İkili öğretim sistemindeki okullarımız, taşımalı eğitim yapan bölgelerimiz; bölgeler, iller ve hatta ilçeler arası öğretmen dağılımındaki adaletsizliklerin varlığı düşünüldüğünde yaşanan öğretmen açığı daha net görülecektir.
Türk Eğitim-Sen, bu konuda defalarca basın açıklaması yaparak kamuoyu desteği oluşturmaya çalışmış, bizzat okullarda alan araştırmaları yaptırarak elde ettiği verileri yetkililerle görüşmüş ve ivedi tedbirlerin hayata geçirilmesini talep etmiştir. Her atama dönemi öncesi Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak, kitlesel basın açıklamaları ve eylemler yaparak olabildiğince fazla sayıda öğretmen ataması yapılmasını talep etmiştir.
Sendikamız, bunların yanı sıra öğretmen adaylarının sözleşmeli ve ücretli olarak atanmasına da en sert şekilde karşı çıkmıştır. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğin bir kölelik düzeni olduğunu ve öğretmen atamasının yalnızca kadrolu statüsünde yapılabileceğini savunan Türk Eğitim-Sen, bu konuda davalar açmış ve kazanmış; 2005 yılından bugüne kadar ortaya koyduğu bir çok eylem ve basın açıklamasıyla öğretmen adaylarının sesi olmaya gayret göstermiştir. Nitekim en son olarak, Merkez Yönetim Kurulu üyelerimizin 21.02.2008 tarihinde Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik’i ve 02.04.2008 tarihinde de MEB Müsteşarı sayın Muammer Yaşar Özgül’ü ziyaretlerinde de bu konu tekrar gündeme getirilmiştir.
Ancak tüm bunlara rağmen sendikamız, bazı öğretmen adayı arkadaşlarımızın sitemlerine de maruz kalmaktadır. Örneğin 26 Nisan 2008 tarihinde memuruz.net isimli sitede yayınlanan bir haberde şu ifadelere yer verilmiştir: “Yetkili sendika olarak MEB’le direk bağlantısı olan tek sendika Türk Eğitim-Sen Milli Eğitim Bakanlığı ile yılda iki kez toplantı yapıp sorunları aktarıyor. Sendika sunduğu 13 sayfalık raporda her türlü sorunu Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığına sunmuştur. Fakat atanamamış, işsiz ve ücretli öğretmenlerin sorunlarından bir cümle dahi belirtmemiştir. Yetkili sendikanın bu raporu atanamamış, işsiz ve ücretli öğretmenleri kapsamayarak bizce eksik bırakılmıştır.”
İçerisinde bulundukları sıkıntılı durumdan dolayı haklı olarak görüşlerini ifade eden aday öğretmen arkadaşlarımızın şunu bilmeleri gerekmektedir:
Kurum İdari Kurulu Toplantılarının usul, zaman ve içeriği; TBMM’de 25.06.2001 tarihinde kabul edilen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 22. maddesi ve 09.11.2001 tarih ve 24578 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Kurum İdari Kurulları, Yüksek İdari Kurul Ve Uzlaştırma Kurulu’nun Teşriki İle Çalışma Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” ile belirlenmiştir. Kanunun “Kurum İdari Kurulları” başlıklı 22. maddesinde ise aynen şöyle denilmektedir: “Kurum düzeyinde kamu görevlilerinin çalışma koşulları ve kanunların kamu görevlilerine eşit uygulanması konularında görüş bildirmek üzere, eşit sayıda kamu işveren vekili ile en çok üyeye sahip sendikaca, üyeleri arasından belirlenen temsilcilerin katıldığı kurum idarî kurulları oluşturulur. Bu kurullar yılda iki kez toplanır.”
Yani kanun ve yönetmelikler KİK Toplantılarının usul ve içeriğini belirlemekte ve belli bir çerçeve getirmektedir. Bu çerçeve içerisinde, yalnız kurum içerisinde çalışanların talepleri ve çalışma hayatından kaynaklanan sorunları toplantı gündemini oluşturmaktadır. Bunun dışındaki hususların, ilgili kanun ve yönetmelikle oluşturulmuş bu düzlemde karşılığı bulunmamaktadır. Fakat bu sınırlamaya rağmen sendikamız, eğitimi ve eğitim çalışanlarını ilgilendiren her konuyu masaya taşımaya büyük önem vermekte ve fırsat buldukça da öğretmen adayı arkadaşlarımızın durumlarını ilgililerin gündemine getirmektedir.
Öğretmen adayı arkadaşlarımız şundan emin olsunlar ki, Türk Eğitim-Sen, onların meselelerini de kendi meselesi olarak kabul etmekte ve her düzeyde gündeme getirmektedir.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm eğitim çalışanlarının ve adaylarının en güçlü sesi Türk Eğitim-Sen olacaktır.