GAZİANTEP ŞUBE’DEN, MİLLİ EĞİTİME TEMSİLİ KARNE

Gaziantep Şube, 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılının sona ermesi dolayısıyla Gaziantep Milli Eğitiminin Başarı Durumu ile ilgili bir karne yayınladı. Karnede temsili 24 ders yer aldı. 5’lik not diliminin kullanıldığı karnede Atatürk’e ve Cumhuriyet’e hakarete sessiz kalma becerisi, Atatürk Düşmanı ve Cumhuriyet karşıtı dernek ve vakıflara öğrenci yönlendirme, yandaş FETÖ’cüleri siyasi korumayla görevde tutma iddialarına kayıtsız kalma, FETÖ’cü avı projesinde ihbar ve iftiralarla masumların ekmeğinden etme becerisi, fen liselerini itibarsızlaştırma becerisi, eğitim çalışanlarının hakkı olan ödüllerin yandaşlara verilmeye devam edilmesi, Sakarya İlkokulu isminin paraysa satılması, eğitim çalışanlarının lojmanlarının yıkılarak çalışanların ortada bırakılması gibi derslere 5 tam puan verildi. Gaziantep Şube, OHAL’i fırsata çevirip eğitim çalışanlarında sanal korku oluşturma berecisi dersine 10 puan verip özel not olarak belirledi. Gaziantep Şube, memur, hizmetli ve yardımcı personel açığının kapatılmasına sıfır, Gaziantep’te normal eğitime geçilmesi için yapılan çalışmalara 2 puan verdi. Gaziantep Şube Başkanı Bekir Avan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Türkiye’mizin yanıbaşındaki Ortadoğuda ve dünyada son yıllarda kaos ve kargaşa devam etmektedir. Devletlerin sınırları değişmekte, terör ve tehditle uluslararası güç odakları dünyanın güvenliğini bozmaktadırlar. Durum ve hal böyleyken, Türkiye’de yıllardır teröre karşı yeterli bilinç oluşturulmadı. Güvenlikçi politikalar denilip alay edilerek, Ülkemizin güvenliği önemsenmedi. Ta ki, 15 Temmuz 2016’daki hain FETÖ darbesine kadar. Peki öncesine bakarsak; Milli Güvenlik derslerinin bile kaldırıldığı, FETÖ’cülere Ülkemizin tüm kurumlarının teslim edildiği, PKK terör örgütüyle müzakere yapıldığı, Türkiye Cumhuriyeti (T.C) tabelalarının indirildiği bir dönemden geçtik. Böyle bir dönemde terör grupları insanımızı yönlendirip devletine karşı hale getirebildiler. Bu yaşananlar sonrasında, öğrenciden, veliye, öğretmene ve tüm eğitim çalışanlarına varana kadar eğitim sisteminin olumsuz etkilendiği bir yıl yaşadık. Çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği Ülkemizin geleceğidir. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı eğiterek, yarınlara hazırlıyoruz. Vatanın bütünlüğünün, milletin istiklalinin önemini tüm öğrencilerimize ve halkımıza öğretmeliyiz. Birliğin, beraberliğin, demokrasimizin, milli bayramların, değerlerin yaşatılmasının Ülkemizin ve insanımızın güvenliği için son derece önemli olduğunu öğrencilerimize ve herkese anlatmalıyız, öğretmeliyiz. Neden mi? Bir daha 15 Temmuzları yaşamamak için. Bütün vatandaşlarımızın ve Ülkemizin güvenliğini, geleceğini düşünmek ve planlamak zorunda olduğumuz için. Eğitim-öğretim yılının sonuna geldiğimiz bu günlerde geriye dönüp baktığımızda, eğitim çalışanları olarak hiç yaşamak istemediğimiz bir yıl oldu 2016-2017 eğitim-öğretim yılı. Bu yılda eğitim çalışanları ve Türkiye’de yaşayan herkes adeta korku tüneline alınıp sürekli korkutuldu. Ülkemizde suç işleyenler, Devletimize ve milletimize kast edenler, darbeciler, vatan hainleri korksun elbette. Suç işleyenler cezalarını da çeksinler elbette. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Devletimize sadakat bağıyla bağlı, vatanına, milletine hizmet etmeyi şeref bilen eğitim çalışanları ve öğretmenler neden korksun? Oluşturulan korku iklimi, suçlu ile suçsuzun birbirinden ayrılamaması, bir çok öğretmeni, çok sevdiği mesleğinden ayrı kalmak zorunda bıraktı. Bir çok öğretmen de suçu olmadığı halde günlerce gözaltında tutuldu. Suçu olmadığı halde bu tür uygulamalara maruz kalan eğitim çalışanlarının itibarları yerle bir edildi. Bu manzarayı gören eğitim çalışanları ve öğretmenler panik içerisinde görevlerini yaptılar. Kısacası bu eğitim-öğretim yılı korkuların kaygıların yaşandığı bir yıl oldu. Milli Eğitim Bakanlığının 15 Temmuz 2016’dan sonra öğretmenliği sözleşmeli hale getirmesi ve öğretmenlerin KPSS puanı değil de mülakatla atamalarının yapılması herşeyden önce bir adaletsizlik ve ayrımcılıktır. Öğretmenlikte sözleşmeliliğin dayatılmasını asla doğru bulmuyor ve kabul etmiyoruz. Mülakat ise başlı başına bir ayrımcılık ve yandaş uygulamadır. Kabul edilmesi de mümkün değildir. Yine Milli Eğitim’de Şube Müdürlüğü, Müdürlük, müdür yardımcılığı ve neredeyse tüm atamalar ve görevde yükselmeler mülakatlı hale getirildi. 15 Temmuz’u yaşayan bir Ülke olarak yaşananlardan ders çıkarmamış gibi bu uygulamaların yapılmaya devam edilmesi son derce yanlıştır. 15 Temmuz 2016’dan sonra herkesçe kabul gören ve olması gereken uygulama devlette ehliyet ve liyakatin esas alınmasıdır. Devletin her kademesinde ehliyet ve liyakate göre görevde yükselmelerin sağlanması gerekir. Ehliyet ve liyakat uygulamasının olmadığı bir sistemde, herkes bir yerlere yakın ve yandaş olabilir. Devleti yandaşlara ve yetersiz insanlara teslim etmiş olursunuz. Bir gün de bakarsınız ki, bu yandaşların bir grubu FETÖ’cü, bir grubu başka bölücü örgütlerin üyeleri olur, darbe yaparak devleti ele geçirmeye çalışırlar. Yaşananlardan asla ders çıkarmamış gibi Devletimizin yönetilmesi ve Milli Eğitim’deki yanlış uygulamalar, kamuda yapılan ayrımcılıklar Ülkemizin geleceğini tehdit etmeye devam ediyor. Devlette hiç kimse imtiyazlı olmamalıdır. Uygulamalar herkese eşit ve adil olmalıdır. Aksi takdirde Milli Eğitimin falanca paydaşları, siyasi iktidarın filanca yandaşları anlayışıyla ehliyetli, liyakatli olanların değil de imtiyazlı olanların işe alındığı, öğretmen atandığı, devletin diğer kurumlarına atandığı ve görevde yükseltildiği, bir zümrenin devlette hakim hale getirildiği bir yapılanma, yeni felaketler oluşturur. Yaşananları eğitimciler olarak yakından takip ediyoruz. