STRATEJİ GELİŞTİRME TOPLANTILARIMIZIN ÜÇÜNCÜSÜ GAZİANTEP’TE YAPILDI

Toplantıya Genel Sekreterimiz Yaşar Yeniçerioğlu ve Genel Teşkilatlandırma Sekreterimiz Mustafa Kızıklı’nın yanı sıra Gaziantep, Kilis, K.Maraş-1, K.Maraş-2, Şanlıurfa, Adıyaman, Elazığ, Malatya sendika yöneticilerimiz ve Kadın Komisyonu başkan ve üyelerimiz katıldı katıldı.

Gaziantep Şube Başkanımız Bekir Avan’ın açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda Genel Sekreterimiz Yaşar Yeniçerioğlu konuşma yaptıktan sonra, toplantının yönetimini Genel Teşkilatlandırma Sekreterimiz Mustafa Kızıklı devam ettirdi.

İstatistiklerin değerlendirilmesi, eğitim faaliyeti ve beyin fırtınası şeklinde geçen toplantıda bütün sendika yöneticilerimiz fikirlerini belirttiler, avantajlar ve dezavantajlar belirlendi, önümüzdeki süreçte yapılacak çalışmalar ve stratejiler tespit edildi, kararlar alındı.

Tam gün süren toplantı sonunda, yapılacak çalışmalarla önümüzdeki süreçte bölgedeki üye sayımızın en az %25 oranında artırılacağı konusunda görüş birliğine varıldı.

Toplantı günü öğle arasında Gaziantep Şubemizin organize ettiği yürüyüş ve kitlesel basın açıklaması eylemi de gerçekleştirildi.

Gaziantep’te Şehitler Abidesi önünden Atatürk Abidesi Meydanına sloganlar ve pankartlar eşliğinde yapılan coşkulu yürüyüşten sonra kitlesel basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasını yapan Genel Teşkilatlandırma Sekreterimiz Mustafa Kızıklı; Ermenilerden özür dileyen gaflet ve hıyanet içindeki karanlık gurubu, Türk Eğitim-Sen olarak nefretle kınadığımız belirti, AKP iktidarının ve Milli Eğitim Bakanlığının olumsuzluklarını eleştirdi. Ayrıca Gaziantep Valiliğinin ve Milli Eğitim Müdürlüğünün olumsuzluklarını basına ve kamuoyuna anlattı.
Kızıklı şöyle konuştu;

Aziz Milletimiz,  Sayın Basın Mensupları;
Hıyanetin çeşitli versiyonlarına sürekli şahit olduğumuz ülkemizde, şimdi de Ermenilerden özür dileyen bir karanlık gurup yeni bir hıyanet versiyonuyla karşımızdalar. Öncelikle kendi kendilerine “aydın” yakıştırması yapan bu karanlık gurubu ve bu özür dileme kepazeliğine destek olanları nefretle kınıyoruz. Büyük Türk Milletinin hiç kimseye özür borcu olmadığı gibi, asıl; tarihte büyük soy kırımlara uğramış olan milletimizden bütün Dünya özür dilemelidir.
Bu bağlamda, Ermeni tezlerini destekler nitelikte, okul kitaplarımızda Ağrı Dağının adını “Ararat” olarak yayımlayan Milli Eğitim Bakanlığının faaliyetlerini de bütün milletimizin dikkatine sunuyor ve kınıyoruz.

Sayın basın mensupları;
Ülkemizde yediden yetmişe herkesi ilgilendiren, geleceğimizi, çocuklarımızı, istikbalimizi, anneleri, babaları yakından ilgilendiren Milli Eğitimimiz konusunda artık sözün bittiği yere gelinmiştir.
2002 yılından beri hak-hukuk dinlemeyen, eğitime ve eğitimcilere husumet içinde tavırlar sergileyen bir AKP’li Milli Eğitim Bakanına tahammül etmek zorunda kaldık. Bu ülkede herkesi yakından ilgilendiren Milli Eğitimimiz, tek vasfı parti yandaşı olmak olan, bilgisiz, beceriksiz, yandaş kadrolara emanet edilmiştir. Şimdiye kadar eğitimciler lehine bir tek icraatına şahit olmadığımız Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, adeta, bütün eğitimcileri, öğretmenleri kendisine hasım ilan etmiştir. Öğretmenler için hakarete varan sözler sarf eden, haksız, hukuksuz, usulsüz atmalar yapan, çocuklarıyla, eşleriyle öğretmenleri mağdur eden Milli Eğitim Bakanının tavırlarını anlamakta zorlanıyoruz.
Baş Öğretmenimiz Atatürk, “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Milletleri kurtaranlar yalnız öğretmenlerdir.” diye bütün dünyaya seslenirken, Türkiye’nin Öğretmenlerini hasım gibi gören bir anlayış Türk Milletini kendisine dost görebilir mi?
Öğretmenleriyle barışık olmayan bir Milli Eğitim Bakanının, eğitimde ülkeyi ileriye götürmesi düşünülebilir mi?

