OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE NİTELİK ÇALIŞTAYI YAPILDI

p { margin-bottom: 0.21cm; }

27-28 Haziran 2011 Tarihlerinde “Okul Öncesi Eğitimde Nitelik Çalıştayı” adıyla düzenlenen program Ankara Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde gerçekleştirildi.

Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen çalıştaya üniversitelerden, okul öncesi eğitim kurumlarından, sivil toplum kuruluşlarından, MEB Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğünden, Belediyelerden ve sendikalardan temsilciler katıldı.

İki gün süren çalıştayda;

-Okul Öncesi Eğitimde Program,

-Okul Öncesi Eğitimde Öğretmen,

-Okul Öncesi Eğitimde Eğitim Programları ve Eğitim,

-Okul Öncesi Eğitimde Yaygınlaşma ve Kaynak

konu başlıkları altında grup çalışmaları gerçekleştirildi.

Sendikamız, Ankara 4 Nolu Şube üyesi ve Okul Öncesi Öğretmeni Havva Geylan tarafından çalıştayda temsil edildi. Çalıştayda, sendikamızın okul öncesi eğitimi ve öğretmenlerinin sorun ve durumlarına yönelik yaptığı tespit ve öneriler dile getirilmiş; diğer yandan da Türk Eğitim-Sen’in Toplu Görüşmeler ve Kurum İdari Kurulu toplantılarında gündeme taşıdığı raporların sunumu yapılmıştır.

Çalıştayın sonuç raporunun daha sonra yürütme kurulu tarafından hazırlanarak MEB ve ilgili taraflara sunulacağı belirtilmiştir.

Çalıştay süresince sendikamız adına gündeme getirilen öneriler özetle şunlardan oluşmuştur:

-Branş dışı atama kesinlikle olamamalıdır.

-Okul öncesi öğretmenlerinin kişisel yeteneklerini geliştirici ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunacak hizmetiçi eğitim ve destek eğitimi imkanı sağlanmalıdır. Öğretmen, çocukların eğitimine bizzat katkıda bulunabileceği, sanat ya da spor dallarından en az bir tanesinde kendini yetiştirebilmelidir. Öğretmen, öğrencilerin sosyal becerilerini geliştirmeye dönük vereceği eğitim faaliyeti için yetkin bir şekilde donanmalıdır.

-Öğretmen 300 dakika süresince kesintisiz bir şekilde eğitim verme durumundadır. Bu durum hem fiziken hem de duygusal açıdan öğretmeni inanılmaz derecede zorlamaktadır. Bu yaş grubundaki çocukların bir an dahi kendi başlarına kalmamaları gerektiğinden teneffüs/dinlenme imkanına yasal olarak kavuşturulması sağlanmalıdır. Bunun sağlanması için ise öncelikli koşul nitelikli yardımcı personel bulundurulmasıdır. Yardımcı personeller mutlaka Kız Meslek Liseleri’nin ilgili bölümlerinden mezun olmalı; istihdamları ve kadroları MEB tarafından ihdas edilmelidir. Ayrıca her sınıfa ayrı bir yardımcı personel tahsis edilmesi zorunlu olmalıdır.

-Okul öncesi öğretmenlerinin, bünyesinde okul öncesi sınıfı bulunan ilköğretim okullarına yönetici olma yolları açılmalıdır.

-Bu yaş grubundaki çocukların eğitiminin zorluğu göz önüne alınarak, bazı meslek gruplarından olduğu gibi okul öncesi öğretmenlerine yıpranma tazminatı ödenmelidir. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin emeklilikleri için düzenleme yapılmalıdır. Çünkü okul öncesi öğretmenliği ileri yaşlarda verimli bir şekilde yürütülmemektedir. Dolayısıyla bu öğretmenlerimize fiili hizmet zammı verilmelidir..

-Okul öncesi öğretmenlerine yönelik olarak, üstün yetenekli öğrencilerin tespiti ve eğitimi için eğitici kurs ve seminerler düzenlenmelidir. Ayrıca Bilim Sanat Merkezlerinde bu yaş grubundaki çocukların eğitimleri için ortam hazırlanmalıdır.

-Okul öncesi öğretmenlerinin ve yardımcı personelin ilk yardım eğitimini almaları hususunda MEB tarafından imkan sağlanmalıdır.

-Okullarda kurum sağlık personelleri bulundurulmalıdır.

-Okul öncesi öğrencilerine yönelik rehberlik hizmeti mevcut durumda yürütülmemektedir. Bu anlamda tedbirler geliştirilmelidir.

