AMASYA ŞUBE, 6. OLAĞAN GENEL KURULUNU GERÇEKLEŞTİRDİ.

Amasya Şube 6.Olağan Genel Kurulu 12 Kasım 2017 Pazar günü Amasya Ticaret ve Sanayi Odası Salonunda gerçekleşti. Kongreye Türk Eğitim Sen delegelerinin yanı sıra Milliyetçi Hareket Partisi Amasya İl Başkanı Sayın Kadir Kutay Samsun' Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkan Yardımcıları Sayın Erhan Demir ve Gani Aydin Türk Ocağı Başkanı Sayın Ahmet Zeytünlü, Türk Sağlık Sen Şube Başkanı Şemsettin Dümen, Türk Diyanet Vakıf Sen İl Temsilcisi Mehmet Yıldız, Türk Büro Sen İl Temsilcisi TC Muammer Tufanoğlu, Türk Kültür Sanat Sen İl Temsilcisi Fatih Çalışır ve Türk Tarım Orman Sen Temsilcisi Ümit Koca katıldılar.

Divan Başkanlığını Adnan Çakıcı ve Divan üyeliklerini de Sn. Süleyman Soydaş ile  Ayfer Gökçe'nin yaptığı kongrede seçime tek listeyle giren Şube Başkanı Kamil Terzi, yeniden 4 yıllığına Başkan seçildi.5.kez Şube Başkanlığına seçilen Kamil Terzi'nin listesi şu isimlerden oluşuyor:

Yönetim Kurulu Asil: Kamil TERZİ, Hasan Hüseyin AKTAŞ, Metin YEZEK, Ali KUZUCA, Osman Tamer ÜNAL, İlker ÖZEL, Berrin YILMAZ

 Yönetim Kurulu Yedek: Hilal ERBAŞ, Ömer KASAP, Hacı Bekir BULDU, Osman TULUM, Halil İbrahim SÖNMEZ, İzzettin KARAMANOĞLU, Murat AYDIN

Denetleme Kurulu Asil: Belgin GÜLEÇ, Ayhan YILMAZ, Yavuz KALLECİ, Kemal Deniz HAKVERDİOĞLU, Mustafa ŞEN

Denetleme Kurulu Yedek: Elem KAVAKLIOĞLU, İsmail KARLI, Malik COŞAR, Metin GÜLGEN, Hakan YAŞAR

Disiplin Kurulu Asil: Özlem KOÇ, Serdal ÇETİN, Tayfun TARHAN, Vahit BAŞ, Cafer TURGUT

Disiplin Kurulu Yedek: Selma Cansu DOĞAN, Ergün DEMİRCİ, Şükrü ÖZER, Mustafa AKYÜZ, Erdinç KARLI

Üst Kurul Delegeleri :Kamil TERZİ, Hasan Hüseyin AKTAŞ

Şube Başkanı Kamil Terzi'nin kongre konuşması ise aşağıdaki gibidir.

Değerli arkadaşlarım

Türk Dünyasının Lideri Başbuğ Alparslan Türkeş'in memurların örgütlenmesi talimatıyla 1989 yılında Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı ile başlayan serüvenimiz, 1992 yılında Türk Eğitim Sen’in ve diğer iş kollarındaki sendikalarımızın kurulmasıyla devam etmiş ve sendikalarımızın katılımıyla da konfederasyonumuz Türkiye Kamu Sen oluşturulmuştur. 9 yıl yasal alt yapısı olmadan elden toplanan aidatlar, evden getirilen sobalar ve odunlar, şahıslar üzerine kiralanan binalar, telefonlarla çok zor şartlar altında sürmüş ve nihayet 2001 yılında yasal bir statüye kavuşmuştur.  

Sendikamızın kuruluşunun ve bugünlere gelmesinin hemen her aşamasında yer almış birisi olarak bugün çok mutluyum. Bir elin parmaklarıyla gösterilecek o cefakar insanların oluşturduğu bu teşkilat, bugün ülkemizin her köşesinde örgütlenmiş; bütün baskılara, engellemelere rağmen 400 bin üyeye sahip Türkiye Kamu Sen ve 200 bin üyeye sahip Türk Eğitim Sen olarak yoluna devam etmektedir. Allah'a çok şükür bugün Ankara'da bütün sendikalarımızın ikamet ettiği 8 katlı Genel Merkez binamız, 120 yataklı 5 yıldızlı otel ayarında misafirhanemiz,  528 yataklı 11 katlı öğrenci yurdumuz, bir çok ilde kendimize ait hizmet binalarımız ve  araçlarımızla devasa bir sivil toplum kuruluşuyuz. Tabii ki en önemlisi de Türkiye’nin en güvenilir, en milli memur sendikasıyız.

