HÜSEYİN ÇELİK KENDİ DÜŞTÜĞÜ ÇUKURDAN ÇIKMAK İÇİN SENDİKALARA ÇAMUR ATIYOR
Türk Eğitim-Sen Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı usulsüz atamaları günlerdir kamuoyuyla paylaşmaktadır. Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in özellikle son birkaç ayda yaptığı atamalar eğitim çalışanları arasında çalışma barışını bozmuş, adeta infial uyandırmıştır. Bu noktada sendikamız isim isim tespit edebildiği usulsüz atama listesini Milli Eğitim Bakanlığı’na göndermiştir.
Tüm bu atamalar kamuoyunun gündemini meşgul ederken, hem Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin YALÇIN hem de Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’ten usulsüz atamalarla ilgili cevap gelmiştir. Hüseyin ÇELİK, “kadrolaşma niyet ve arzusunda olan bir bakan kendi kullandığı daha önce merkeze ait yönetici atama yetkisini hazırladığı yönetmelikle valiliklere vermez. Bunu yapmış bir bakan olarak söz konusu ithamlara muhatap olmam hakkaniyetle bağdaşan bir tutum değildir" demiştir.  Personel Genel Müdürü Necmettin YALÇIN da olayın sorumluluğunu sendikalara yüklemiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı, yönetici atamaları konusunda beceriksiz ve kadrolaşmanın önünü açan bir yaklaşım sergilemiştir. Öncelikle Bakanlığın yargıya taşınan yönetici atama yönetmelikleri bugüne dek, hakka, hukuka aykırıydı. Objektif kriterler dikkate alınarak hazırlanmamıştı. Yönetmeliklerde mülakat ya da taktir puanı gibi subjektif değerlendirmelere yer verilmişti. Bunun üzerine yargı söz konusu yönetmelikleri birer birer iptal etti.  
Yargı kararları sonucu 24 Nisan 2008 tarihinde yayınlanan yönetici atama yönetmeliği, maddeleri yönünden kabul gören bir yönetmelik olmuş ve sendikamız tarafından da desteklenmiştir. Ancak bu yönetmelik, MEB’in yayınladığı Ek 2 Yönetici Değerlendirme Formundaki eksiklikler ve MEB’in sulandırmasıyla neredeyse uygulama imkanı bulamamıştır.
Bu yönetmeliğin uygulanmasıyla ilgili yetki, MEB tarafından valiliklere verilmiştir. Ancak Hüseyin ÇELİK’in yönetici atama yetkisi verdiği 41 Vali, münhal (boş) bulunan yönetici kadrolarını duyuruya çıkarmamıştır. Bunun üzerine Türk Eğitim-Sen 41 Vali ve İl Milli Eğitim Müdürleri hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunmuştur. Çünkü valilere tanınan inisiyatif kötüye kullanılmış, Valiler Bakan’ın genelgesine rağmen, boş kadroları duyuruya çıkarmamıştır. Bir Vali, Bakanın genelgesine rağmen, nasıl boş kadroları duyuruya çıkarmaz, bunu anlamak mümkün değildir. Birçok valilik yönetmeliği uygulamak yerine, duyuru yapmamış, duyuru yapanlar ise akla uymayan çalışma takvimleri yayınlamış ve yönetmeliğin uygulanmasını önlemeye çalışmışlardır. Burada esas niyet, vekaleten görev yapan yandaşlarını korumak, onların biraz daha koltuklarını korumalarını sağlamaktı.
Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’nın samimi bir yaklaşım içinde olduğunu düşünmemiz mümkün değildir. Türk Eğitim-Sen’in suç duyurusunda bulunmasının ardından Bakanlık telaşa kapılarak, 23.02.2009 tarih ve  2009/23 sayılı genelgeyi yayınlamıştır. Bu genelge ile valiliklere sınırsız bir takdir yetkisi tanınmıştır.
İşte tüm bu süreç, yönetici atamalarında yaşanan kaosu gözler önüne sermektedir. Bu noktada soruyoruz:
Hakka, hukuka uygun, adaletli uygulamalar yaptınız da sendikalar karşı mı çıktı?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetici atamalarını eline, yüzüne bulaştırması sendikaların suçu mu? Kendi çıkardığı yönetmeliği sulandırarak, asaleten atama yapmamak için kırk dereden su getirmek sendikaların suçu mu?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetici atamalarında kadrolaşmayı, yandaş kayırmacılığını ön planda tutmasının sorumlusu da sendikalar mı?
Bakanlığın yönetici atama konusunda tam bir acz içinde olduğunu görmekteyiz. Bakan oluruyla yapılan atamaların savunulur hiçbir tarafı yoktur. “Ben istedim, oldu” anlayışı Cumhuriyetle yönetilen, hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir devlete yakışmaz. Hüseyin ÇELİK, kendini savuna dursun, eğitim camiası ÇELİK atamalarının hakkaniyetle bağdaşmadığını çok iyi bilmektedir. ÇELİK’in sendikaları ideolojik davranmakla suçlaması, kendi yaptığı hukuksuzluğu örtbas ederek, düştüğü çukurdan çıkma gayretinden ibarettir. Oysa asıl ideolojik davranan Hüseyin ÇELİK olmuştur. ÇELİK, hukuk doğrultusunda hareket etmeyi, tüm eğitim çalışanlarını kucaklamayı deneseydi, sözkonusu davaların hiçbiri açılmazdı.
Bu nedenle yineliyoruz: 76. madde atamaları usulsüzdür. Bu atamaların iptal edilmemesi, bu atamalarda ısrar edilmesi eğitim çalışanları arasında giderek büyüyen huzursuzluğu daha da artıracak ve büyük bir hata olacaktır. Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU bu konuda en kısa sürede harekete geçmeli ve 76. maddeye dayandırılarak yapılan tüm atamaları iptal etmelidir. Türk Eğitim-Sen bu konuda hukuki süreci başlatmıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.