Değerli basın mensupları;
Yıl 2002 Haziran ayı, yer Gaziantep, yani bu kent.
 Genel seçimler öncesi Sayın R.Tayyip Erdoğan kürsüde şöyle diyor;
“Yahu bir sürü bölüm öğretmenimiz boşta geziyor, resim öğretmeni matematiğe, müzik öğretmeni beden dersine giriyor. Niye? Öğretmen ihtiyacı var. Ama bakın ki işe, bunlar bir de sınavla öğretmen alıyor. (57. hükümete yükleniyor) O zaman niye okutuyorsun bu öğrencileri? Yazık değil mi? Öğretmen almıyorum de, bu evlatlarım okumasın boşuna. Ama biz iktidar olunca inşallah boşta öğretmen adayı OLMAYACAK.”
Yıl 2008, R.Tayyip Erdoğan 6 yıldır başbakan. Ülkemizde öğretmen açığı 160.000, sadece Gaziantep’te öğretmen açığı 3.000. Dışarıda öğretmen olmak için bekleyen 200.000 eğitim fakültesi mezunu gencimiz boşta.
Aldatma, Kandırma ve Palavrayla Milli Eğitimimizin geldiği nokta ortadadır.

Aziz milletimiz, sayın basın mensupları;
Eğitimde Gaziantep’in getirildiği nokta ise çok daha vahimdir. Üniversiteye öğrenci verme başarı sırasında Gaziantep Türkiye sıralamasında 66. sıraya düşürülmüştür. Ortaöğretim Kurumları Sınavında Türkiye genelinde 64. sıraya düşürülmüştür. 2002 yılından beri periyodik olarak artan bu başarısızlık tesadüf değildir.
Gaziantep’in marka şehir olduğundan dem vuran Mülki Amirler, Belediye Başkanları, İl ve İlçe Milli Eğitim Yöneticileri, Gaziantep Milletvekilleri, Yerel Siyasetçiler bu rakamlardan utanmalıdır. Çünkü bu başarısızlığın sorumlusu kendileridir.
Her fırsatta devletten az kredi aldıkları için yakınan “marka” şehrin sanayicisi ve iş adamları Gaziantep’in öğretmen sayısının az olduğundan hiç yakınmamaktadırlar. Bu konuda hiçbir kaygı da duymadıkları gibi ilgi alanlarına bile sokmamaktadırlar. Bu sorumluluğun bir kısmı da bunlarındır.
Gaziantep’teki çocuklarımız, gençlerimiz, başarısı Gaziantep’ten yüksek olan komşu illerde eğitim gören öğrencilerden daha az zeki veya daha yeteneksiz değildir. Aynı şekilde Gaziantep’te fedakârca eğitim veren öğretmenlerimiz de daha başarısız değildir. Fakat aynı sözleri Milli Eğitim İdarecilerimiz için söyleyemiyoruz maalesef.
Başarısızlığa çeşitli bahaneler, kılıflar uyduran yerel yöneticiler, yerel siyasetçiler Gazianteplileri aldatmakta, oyalamaktadırlar. Bu başarısızlıktan dolayı istikbalini kararttıkları çocuklarımızın, gençlerimizin bütün vebali kendilerinindir.
Gaziantep halkı bu vebalin hesabını sormalıdır.
Çünkü onlar, Gaziantep Milli Eğitimini Türkiye’de benzeri görülmemiş derecede siyasallaştırdılar, devlet memuru yerine parti memuru olmayı seçtiler.
Çünkü onlar, değil bir okulu, kendini idare etmekten aciz birilerini, hak-hukuk demeden parti taassubuyla vekil idareci olarak atadılar, çocuklarımızı bunlara emanet ettiler.
Çünkü onlar, eğitimcileri ve eğitimi tahrip etmekten başka hiçbir faaliyeti olmayan, her işini yalan-dolan üzerine kurgulayan, İstiklal Marşına bile düşman olan, parti yalakası bir sendikanın, üçkağıtçı yöneticilerinin eğitimi ve eğitimcileri yozlaştırmasına izin verdiler, alet oldular.
Çünkü onlar, halen mahkemede “görevi kötüye kullanmaktan” yargılanan birine, milli eğitimin atama şubesini emanet ettiler.
Çünkü onlar, çalışkan öğretmenleri, başarıyı, ödüllendirmek yerine, kendi akrabalarına, yakınlarına, parti yandaşlarına maaşla ödüllendirmeler dağıttılar.
Çünkü onlar, basiretsiz vekil müdürlerin yerine, en kısa zamanda, liyakatine göre atama yapılmasını emreden mevzuata rağmen, yüzlerce vekil idareciyi, vekil müdürü, sırf parti yandaşı diye yerinde tutmaya halen devam ediyorlar. Gaziantep’in eğitimini bunlara emanet ediyorlar.
Çünkü onlar kendi yandaşlarına menfaat sağlamak için haksız işler yapıyorlar, dürüst olmuyorlar, öğretmenlerin çalışma şevkini kırıyorlar.

Değerli basın mensupları;
Gaziantep Milli Eğitimi neresine el atılsa cerahat fışkıracak duruma gelmiştir. Gaziantep Milli Eğitimi hırsı aklının önüne geçmiş üç-beş yerel siyasetçinin ve parti memuru olmuş idarecilerin insafına bırakılmayacak kadar önemlidir.
Buradan başta Gaziantep Valisi olmak üzere, Belediye başkanlarını, Gaziantep Milletvekillerini, Sanayici ve İşadamlarını sorumluluklarını yerine getirmeye ve göreve çağırıyoruz. Bu kentinin eğitimine, eğitimcisine, öğrencisine, istikbaline yapılan tahribata dur denmesini istiyoruz.
Katıldığınız için teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.