HOCALI ŞEHİTLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ
Azerbaycan’ın Hocalı kentine giren Ermeni katil sürüsü, 26 Şubat 1992’de insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek olan katliama imza atmıştı. Bölgedeki Rus 366. Alayının da desteğini alan Ermeniler, giriş-çıkışın kapandığı Hocalı’da sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan resmi rakamlara göre 613 kişiyi katletmişti. Ölenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’ten fazlası ise yaşlıydı.

İşte bu vahşeti, modern(!) dünya sadece seyretmekle yetindi. Tarihi ve bilimsel hiçbir gerçekliği olmayan sözde Ermeni soykırımını gündemlerinden düşürmeyen, her fırsatta ülkemizi vicdanlarda mahkum etmeye çalışanların, bu insanlık vahşeti karşısındaki suskunluğu da çok manidardır.
Günümüzün Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın direktifleriyle Ermeni silahlı güçleri tarafından, hem de uluslarası basının gözleri önünde Hocalı’da gerçekleşen ‘Azeri Soykırımı’nı unutmadık, unutturmayacağız.
Taşnak ve Ermeni diasporasinin büyük desteğiyle, Nisan 1998’de iktidara geçen Koçaryan, Hocalı katliamının mimarlarından olduğunu unutmuş olmalı ki, ilk iş olarak Türkiye’ye yönelik sözde ‘soykırım’ iddialarının dünya üzerinde tanınmasını Ermenistan'ın en önemli dış politika hedeflerinden biri olarak açıkladı.... Oysa, bizi mesnetsiz iddialarla suçlayanlar; ‘Büyük Ermenistan’ hayalini gerçekleştirmek uğruna, tek suçları Azerbeycan’ın Karabağ bölgesinde yaşamak olan ‘Azeri’lere bakın neler yaptılar....
TANIKLARIN GÖZÜYLE HOCALI KATLİAMI
Üstelik, yabancı basın da olayları gözlemlemiş... Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da olduğu gibi 3 Mart 1992’de BBC1 Morning News saat 07.37 yayınında durumu şöyle aksettirmiş; “Canlı yayın muhabirimiz 100 den fazla Azeri erkek, kadın ve bebek dahil olmak üzere çocuk cesetleri gördüğünü ve bunların başlarına yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğünü rapor ediyor.”

16 Mart 1992 tarihli Newsweek’te Pascal Privat ve Steve Le Vine tarafından hazırlanan haberde katliam şu şekilde yansıtılmış: “Geçtiğimiz hafta Azerbeycan yine bir morgun mahzeni gibiydi; bir caminin arkasına geçici olarak kurulmuş morga sürüklenerek getirilmiş düzinelerce ceset ve yas tutan mülteciler... Bunlar 25 ve 26 Şubat tarihinde Ermeni kuvvetleri tarafından istila edilen Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı köyünün Azeri sakinleriydi. Cesetlerin çoğu kaçmaya çalışırken yakın mesafeden vurulmuştu, bazılarının yüzleri paramparça idi, bazılarının kafa derileri yüzülmüştü…”

Hocalı katliamına tanık olan ve daha sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, ‘For the Sake of Cross’ (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında (Sayfa: 62-63) vahşeti şöyle anlatıyor: “...Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hálá yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”
Vuslat Aliyev’e göre, “Eylül 1991’de Karabağ bölgesi Ermeniler’in eline geçmeden önce Hocalı’da 7000 Azeri Türk yaşıyordu. Halkın Ermeni zulmünden kaçmasıyla, Azeri Türk nüfusu 3000’e düşen Hocalı sokakları, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece kan gölüne dönmüş ve Türk nüfusun 613’ü vahşice öldürülmüştü. Bu arada 106 kadın, 63 çocuk ve 70 ihtiyarın başları kesilmiş, gözleri çıkarılmış, derileri soyulmuştu. Hamile kadınlar süngüyle delik deşik edilmişti.”
O gece, insanlığa karşı en gaddar, en acımasız toplu terör olaylarından biri olan “Hocalı soykırımı” ile Azerbaycan kenti Hocalı, tarihin kara ve tozlu sayfalarında yerini almak üzere yeryüzünden silindi.
26 Şubat 1992 gecesi olanların adını ister ‘soykırım’ koyun, isterseniz bu vahşete ‘katliam’ deyin, ama Hocalı’da olanları asla unutmayın...

Ayrıca ülkemiz içerisinde de faaliyet gösteren bir takım sözde aydın ve sivil toplum kuruluşlarının, ülkemiz aleyhine olan her girişimi hararetle sahiplenmelerini, tarihin yalanlarını hayasızca savunma cüretiyle düzenledikleri “Özür Diliyoruz” kampanyalarıyla milletimizi insanlığın vicdanında mahkum etmeye çalışmalarını; Hocalı’da katledilen soydaşlarımızı ve o acı gerçeği görmezden gelmelerini de büyük milletimiz ve tarih çok iyi değerlendirecektir.

26 Şubat 1992 gecesi Hocalı'da olanların adı ‘SOYKIRIM’ dır. Bütün dünya bunu böyle bilmelidir.

TÜM ŞEHİTLERİMİZİN RUHU ŞAD OLSUN.