ŞUBAT’TA 40 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI KONUSUNDAKİ TALEBİMİZDEN VAZGEÇMİYORUZ.


 

GENEL BAŞKAN KONCUK: “ŞUBAT’TA 40 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI KONUSUNDAKİ TALEBİMİZDEN VAZGEÇMİYORUZ.”

 

ŞUBAT’TA ATAMA YAPILMAZSA, ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMENLER İLE BİRLİKTE OCAK AYINDA BAKANLIK KAPISINDAYIZ!

 

Şubat’ta atama olup, olmayacağı papatya falına döndü. Son bir aydır atama bekleyen öğretmenler Şubat ayında atama yapılması için yoğun bir beklentiye girdi. Öğretmenlerimiz haksız değiller. Dile kolay yaklaşık 350 bin öğretmen atama bekliyor. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, okullarımızda sınıf mevcutlarını ideal seviyeye getirirsek, 30 kişilik sınıflardan oluşturursak öğretmen ihtiyacımızın 125 bin olduğunu söylemektedir. Oysa öğretmen ihtiyacımız, mevcut durumda 125 bindir. Şöyle ki; sendikamızın yaptığı araştırmaya göre geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında ücretli öğretmen sayısı 60 bin civarındadır. Dolayısıyla öğretmen açığının ücretli öğretmenler ile kapatılmaya çalışıldığı düşünüldüğünde, bazı bölgelerde ve Büyükşehirlerde sınıf mevcutlarının 60-70’e ulaştığı göz önüne alındığında öğretmen ihtiyacımız, şu anda 125 bindir. OECD ülkeleri ile kıyaslandığında ülkemizdeki öğretmen açığını hiç söylemiyoruz bile. Çünkü bu sayı, Bakanın açıkladığı rakamdan çok daha fazla, 200 bin düzeyindedir.      

Durum böyleyken, 2013 yılı için yapılan 40 bin atama elbette güdük kaldı. Hatta Bakan Avcı, daha önceki açıklamasında, 42 bin öğretmen ataması yapılacağını belirtmişti. Dolayısıyla Bakanın bu sözü havada kaldı.

Eylül ayında yapılan bu atamanın ardından, öğretmenlerin gözü Şubat ayında atama yapılıp, yapılmayacağına çevrildi. Bu konuda iktidar partisinin mensuplarının da farklı açıklamaları oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, “Başbakan'dan Şubat için kontenjan istedik, Şubat ayında atama için bir sürpriz yapabiliriz” dedi. Bakan Danışmanı ise “Sayın Bakanımızın Şubat’ta atama olacağını söylediği, dağılımın nasıl yapılacağının çalışıldığı söylentileri doğru değildir” şeklinde açıklama yaptı. Bunun ardından Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Bakan danışmanının sözlerini yalanlar nitelikte bir açıklama yaparak, “Sanıyorum, 10 bin öğretmen ataması daha yapılacak. Şubat ayı gibi olacak, tam kesin bilmiyorum ve kesin konuşmak istemiyorum ama bir 10 bin atama daha yapılacak” dedi.

İşte bu açıklamalar, öğretmenlerin Şubat ayında atama yapılacağına dair inancını artırdı. “Şubat ataması ha oldu, ha olacak” derken, öğretmenlerin hayallerini yıkan açıklama Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’dan geldi. Avcı, “Şubat'ta atama yok. Kaldı ki bütçe kanunu da zaten o tarihe kadar çıkmamış olacak. Bütçe kanunundan bize kadro tahsis edilmemiş olacak. Kısaca bu prosedürün yetişmesi de mümkün değil” diye konuştu. Başbakan da “Şubatta öğretmen ataması yok” dedi. Hatta Başbakan daha da ileriye gitti ve bir gazeteciye, gelecek yıl ihtiyaç duyulan öğretmen sayısının sadece 15 bin olduğunu söyledi. Güler misiniz, ağlar mısınız?

Şimdi farklı tarihlerde, farklı ağızlardan yapılan bu açıklamalar ne anlama gelmektedir? Yetkili makamların ağzından çıkan her söz, bir taahhüt niteliğindedir. Dolayısıyla bu sözlerin tutulmaması, hatta kafa karışıklığına yol açacak ifadeler kullanılması devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşır mı? Öğretmenlerin geleceğini doğrudan etkileyecek bir meselede her kafadan farklı ses çıkması doğru mudur? Atama bekleyen öğretmenler umuda kapılmışken, onların bu umutlarını ellerinden almak devleti vicdanlı yönetmek midir?