-Okul öncesi öğretmenlerine teneffüs hakkı verilmeli ya da ders saati düşürmelidir. Bu yapılmadığı durumda ise ilave ek ders ücreti ödenmelidir.

-Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlere süt izni hakkı kullandırılmalıdır.

-Mevcut durumda eğitim materyalleri hususunda bir standart bulunmamaktadır. Bu durum, hem eğitim hizmetinde farklılıklara hem de eğitimin verimli olmamasına yol açmaktadır. Diğer yandan velilere de ciddi ekonomik külfet getirmektedir. Bundan dolayı öğretmen veli ilişkileri zedelenmekte, ayrıca da okul öncesi eğitimi ve öğretmenleri ticari bir Pazar olarak algılanmaktadır. Bu nedenlerden ötürü; okul öncesi öğrencilerine de eğitim materyallerine bir standart getirilmeli; ilköğretimin diğer kademelerinde de olduğu gibi, okul öncesi öğrencilerine de eğitim materyalleri devlet tarafından ücretsiz verilmelidir.

-Okul öncesi eğitim programları hazırlanırken üstün yetenekli çocukların eğitimine yönelik tedbirler geliştirilmelidir.

-Okul öncesi öğrencilerden belirli gün ve haftalarda belli amaç ve davranışları onlara kazandırmak için yararlanılmalı; fakat onların sadece bir gösteri aracı olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. Bu etkinlikleri çocukların öğrenmesi ve eğlenmesinin sağlanması esas olmalıdır.

-Okul öncesi eğitiminde gerek duyulan branş öğretmenleri de görevlendirilmelidir. Özellikle resim, müzik ve beden eğitimi öğretmenlerinin eğitim sürecine olumlu katkı sunacakları gerçeği tartışılmalıdır.

-Özellikle özel okullarda, bir rekabet anlayışıyla hareket edilerek, okul öncesi öğrencilerine okuma yazma öğretildiğine şahit olunmaktadır. Bu, hem programa hem de yaş grubunun gelişimine aykırı bir durumdur. MEB bu konuda titizlikle denetimleri gerçekleştirilmelidir.

-Boşanma oranının yükseldiği günümüzde parçalanmış aile çocukları eğitim hayatımızın önemli unsurları haline gelmiştir. Bu bağlamda okul birleştirici etken olmalıdır. Bu amaçla anne babalar aktif bir şekilde okul öncesi eğitim sürecine dahil edilmelidir. Aile katılımı anlamında projeler geliştirilmeli; örneğin “Ailem nasıl para kazanıyor” ya da masal günleri “ninni günleri” gibi etkinliklerle anne, baba, büyükanne, büyükbaba sınıf içi etkinliklere bizzat dahil edilmelidir.

-Oluşturulacak projelerle velilerin her an eğitim sürecine dahil olmaları sağlanmalı; süreç içerisinde işbölümü yapılarak velilerin fiziken de okul ilişkileri kurulmalıdır. Bu ilişkinin sıcak tutulması aynı zamanda ailenin okul öncesi eğitimini doğru ve gerektiği gibi algılamasını da sağlayacaktır. Çünkü kimi zaman kimi velilerin okul öncesi eğitimine bir kreş ya da bakımevi olarak algıladığına şahit olunmaktadır.

-Okul öncesi eğitimine ailenin etkin katılımının sağlanması aynı zamanda aile-çocuk ilişkisine de katkı sağlayacaktır. Çünkü bilinmektedir ki; çeşitli nedenlerden dolayı kimi ailelerde çocuk iletişimi ya yoktur ya da sağlıksız bir şekilde yürütülmektedir. Bu durum çocuğun tüm eğitim hayatını hatta bütün yaşamını olumsuz etkilemektedir. Bu açıdan bakıldığında okul öncesi eğitimi aynı zamanda bir aile eğitimi işlemi görmektedir.

-Okul öncesi eğitimi, değerler eğitimin ilk ve önemli basamaklarından biridir. Ve ancak ailenin katılımıyla değerler eğitimi başarılı olacaktır. Bu nedenle eğitim programları hazırlanırken aile katılımının sağlanacağı bir zemin oluşturulmalıdır.

-Okul öncesi eğitiminin yaygınlaştırılması ve çağ nüfustaki okullaşma oranının yakalanabilmesi için Nüfus müdürlükleri ve muhtarlıklarla işbirliği yapılarak okul öncesi çağına gelmiş çocuğu bulunan ailelere mektup gönderilmelidir. Böylece hem eğitimin önemi ailelere daha kolay kavratılacak hem de okullaşma hedefine hizmet edilecektir.