Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun, 21-22 Nisan tarihlerinde Adıyaman’da bir dizi istişarede bulundu. Adıyaman Şube Başkanı İbrahim Ertaş ve şube yönetim kurulu üyeleri ile birlikte okullarımızı ziyaret eden Dolgun, daha sonra Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürü Ali Tosun ve Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş’i ziyaret etti. Dolgun, ardından Adıyaman Şubenin düzenlediği istişare toplantısına katıldı.
Toplantıda Adıyaman şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe ve işyeri temsilcileri, denetleme ve disiplin kurulu üyeleri, şube kadın komisyonu üyeleri ile üyelerimiz yer aldı.
Şiddetin önlenmesinde toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.
Toplantıda bir konuşma yapan Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun, eğitimde yaşanan şiddet olaylarına değindi. Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıları şiddetle lanetleyen Dolgun, alınması gereken tedbirlerin önemine dikkat çekti. Bugün devlet düzeyinde bazı tedbirlerin kamuoyuna da açıklandığını hatırlatan Dolgun, bu tedbirlerin kesintisiz ve ciddiyetle uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Eğitimde yaşanan şiddet hadiselerine yönelik geliştirilecek düzenlemelerin yalnızca caydırıcılık açısından değil, aynı zamanda eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin kendilerini güvende hissedecekleri bir çalışma ortamının tesis edilmesi bakımından da büyük önem taşıdığını ifade eden Dolgun, tüm paydaşların iş birliği ve kararlılıkla hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Bu süreçte eğitim çalışanlarının hak ve itibarının korunmasının, disiplin yönetmeliklerinin yeniden ele alınmasının, okullarda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesinin, okullara kolluk kuvveti desteği sağlanmasının, güvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde alınmasının, okulların kameralarla donatılmasının, ailelerin bilinçlendirilmesinin ve ihmali görülen ailelere yönelik rehabilitasyon süreçlerinin işletilmesinin, Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesinin, sanal oyun ve platformların denetlenebilir hale getirilmesinin ve acil kod uygulamasının devreye alınmasının önemine dikkat çeken Dolgun, bu adımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Dolgun, eğitimde şiddetin önlenmesinde toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, Milli Eğitim Bakanlığı, okul, aile ve öğrenci arasında; yani tüm eğitim paydaşları arasında güçlü bir iş birliği oluşturulmasının da, eğitimin geleceğine büyük bir yatırım olduğunu söyledi.
Proje okullarında yönetici atamaları Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliği’ne tabi olmalıdır.
Eğitimin diğer önemli sorunlarına da değinen Dolgun, liyakat ve ehliyeti esas alan bir yönetici atama sürecinin en büyük beklentilerinden biri olduğunu vurguladı. Özellikle proje okullarında yönetici ve öğretmen atama süreçlerinde liyakatin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Dolgun, “Türkiye’nin en yüksek puanla öğrenci alan bu okullarında yaşanan keyfiyet artık kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Yönetici ve öğretmen atamalarının keyfi uygulamalar, liyakatten uzak bir süreci beraberinde getirmekte; bu durum çalışma barışını zedelemekte ve okulları farklı yapıların müdahalesine açık hale getirmektedir. Oysa bu kurumlarda siyasi ve ideolojik yaklaşımların etkili olmasına asla izin verilmemelidir” dedi.
Bu okullara yapılacak yönetici atamalarının Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliği’ne tabi olması gerektiğini belirten Dolgun, öğretmen atamalarında da tamamen sınav başarısının esas alınmasını istedi.
Aile birliği Anayasanın teminatı altındadır.
Dolgun, sendikamız üyelerinin, norm kadro fazlası oldukları gerekçesiyle re’sen ve aile birliği mazeretine uygun olmayan yerlere atanmasına ilişkin açılan davalarda, yargı tarafından yürütmenin durdurulması yönünde kararlar verildiğini hatırlatan Dolgun, “Kararlarda, aile birliğinin sağlanmasının anayasal bir hak olduğu vurgulanmakta; dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, söz konusu işlemin uygulanması halinde davacının Anayasa ve ilgili mevzuatla korunan aile bütünlüğü ile manevi varlığı açısından telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceğine dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda yargı kararlarının dikkate alınması gerekmektedir.” dedi.
Dolgun ayrıca, özür grubu mağdurlarının da aileleriyle bir araya gelmesi sağlanması, bu noktada mağduriyet oluşmaması için il/ilçe emri mutlaka getirilmesini istedi.
Dolgun sözlerini şöyle sürdürdü: “Unutulmamalıdır ki aile birliği, Anayasa’nın teminatı altındadır. Anayasanını 41. maddesi, “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” der. Bu noktada, ailelerin bir arada tutulmasını sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerekli düzenlemeleri yapması ve aile birliğini önceleyen bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşımaktadır.”
Kurban Bayramında müjde bekliyoruz.
Yılda iki kez işçi, işçi emeklileri ve memur emeklilerine verilen bayram ikramiyesinden görev başındaki memurların yararlanamadığını hatırlatan Dolgun, bunun adalet anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti. Dolgun, “Bayram ikramiyesi uygulamasında ne yazık ki aktif olarak görev yapan çalışanlar kapsam dışında bırakılmaktadır. Bu durum, çalışan kamu görevlileri açısından eşitsizlik duygusuna neden olmaktadır” dedi. Devletin, görev başındaki memurlara da bayram ikramiyesi verebilecek güce sahip olduğunu belirten Dolgun, bu uygulamanın genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Dolgun, “Gelin, görevi başındaki memurlara da bu Kurban Bayramı öncesinde müjde verin ve bayram ikramiyesi uygulamasını başlatın!” ifadelerini kullandı.
Akademik zam istiyoruz.
Üniversitelerle ilgili de çarpıcı açıklamalarda bulunan Selahattin Dolgun, akademik ve idari personelin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Akademisyen maaşlarının mevcut ekonomik koşullar karşısında yetersiz kaldığını belirten Dolgun, bu durumun başarılı öğrencilerin akademik kariyer yerine daha yüksek gelir elde edilebilecek farklı mesleklere yönelmesine neden olduğunu ifade etti.
Bunun Türk üniversitelerinin geleceğini doğrudan etkileyen kritik bir sorun olduğunu vurgulayan Dolgun, “Akademik zam talebimizi görmezden gelmeyin. Bilim üretmesi gereken bu insanların aklı fikri geçim derdindeyken nasıl bilim üretecek, üniversiteleri gelecek yüzyıllara taşıyacak ve nitelikli, donanımlı insan kaynağını nasıl yetiştirecek?” diye sordu.
13/b görevlendirmelerin rıza şart olmalıdır!
13/b maddesi kapsamında yapılan geçici görevlendirmelerde, personelin açık rızasının alınması zorunlu hale getirilmesini isteyen Dolgun, “Geçici görevlendirme süreçleri keyfi uygulamalardan arındırılmalıdır” dedi.
Görev tanımlarının güncel ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden ele alınması; gerektiğini de bildiren Dolgun, “Görev tanımlarının belirsiz olması nedeniyle personelin uzmanlık alanı dışında çalıştırılması uygulamasına kesin olarak son verilmelidir. Her personelin, eğitim durumu, mesleki yeterliliği ve unvanı doğrultusunda istihdam edilmesi sağlanmalıdır. Bu düzenleme hem hizmet kalitesini artıracak hem de verimliliği sağlayacaktır” dedi.
Dolgun; yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan personelin eğitim durumu ve mezuniyet alanları dikkate alınarak, sınavsız şekilde bir üst kadroya geçirilmesine imkân tanıyacak düzenlemeler yapılmasını da istedi.















