ÖSYM YASA TASLAĞI KADROLAŞMAYI AMAÇLIYOR

             Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, ÖSYM Yasa Taslağı ile ilgili görüşlerini açıkladı.

 

ÖSYM YASA TASLAĞI KADROLAŞMAYI AMAÇLIYOR

 

Türk Eğitim-Sen olarak, KPSS skandalının ardından ÖSYM’nin teknik alt yapısında değişiklik yapılması gerektiğini, mevcut personele takviye yapılarak, ÖSYM’nin personel ihtiyacının karşılanması gerektiğini belirtiyorduk. Ancak biz bunların kadrolaşmaya meydan verilmeden yapılmasını istiyorduk. Ne yazık ki ÖSYM’nin yeniden düzenlenmesi amacıyla hazırlanan ÖSYM Yasa Taslağı çok açık bir şekilde kadrolaşmayı sağlamaktadır. Bu taslak, YÖK ve hükümetin KPSS skandalından nemalanma çabalarını ortaya koymaktadır. Öncelikle şunun net olarak bilinmesi gerekir: KPSS hırsızlığının nedeni ÖSYM’de alt birimlerde çalışan personel değildir. ÖSYM personelinin büyük kısmının soruları hazırlamakla ya da soruları korumakla ilgili bir görevi yoktur. Bu olayın sorumlularını üst düzey yönetimde aramak gerekir. Bu nedenle KPSS hırsızlığını ÖSYM personeli ile ilişkilendirmek vicdansızlık olur.

 

Bu taslakla, YÖK’ün amacının ÖSYM’de çalışan personeli tasfiye etmek olduğu açıktır. ÖSYM bugüne kadar yaptığı işlerle örnek bir kurum olmuştur. Bu anlamda ÖSYM’nin tecrübelerini çok önemsiyoruz. Zira 2010 yılına kadar ÖSYM’de böylesi bir olay yaşanmamıştı. Dolayısıyla siz tecrübeleriyle göz dolduran ÖSYM personelini gözden çıkaramazsınız.

 

Bu taslağa göre; ÖSYM’de personel ataması, ÖSYM Başkanı’na verilmektedir. Böylece ÖSYM personelinin kaderi, ÖSYM Başkanı’nın iki dudağı arasında olacaktır. ÖSYM’de görev yapan tüm personel, YÖK’ün personeli olacak ve üçer aylık dönemle görevlendirilecektir. Bu, ÖSYM personeline aba altından sopa göstermektir. 3-5 kişinin yaptığı suiistimal, tüm personelin omuzlarına yüklenemez. Bu yönüyle taslak, gayri ahlakidir. Türk Eğitim-Sen olarak, ÖSYM yasa taslağında tüm personelin haklarının korunması gerektiğini düşünüyoruz.

 

ÖSYM Yasa Taslağında istihdam şekli bakımından da sorun bulunmaktadır. Taslağa göre, ÖSYM’de yabancı uzmanlar da çalıştırılacaktır. Siz Türkiye’de sınav yapma kabiliyetine sahip uzman çalıştırmayacaksınız, ancak yabancı uzman çalıştıracaksınız. Bu büyük bir handikaptır. Yine taslakta, “Başkanlıkta, Başkan yardımcısı, Daire Başkanı, Başkanlık Müşaviri, Mühendis, İstatistikçi, ÖSYM Uzmanı ve ÖSYM Uzman Yardımcısı, şube müdürü kadrolarına atananlar, kadroları karşılık göstermek suretiyle 657 sayılı kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli çalıştırabilirler” denilmektedir. Bununla birlikte, ÖSYM personeli, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilen bir sözleşmelilikle çalıştırılmayacaktır. ÖSYM Yasa Taslağında, adeta mevcut personele kapı gösterilmektedir. Siz hem KPSS hırsızlığını yapanları ortaya çıkaramayacaksınız, hem de tüm sorumluluğu ÖSYM personelinin omuzlarına yükleyeceksiniz. Bunu kabul etmek mümkün değildir.

 

ÖSYM Başkanı; YÖK’ün uygun görüşü, MEB’in teklifi ile Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından atanmakta ve 4 yıllığına seçilmektedir. Başbakanı bu işin içine dahil ettiğinizde, kurum siyasi hale gelmektedir. Yine taslakta karşı çıktığımız bir diğer nokta, ÖSYM’nin yönetim kurulu yapısıdır. Taslağa göre, yönetim kurulu 7 üyeden oluşur. Başkan ve Başkan Yardımcıları dışındaki yönetim kurulu üyeleri; Devlet Personel Başkanlığından en az daire başkanı düzeyinde bir temsilciden, YÖK’te en az daire başkanı düzeyinde bir temsilciden, MEB’den en az daire başkanı düzeyinde bir temsilciden, Başkanlığın görev alanına giren konularda birikimi olan öğretim üyeleri arasından YÖK Genel Kurulunca seçilen bir öğretim üyesinden oluşur.

 

Oysa Türk Eğitim-Sen olarak, ÖSYM yönetim kurulu; YÖK yerine, Üniversitelerarası Kurulun Başkanlığın amaç, kapsam ve görev alanında uzmanlaşmış, devlet üniversitelerinde görev yapan öğretim üyeleri arasından seçtiği 5 kişi, MEB’den bir kişi, YÖK Genel Kurulu’nun belirlediği bir kişi, Devlet Personel Başkanlığı’ndan bir kişi, hizmet kolunda yetkili olan sendikanın temsilcisinden bir kişi olmak üzere toplam 9 kişiden oluşmalıdır. ÖSYM Başkanını da, bu yönetim kurulu, 3 yıllığına seçmelidir. ÖSYM Başkanı, Başkanlığın amaç, kapsam ve görev alanında uzmanlaşmış öğretim üyeleri arasından bir Başkan Yardımcısı ve ÖSYM Başkanlığı bünyesinde görev yapan kişilerden bir Başkan Yardımcısı olmak üzere toplam 2 başkan yardımcısı seçmelidir. Başkan Yardımcıları ile birlikte yönetim kurulu üyelerinin sayısı 11 olmalıdır. Görev süresi dolan Başkan bir defaya mahsus olmak üzere tekrar seçilebilir. Başkanın görev süresinin bitimiyle, Başkan Yardımcılarının da görev süresi sona ermelidir. Ancak bu şekilde ÖSYM’nin özerkliğinden bahsedebiliriz.

 

ÖSYM özerk bir kurum olmalıdır. Ancak bu taslakla, ÖSYM siyasi bir kurum haline gelmektedir. Şayet bu taslak, bu haliyle yasalaşırsa, her türlü eylemi meşru görürüz ve dava açarız. Sendikamızın ÖSYM’de kadrolaşma çabalarına müsaade etmesi beklenemez.

 

ÖSYM Yasa Taslağı İçin Tıklayınız

 

Milliyet Gazetesi Haberini Görmek İçin Tıklayınız

 

Habertürk Gazetesi Haberini Görmek İçin Tıklayınız 

 

Posta Gazetesi Haberini Görmek İçin Tıklayınız