İNSANCA YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR ÜCRET İSTİYORUZ.

Toplu sözleşme dönemi yaklaşıyor. 1 Ağustos ile 31 Ağustos tarihleri arasında bir aylık sürede kamu çalışanlarını temsil eden sendikalarımız Hükümet ile masaya oturacak ve önümüzdeki iki yılın özlük ve mali haklarını masaya yatıracaklar.

Şu anda 2019 yılı içerisinde kamu çalışanlarının almış olduğu maaş zammı yüzde 9. Mart ayı enflasyon rakamları yüzde 19.31 açıklandı. 2019 yılı sonu itibarıyla Merkez Bankası'nın enflasyon beklentisi yüzde 14.5’tir. Yani yıl sonunda hedeflenen enflasyon tutmuş olsa dahi kamu çalışanları 2019 yılında yüzde 5.5 cepten yiyecek.

Dolayısıyla Türkiye Kamu Sen olarak yetkili olduğumuz dönemlerde uygulandığı gibi enflasyon artı 2 puan refah puanını talep ederek memurlarımızın ve emeklilerin enflasyon karşısında ezilmelerini önlemek istiyoruz. Beklentimiz ortaya çıkan ekonomik koşulların altında ezilen kamu çalışanlarının bu toplu sözleşme bittiğinde önümüzdeki iki yıl için insanca yaşayabilecekleri ücrete kavuşmalarıdır.

Biliyorsunuz Hükümet bu yılbaşında asgari ücrete yüzde 26 zam yaptı. Aynı dönemde memurlarımızın maaş zammını da yüzde 9 olarak belirlemişti. Bu kabul edilebilir mi? Dolayısıyla kamu çalışanları için de bu oran baz alınmalıdır diye düşünüyorum. Bunun altında bir zam oranının söz konusu olmaması gerekir. Biz ekonomik değerleri masaya yatıracağız, ekonomik ön görüleri masaya yatıracağız ve Hükümete diyeceğiz ki değerler bunlar, öngörülerimiz bunlar ve talebimiz budur.

Öte yandan malum sendikanın genel başkanı Türkiye Kamu-Sen’in toplu sözleşme masasında oturmasında çok rahatsız. Bu rahatsızlığını, “Yetkili olmayan sendikalar toplu sözleşme masasına oturmasın” dedi. Aslında Toplu sözleşme masasına çalışanların daha az sayıda temsil edilmesini işveren tarafı yani Hükümet ister. Buna rağmen Hükümet'ten ses çıkmıyor, bu konfederasyon genel başkanı rahatsızlığını ifade ediyor. Türkiye Kamu-Sen şu anda adeta o masada adeta gözlemci sıfatıyla oturuyor. İmza yetkimiz yok, karar alma sürecine resmi olarak müdahil olamıyoruz, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na dahi başvuramıyoruz, yani itiraz hakkımız da yok. O halde masada oturmamızdan Memur-Sen Genel Başkanı neden rahatsız?

İşte bu sorunun cevabı geçtiğimiz üç toplu sözleşmede yatıyor. 

Hatırlanacağı üzere 2012 yılında önce masaya oturdular, sonra tiyatro oyunu oynadılar. Hep birlikte ayağa kalktılar ve ‘Bu teklifi kabul etmiyoruz’ diyerek, salonu terke ettiler ancak Memur Sen’i temsilen Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna katılan akademisyen üye, bırakın müzakere etmeyi, temsil ettiği sendikanın taleplerini dahi gündeme getirmekten kaçındı ve gelen ilk teklife imzayı bastı.

2013 yılında masaya oturduklarında bu kez 2014-2015 yılı toplu sözleşme görüşmesini yaptılar.  2014 yılı için 123 TL seyyanen artışa imza attılar. 123 TL’nin ortalama memur maaşındaki yüzdelik karşılığı yüzde 5.2 idi. 2014 yılı sonu itibari ile enflasyon yüzde 8.17 oldu. Bu çok bilmiş sendika enflasyon farkına toplu sözleşmede yer vermediği için kamu çalışanları o yıl enflasyon farkı alamadı. Kamu çalışanlarının 2015 yılında ise, iş bilmez sendikanın enflasyon farkını yanlış hesaplamasından dolayı ikinci altı ayda yüzde 1.8 enflasyon farkı hiç edildi.

Yine benzer olayları 2017 yılında da yaşadık. 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde  ‘Elimize kalem verdiler ama mürekkep doldurmadılar’ dediler. Ama dört saat sonra gelen telefonun ardından yüzde 0.5 daha zamma imza attılar. 2018 yılı için yüzde 4+3.5 olarak yüzde 7.5 zam aldık. Enflasyon ise yüzde 20.31 olarak gerçekleşti. Belki de tarihte aldığımız maaş zammının 2 katına yakın enflasyon farkı almak durumunda kaldık.

2019 yılı için yüzde 9 oranına imza atıldı. Merkez Bankası’nın 2019 yıl sonu enflasyon hedefi ise yüzde 14.5. Yani Hükümet hedefini tutturmuş olsa dahi, yine yüzde 5.5 oranında cepten yiyeceğiz.

Yani biz o masada olmasak, ellerindeki medya gücüyle propaganda yapacaklar ve kamu çalışanlarını yanlış yönlendirerek yaşanan rezaletleri başarı diye yutturacaklar. Şunu herkes bilmelidir ki, “Türkiye Kamu-Sen o masaya 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 29. maddesinden aldığı yetki ve 400 bin üyesinin gücüyle oturuyor. Dolayısıyla

'Türkiye Kamu-Sen o masada olmasın' demek, Ali Yalçın dahil kimsenin haddi değil.

Önümüzdeki iki yıla dair ekonomik ve sosyal haklarımızı da talep edeceğiz. Bu noktada hummalı bir çalışma yapıyoruz. Bütün veriler toplanacak ve toplu sözleşme öncesinde açıklanacaktır. Temel ölçütümüz, kamu çalışanlarının insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturulması olacaktır.