaşma aleni olarak ve fütursuzca 2014 yılındaki Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliğinde yaşanmış ve artçıları bu güne kadar süregelmiştir. Türkiye genelinde olduğu gibi İzmir’de de eğitim yöneticilerinin değerlendirilmesinde kıyım yaşanmıştır. Tüm amaçları liyakatli ve iş yapma yeteneği olan idarecileri bertaraf etmek olan ve benden olmayanın, benim sendikadan olmayanın yaşaması mümkün olmayacak anlamında uygulanan yönetmeliğin kimlerin ne saikle hazırladığını anlamak hiç de zor olmasa gerek. Geride kalan üç yılı aşkın süredir eğitim çalışanının kafası meşgul edilmiş ve eğitim yönetiminin ne yazık ki liyakatli ellerden çıkmasına neden olmuştur. Tüm amaçları vatanını, milletini ve devletini sevmek olan okul müdürlerine yapılan haksızlık üzerine sendikamız tarafından hukuk mücadelesi başlatılmıştır. Yandaş bir sendikanın güdümüne girmiş hak ve hukuktan uzaklaşmış İlçe Milli Eğitim Müdürleri ve Şube Müdürleri çoğunu tanımadıkları, beraber görev yapmadıkları, okul müdürlerine düşük puanlar vererek görevden alınmalarını sağlamış, yerlerine yandaşların atanmasını sağlayacak şartlar oluşturmuşlardır. Milli Eğitim tarihine idareci kıyımı olarak geçen ülke genelinde binlerce idarecinin görevden alınması ile sonuçlanan bu süreç Milli Eğitim Bakanlığının tüm hafızasını da yok etmiştir. Yandaş sendika üyeliği müdür olmak için geçerli sebep sayılmış ve liyakatsiz kişilere peşkeş çekilmiştir. Ülkemizin gelecek nesillerini yetiştirme görevi olan Milli Eğitim Bakanlığı ne yazık ki bir kaosa sürüklenmiştir. Türk Eğitim Sen olarak hukuki mücadelemiz neticesinde birçok okul müdürünün görevlerine dönmesi yönünde mahkeme kararları alınmıştır. Ancak yine birçoğu uygulanmamıştır. Nihayetinde bu kaos ortamının, yandaşlığın, kayırmacılığın baş aktörleri olan ve görevlerini kötüye kullanarak, “kul hakkı işte böyle yenir” diye cümle aleme gösteren İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin peşi bırakılmamıştır. Türk Eğitim sen üyesi arkadaşlarımızın açtığı ceza davaları sonucunda “Bu memlekette adalet henüz bitmemiş” dedirten kararlar çıkmaktadır. 08 Aralık 2017 günü yapılan son karar duruşmasında; 25 yıllık başarılı bir yönetici olan Türk Eğitim Sen Üyesi Güzelbahçe 60. Yıl Anadolu Lisesi Müdürü Ahmet MUŞTU’ ya 4 yıllık görev süresinin dolmasının ardından performans değerlendirmesinde 25 üzerinden sıfır puan veren dönemin Güzelbahçe İlçe Milli Eğitim Müdürü Bülent AKAN görevi kötüye kullanma suçlamasıyla yargılandığı davada 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Vatanını, milletini aşk ile seven, devletine bağlı, her işinde önce devlet-millet diyen başarılı okul müdürlerini sırf ağababaları harcayın diye emir verdiği için bir garabete imza atan bu şahıslar hak ettikleri cezayı almışlardır. “Mahkemeler puan vermemenin dayanağının somut bilgi ve belge ile açıklığa kavuşturularak ortaya koyulabilir olması gerektiğine karar vermiştir. Bu karar ile hak yerini buldu. Okul müdürleri hakkında objektif davranmayan milli eğitim müdürü, olması gerektiği gibi ceza almıştır” Türk Eğitim Sen ibretlik bir hukuk mücadelesinden bir kez daha muzaffer bir şekilde ayrılmıştır. Bir önemli ibretlik husus daha vardır. İzmir’ de okul müdürlerini bitirme-harcama vazifesi verilen ve hiç düşünmeden bu görevi kul hakkı tanımadan yerine getiren İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin neredeyse tamamı bugün görevde değildir. Demek ki neymiş; iradesizsen, koltuk için haysiyetini teslim edecek vaziyette isen, başkalarının doğrusu sırf menfaatin için senin doğrun oluyorsa, yandaşın bile olsa seni istemiyor. Haysiyet ve vicdan sahibi insanların yapamayacağı işlemlere imza atanlar aynı Bülent AKAN gibi eninde sonunda hak ettikleri muameleyi büyük Türk Milleti adına karar veren Mahkemelerimizden görecektir. Herkes bilmelidir ki; bu yapılanlar bizi yıldırmayacaktır. Hakkı tutup kaldırmak adına çıktığımız bu yolda hak yiyenlerle mücadelemiz devam edecektir. Hakkı, hakkaniyeti bilmeyenlere karşı hakla ve hakkaniyetle mücadele edilecektir. Çünkü; bizim en büyük silahımız hakka olan inancımızdır!”