Peki Başbakanın gelecek yıl ihtiyaç duyulan öğretmen sayısının 15 bin olduğunu söylemesine ne demeli? Başbakana bu saçma sapan bilgiyi kim ya kimler vermiştir; Başbakan’ı kim yanlış yönlendirip, komik duruma düşürmüştür? Gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan, ne idiğü belirsiz bu bilginin referans noktası Milli Eğitim Bakanlığı mıdır? Tabi şu da düşünülmesi gereken bir başka noktadır: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenler, gelecek yıl ihtiyaç duyulan öğretmen sayısının 15 bin olduğunu söyleyecek kadar bu ülkeye yabancılaşmış mıdır? İktidarı elinde bulunduranlar, ülkemizdeki eğitim sisteminin Norveç, İngiltere, Findandiya’daki gibi olduğunu mu zannetmektedir? Polyannacılık oynamak, öğretmen açığı ya da atama bekleyen öğretmenlerin sorununu ne zamandan beri çözmektedir?

Sayın Başbakan, 2002 yılında seçim meydanlarında verdiği sözü nasıl da unutmuştur! Başbakan değil miydi; “Bizim iktidarımızda ataması yapılmayan öğretmen kalmayacak” diyen? Peki, 72 bin olan atama bekleyen öğretmen sayısı, 11 yılda nasıl oldu da 350 bine çıktı?

Şu soruları da sormak gerekmektedir: Sayın Başbakan, Bakan Avcı’nın “Öğretmen açığı sorunu var doğrudur, o nedenle ücretli öğretmen alımı var” açıklamasından ya da Türkiye’de geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında 60 bin ücretli öğretmen istihdam edildiğinden haberdar değil mi? Başbakan; ücretli öğretmenlerin girdiği ders başına ücret aldığını, hiçbir sosyal güvencesi olmadığını, açık öğretim ya da iki yıllık meslek yüksek okulu mezunlarının bile bu ülkede ücretli öğretmen olarak görev yaptığını bilmiyor mu? Madem gelecek yıl ihtiyaç duyulan öğretmen sayısı sadece 15 bin, o halde MEB neden bu kadar çok sayıda ücretli öğretmen çalıştırmaktadır? Neden ücretli öğretmenlik neredeyse asal atama haline gelmiştir?

Ne Başbakan, ne Milli Eğitim Bakanı, ne de Maliye Bakanı’nın anlamadığı bir nokta var: Bu ülkede öğretmen ihtiyacınız varsa, ihtiyacı kapatmak için formasyonu bile olmayan kişiler derse giriyorsa, 350 bin gencimiz elinde diplomasıyla kapı kapı iş arıyorsa ya da kahvehane köşelerine, işsizliğin tam ortasına itilmişse, geçimini sağlamak için başka mesleklere yönelmişse, o halde bir yılda yapacağınız 40 bin atama YETMEZ! Bu ülkenin kaynakları, gençlerimiz için kullanılmayacak da, kimin için kullanılacaktır? Devlet, gençlerine iş ve aş bulmak zorundadır. Öğretmen atamalarına gelince bütçe dengelerinin alt üst olacağından endişelenenler, atanamadıkları için intihar eden öğretmenlere gözyaşı dökmeyenler; başka ülkelerin sıkıntıları için gözyaşı dökmektedir. Oysa kendi memleketinde yanan yangının farkına varamayanların, kendi çocuklarına ağlamayanların; başka ülkelerin zulme uğrayan halklarına da hiçbir faydası olamaz.

Öte yandan önümüzde yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı ve 2015 yılında da genel seçimler vardır. Dolayısıyla atama bekleyen öğretmenler Şubat atamasından umudunu kesmemelidir. Atama bekleyen öğretmenler, yerel seçimler öncesinde atama yapılması konusunda Hükümete baskı yapmalıdır.

Türk Eğitim-Sen olarak, Şubat ataması bizim için hayat memat meselesidir. Öğretmenlerimizin daha fazla ağlamamasını, daha fazla öğretmenin intiharı son çare olarak görmemesini, kısacası ülkemizin pırıl pırıl gençlerinin yüzlerinin solmamasını istiyoruz. Bu noktada; ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMENLERİMİZ EKİM, KASIM VE ARALIK AYLARINDA İLLERİNDE BASIN AÇIKLAMALARI YAPMALI, ATAMA YAPILMASI İÇİN HÜKÜMETİN HAREKETE GEÇMESİNİ SAĞLAMALIDIR.

TÜRK EĞİTİM-SEN DE, ŞAYET ŞUBAT AYINDA ATAMA YAPILACAĞI AÇIKLANMAZSA, OCAK AYINDA ANKARA’DA ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMENLER İLE BİRLİKTE BÜYÜK BİR EYLEM YAPACAKTIR. Bakanlığı mesken tutacağız, görmeyen gözlerin açılmasını sağlayacak, duymayan kulakların pasını sileceğiz. ŞUBAT ATAMASINDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.