Bu güce siz değerli arkadaşlarımız sayesinde ulaştık. Son 15 yılda bizim yaşadıklarımızı yaşayan hiçbir STK ayakta kalamazdı. Genel başkanından en ücra köşesindeki temsilcisine kadar teşkilatın her kademesindeki arkadaşlarımızın büyük gayretleri, fedakarlıkları ve dik duruşlarıyla; meselelere soğukkanlı, feraset içinde ve sabırlı yaklaşımlarıyla, en önemlisi damarlarındaki asil kanın verdiği cesaretle yolumuza devam ediyoruz. ’’Benim ilkem, önce ülkem’’ sloganıyla yola çıkanların elbette en büyük yardımcısı Allahu Teala’dır.

Teşkilat olarak hem Türkiye’de hem de Amasya’da en sıkıntılı günlerimizi 2013’ten sonra yaşadık. Kimi arkadaşlarımız bizi, sunulanlara değişip başka saflara geçti. Türkiye genelinde   de ciddi üye kaybımız oldu. Ne yetkiyi kaybettik, ama biz onurumuzu koruduk. Biz hep doğruları söyledik, hep milli kaldık, olaylara hep Türkçe baktık, değerlerimizi pazarlamadık, ’’Dinler arası diyalog olamaz’’ dedik, ’’Teröristle kucaklaşılmaz, ne mutlu Türk'üm diyene demek yasaklanamaz, bu işler devam ederse birliğimiz zarar görür, dirliğimiz bozulur’’ dedik. Biz bir kişi dahi kalsak yine aynı şeyleri söylerdik, bundan sonra olursa da yine aynı şeyleri söyleriz.

Biz hiç kimseyi kandırmayız, kimseye kumpas kurmayız, mertçe konuşur, aramızda hain barındırmayız. Ne devletimize, ne bayrağımıza, ne dinimize, ne ulu önder Atatürk'e, ne de devlet büyüklerimize kötü laf söylettirmeyiz. Mevzubahis vatan olunca ise her şey teferruat olur bize. En büyük özelliğimiz asla satmayız, satın alınamayız. Biz böyleyiz, bizi böyle yetiştirmişler, "Yılmayacağız, yıkılmayacağız, başaracağız, başaracağız, başaracağız." diye de yemin ettirmişler büyüklerimiz.

Bize göre haksızlığı hoş görmek, hukuksuzluğa karşı durmamak, rüşveti, adam kayırmayı davaya hizmet zannetmek; siyasi görüşüne, sendikasına, tipine, kıyafetine, rengine, inancına bakarak iş- aş vermeyi düşünmek de millete ihanettir.

Biz Türk Eğitim Sen olarak eğitim çalışanlarının mutluluğunun milletin mutluluğu olduğunu düşünmekteyiz. Bugüne dek maalesef mutlu edilmedik, aksine yapılan düzenlemeler mutsuzluğumuzu derinleştirdi. Ne 3600 ek gösterge alabildik, ne vergi dilimi meselemiz halledildi, ne de ekonomik bir iyileştirme alabildik, geçinememe korkusundan emekli bile olamıyoruz. Ülkemizi yönetenler bize açlığı, yoksulluğu reva gördüler. Geçim telaşından başka bir şey düşünmememizi istediler. Sözleşmeli, ücretli memurluk, öğretmenlik çıkardılar ki, karşılarında köle olunsun diye. Mülakat çıkardılar çocuklarımız işe giremiyor, performansla da iş güvencemiz tehdit ediliyor.

Bugün sendika olarak ardına düştüğümüz ve kazanıma çevirmeye çalıştığımız her hak için muhatabımız, siyasi erki elinde bulunduran hükümet olduğu için, taleplerimize verecekleri karşılıklara, takınacakları tavırlara göre yaklaşımlarımızı belirlemekte, değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşmaktayız. Siyasi parti değiliz, ancak ne var ki, memleketin içinde bulunduğu hâl ve geleceği ile ilgili görüş belirtmeyi de “hak” sayarız. Demokrasilerin vazgeçilmez örgütlü kurumlarından biri olarak sendikaların memleketin içinde bulunduğu duruma dair, iktidar sahiplerinin tasarruflarına dair görüş belirtmelerinden, kamuoyu oluşturmalarından daha doğal bir şey olamaz. Kimse bunu yadırgamasın. Bizden hiçbir zaman sessiz kalmamız, görmezden gelmemiz beklenmesin. Biz bunu beceremeyiz, yapımız buna müsait değil, al gülüm ver gülüm bilmeyiz, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla 3 buçuğa rıza gösteremeyiz. Biz Genel Başkanımız Sayın İsmail Koncuk' un dediği gibi adam gibi sendikacılık yaparız.

