İSTANBUL 1 NO’LU ŞUBE, “ÖĞRETMENE PERFORMANS FETÖ’NÜN TUZAĞI MI?”

İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hanefi Bostan 2018 yılında öğretmenlere yönelik performans değerlendirme sistemini sert bir dille eleştirdi. Bostan, “Performans sisteminin Sicil sistemi uygulamasından farkı yoktur. Sicil sistemi iyi idi ise neden kaldırıldı? Liyakatın, başarının esas alınmadığı ve liyakat ve başarının da objektif kriterlerle ölçülmediği bir sistem çökmeye mahkumdur.” dedi. Bostan, açıklamasında şunları kaydetti: “Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Erzurum, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Mardin, Samsun ve Trabzon valiliklerine gönderdiği yazıda bu illerde 2017-2018 döneminde öğretmenlere yönelik performans değerlendirmesi için pilot uygulama yapılacağını duyurdu. Bu sisteme göre; okul müdürlerinin, velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin birbirine not vermesiyle öğretmenlerin performansı hesap edilecekmiş. Bütün ısrarlarımıza ve öğretmenlerin çığlıklarına rağmen henüz liyakat ve adalete dayalı bir yönetici atama sistemi oluşturamayan bir bakanlık bunu nasıl yapacak? Öğrencinin, velinin ve kumpas sonucunda atanan liyakat ve idari beceriden yoksun okul müdürlerinin vereceği performans notunun ne anlamı olabilir? MEB sessiz sedasız 29 Ekim 2017 tarihi itibarıyla https://opds.meb.gov.tr/ adresinden performans değerlendirme sayfasını açtı. Bu sayfaya girildiğinde okul müdürü, veli, öğrenci, öğretmen, zümre öğretmeni ve öz değerlendirme bölümlerinden, ilgili öğretmenle ilgili değerlendirme yapılabilmektedir. Bu değerlendirmeler neden ısrarla yapılmak istenmektedir? Güya bu değerlendirme sistemiyle, öğretmenlerin görevindeki gayreti, verimliliği, başarısı, bilgi ve beceri düzeyinin belirlenerek gerekli eğitim ihtiyacının tespiti ve buna yönelik tedbirlerin alınması hedefleniyor. Paralel yapının atamasını sağladığı okul müdürleriyle, öğrenci ve velinin vereceği notla mı öğretmenin başarısını ölçeceksiniz? Yazık, hem de çok yazık… Kriterleri belli olmayan performansın ölçümü nasıl yapılacaktır? Performansa itiraz mercii neresi olacaktır? Bu mercilerin güvenirliliği nasıl sağlanacaktır? Performans sisteminin Sicil sistemi uygulamasından farkı yoktur. Sicil sistemi iyi idi ise neden kaldırıldı? Liyakatın, başarının esas alınmadığı ve liyakat ve başarının da objektif kriterlerle ölçülmediği bir sistem çökmeye mahkumdur. Bu sistem aslında “kul hakkı” yemeyi meşrulaştırmak isteyen bir sistemdir. Kölelik sistemidir. Kul hakkı yemeyi meşru gören ve insanları köleleştiren bir sistemi kabul etmemiz mümkün değildir. Nitekim Marmara Üniversitesi, 2012 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere “Yetkinlik Bazlı Performans Değerlendirme Yönergesi” hazırlayarak yürürlüğe koymuştu. Ancak bu yönerge Marmara Üniversitesi personeli arasında büyük huzursuzluklara neden oldu. Nitekim değerlendirme yapacak amirler değiştirilerek, kanunlara aykırı olarak yetki farklı amirlere verildi. Fakülte, yüksekokul ve enstitü sekreterleri ile daire başkanlarının performans değerlendirmeleri Rektör’den alınarak Üniversite Genel Sekreteri’ne verildi. Genel sekreter, fakülte dekanlarından daha üst bir konuma getirildi. Personele özel hıncı olan bazı amirler bunu fırsat bilerek personelden intikam almaya başladı. Personele amirlerden biri memura 45 puan verirken bir diğeri 95 puan vermeyi uygun görmesine karşılık bunun neden böyle yapıldığı sorulmadı. Hatta daha ileri gidilerek “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan daha ağır yaptırımlar öngören Performans Yönergesi” ile personele zulüm yapıldı. Nitekim Yönerge ile “performans notu düşük olan memur ve sözleşmeli personelin durumuna ve uygulanacak yaptırımlara yer verildiği ve yetersiz / çok yetersiz olan personel için başka bir ita amirinin emrine (sürgün) atanmak ve/veya sözleşmesinin feshi” gibi ağır yaptırımlar ön görüldü. Yönergenin ilgili maddesine dayanılarak, sorgusuz sualsiz memurlar yıllarca çalıştığı yerlerden alınarak farklı birimlere sürgün edildi. Hatta daha ileri gidilerek, hak etmedikleri halde FETÖ örgütünün mensuplarına kadro açmak için, üniversite personeli istifaya ya da emekliye zorlandı. Birçok FETÖ mensubu fakülte, yüksekokul, enstitü sekreteri ve şube müdürü yapıldı. Bir sendika üyemiz İstanbul İdare Mahkemesi’ne başvurarak performans yönergesi ile kendisi aleyhinde tesis edilen işlemin iptalini talep etti. İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nde yürütmeyi durdurma talebi ile açılan davada, mahkeme 2012/2342 Esas Nolu kararıyla 17 Ocak 2013 tarihinde “hukuka aykırı olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulmasına oy birliği ile karar” verdi. Sendikamız yoğun mücadeleler sonunda bu yönergenin 2014 Yılı 2. Dönem Kurum İdari Kurullarında aldırdığı kararla tamamen kaldırılmasını sağladı. Öğretmene performans da öğretmenlerle bakanlığı karşı karşıya getirip MEB’i çökertmeye yönelik FETÖ’nün tuzağı olmasın? Nitekim FETÖ’nün kripto elemanlarının MEB’de hala etkin görevlerde olduğu dilden dile dolaşmaktadır.”