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı yarınlara hazırlamaya devam edeceğiz. Ancak eğitim çalışanları olarak yaşadıklarımızı ve yaşamaya devam ettiklerimizi de yok sayamayız. Bunun için de diyoruz ki; Eğitimde ve kamuda ayrımcılık ve yandaşlık değil, nitelik arttırılmalıdır. Sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen atmasına derhal son verilmeli, atamalar KPSS puanına göre yapılmalıdır. Okullaşmada sadece imam hatiplerin değil, tüm eğitim kurumlarının ve bütün öğrencilerin önemli olduğu herkese hissettirilmelidir. Başöğretmenimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyeti Devletimize, Türk Büyüklerine, Ülkemizi yönetenlere ve yönetmekte olanlara hakaretlere sessiz ve tepkisiz kalınmamalıdır. Atatürk ve Cumhuriyet karşıtları oluşmasına seyirci olunmamalıdır. Okullarda eğitim çalışanları için güvenli çalışma ortamı, öğrencilerimiz için güvenli, ve donanımlı eğitim-öğretim ortamı oluşturulmalıdır. Gaziantep’te ve Türkiye genelinde eğitimin her kademesi yandaş kuşatması ve hakimiyeti görüntüsünden kurtarılmalıdır. Eğitim çalışanlarına baskı ve mobbing uygulanmasına derhal son verilmelidir. Yandaş ve paralel sendikaya zorla ve baskıyla üye yapılmasının himaye edilmesi ayıbına derhal son verilmelidir. Eğitimi bitirmek için yandaş ve liyakatsiz yönetici atanmasından derhal vazgeçilmelidir. Milli Eğitimde ve Devletin her kademesinde sözde “Yenikapı Ruhu”, gerçekte ise yandaş ve parti devleti uygulamasından derhal vazgeçilmelidir. OHAL’i fırsata çevirip, eğitim çalışanları üzerinde korku ve tedirginlik oluşturulmasından vazgeçilerek, OHAL uygulamasına son verilmelidir. İl ve İlçe Milli Eğitim Yöneticileri aracılığıyla baskı oluşturarak, okullarda sınıflara kumbara konulup, öğretmenlere para toplatma dayatmasına derhal son verilmelidir. Gaziantep’te FETÖ’den devralınan okulların sadece İmam Hatip yapılmasından vazgeçilmeli, FETÖ’den devralınan öğrenci yurtları dini gruplara peşkeş çekilmemelidir. Yıllardır devam eden eğitim çalışanlarının hakkı olan ödüllerin yandaşlara verilmesi uygulaması ve ayıbına derhal son verilmelidir. Şahinbey İlçesindeki Sakarya Ortaokulu’nun adının parayla satılması uygulaması iptal edilerek okulun ismi tekrar geri verilmelidir. Şahinbey, Karataş, Akkent Mahallesindeki Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi için yapılan ve tüm ek binalarıyla MTAL için uygun olan okulun, TÜRGEV’in baskısıyla İmam Hatip yapılması için atıl ve kapalı tutulmasından vazgeçilmelidir. Okulun yaklaşık iki yıldır kapalı tutularak çürümeye bırakılmasının sorumluları kimlerdir? Gaziantep’te ve Ülke genelinde il içi ve il dışı rotasyon uygulamasına son verilmelidir. Bütün hepsinin Devletin okulları olmasına rağmen, okullar arasında bariz bir şekilde yapılan ayrımcılıklara son verilmelidir. Gaziantep’teki öğretmen lojmanlarının yıkılmasından vazgeçilmeli ve her ilçede eğitim çalışanları ve öğretmenler için yeterli sayıda lojman yapılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2019’da normal eğitime geçilmesi hedefinin Gaziantep’te yakalanması için yeteri kadar okul ve derslik yapılmalıdır. Okullarda neredeyse yok denecek kadar sayıca az olan memur, hizmetli, yardımcı ve teknik personel açığı mutlaka kapatılmalıdır. Okulların durumu incelenerek okullara güvenlikçi kadrosu tahsis edilmelidir. Okullara yeteri kadar ödenek verilerek, okullarda toplanılan özellikle temizlik parası v.b paraların toplanmasına son verilmelidir. Gaziantep’te ve Türkiye genelinde her branşta ve yeteri kadar öğretmen ataması yapılmalıdır.”