Değerli Arkadaşlarım,

Türk Eğitim Sen Amasya Şubesi olarak, genel merkezimizin izinde biz de adam gibi sendikacılık yapmaya gayret ettik. Yaptığımız işle özdeşleştik, sabahlara dek çalıştığımız da oldu, sabaha dek nöbet tuttuğumuz da oldu. Türkiye standartlarının üzerinde sendikacılık yaptık, eylemin de etkinliğin de, hak aramanın da en ilerisini yaptık. Hem öğrendik, hem öğrettik. Hamdık, piştik. Adam da tanıdık, kendimizi de tanıttık. Kazık da yedik, tecrübe de kazandık. Allah'a çok şükür, haram yemedik, hile yapmadık hiçbir arkadaşımızı satmadık. Kalleşçe davranmadık. Ne yaptıysak, açık bir şekilde herkesin, kamuoyunun gözü önünde yaptık, gizli işimiz olmadı. İnandığımız yolda engel tanımadan yürüdük. Hepsini, sizlere borçluyuz. Sizin verdiğiniz güçle yönetimde bulunan tüm arkadaşlarımın olağanüstü çabalarıyla bir dönemi daha yüzümüzün akıyla kapattık. Destek veren herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum, emeği geçen herkesten Allah razı olsun.

Bugün yeni bir başlangıca adım atıyoruz. Bütün Türkiye’de 11-12 Kasım’da tamamlanacak olan 6.olağan kongrenin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Eski yeni 34 arkadaşımızla yeni bir yürüyüş başlatacağız inşallah. Genel başkanımızın bir toplantıda bizden isteği her şube yönetimine bir kadın üye istiyorum talimatını da yerine getireceğiz. Biz zorunlu organların her birine bir kadın üye yazarak bu talimatı gerçekleştireceğiz inşallah.

Hepinize tekrar tekrar saygılar sunuyor ve sizden bize güvenmenizi istiyorum.

Türk Eğitim Sen Amasya Şubesi olarak, ne davamızdan ne de iddiamızdan vazgeçeceğiz. Enerjimiz var, potansiyelimiz var, iddialıyız. Her eğitim çalışanına ulaşacak, her gönlü kazanacak yeniden yetkili sendika olacağız. Sizin yüzünüzü kara çıkarmayacak, her platformda gür sesiniz olmaya devam edeceğiz. Konuşmamı bitirirken günümüzde çok ihtiyaç duyduğumuz bir hatırayı anlatacağım.

"Bir  TV Programına Abdurrahim Karakoç ve Âşık Mahzuni Şerif konuk olmuştu. Bu program büyük yankı uyandırmıştı. Türkiye’de böyle bir şey ilk defa oluyordu.

Programın başlangıcında, Âşık Mahzuni Şerif, Abdurrahim Karakoç için “Sevgili üstadım Karakoç sanat hayatına benden önce başladı. Ondan etkilenmedim desem yanlış olur.” derken Abdurrahim Karakoç ise Mahzuni için “Hemşerim olmasından gurur duyuyorum. İkimiz de kendi çizgimizde, yiğitçe mertçe, inandığımızı yorumladık, inandığımızı söyledik. Ama hiç kimseye zarar vermeyi hedeflemedik, yapıcı olduk.” diyordu.

Âşık Mahzuni Şerif, yine aynı programda Abdurrahim Karakoç için yeni yazdığı şu şiiri okuyordu.

Elbistan yiğidi Karakoç baba

Kumanyalar bizde azık değil mi?

Bizim yöremizin gerçek diliyle

Haksıza gözümüz kızık değil mi?

 

Atına binmeyi bilmeyen tatar

Kendi hayalinde ciritler atar

Beşimiz tok on binimiz aç yatar

Böyle bir sisteme yazık değil mi?

 

Sülalem sermemiş yırtılmış sergi

Vallahi dediğim değildir yergi

Hırsıza kaç kurtul, mazluma vergi

Böyle bir adalet kazık değil mi?

 

Az değildir Karakoç’ dan aldığım

Boşa mıydı Mahzunilik bulduğum

Sen ben söylemezsek kurban olduğum

Bizdeki ozanlık bozuk değil mi?"

Sağ olun, var olun, sağlıcakla kalın, ’’Ne mutlu Türk’üm diyene.’’