İLKSAN GERÇEĞİ VE “ÖLÜ ETİ YİYENLER”
İlksan’la ilgili iddialar yeni değildir. Bilhassa 1996 öncesinde yaşanan olumsuzluklar İlksan’la ilgili, 1996 sonrasında yaşanan başarılı çalışmaları maalesef gölgelemektedir. İlksan’ın Ana statüsünden kaynaklanan problemler devam etmektedir. Ana statüyü ve İlksan Kanunu değiştirmek ne sendikaların ne de İlksan Yönetim Kurulunun yetkisindedir. Bunları değiştirebilecek tek güç Milli Eğitim Bakanlığı ve Hükümettir. Türk Eğitim Sen olarak bugüne kadar Ana statüyü ve İlksan Kanunu değiştirmek adına ortaya koyduğumuz çalışmalardan bir sonuç alamadık.

İlksan mevzuatı gereği yönetim kuruluna seçilenlerin 3’ü üyelerden, 4’ü Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden oluşmaktadır. Denetleme Kurulu Üyeliklerinin ise, 1’i üyeler arasından, 2’si Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği kişilerden oluşmaktadır. 214 İlksan delegesinin 135 tanesi Türk Eğitim Sen üyelerinden oluştuğu için, 7 Yönetim Kurulu üyesinden 3’ü,  Denetleme Kurulu Üyelerinden 1’i Türk Eğitim Sen üyeleri arasından seçilmektedir.

Diğer sendikaların İlksan yönetimine bir türlü girememeleri, İlksan’la ilgili bakış açılarını da değiştirmektedir. Bu sendikalar, ülke genelinde yapılan İlksan temsilcilik seçimini kazanamamanın verdiği kızgınlık ve İlksan üzerinden Türk Eğitim Sen’i karalamak için her türlü çirkin iddia ve dedikoduyu yaymaktan çekinmemektedirler. 1996 yılında batık bir sandığı bugün mamur hale getiren Türk Eğitim Sen üyesi delegelerin bu başarıları, bu sendikaları daha da çılgına çevirmektedir.

Bunlar bilmektedir ki, 1996 yılında 3 milyon TL borçla devralınan İlksan’ın kasasında bugün 215 Milyon TL nakit parası bulunmaktadır. İlksan’ın malvarlığı ise son derece iyi korunarak, siyasilere, yandaşlara  peşkeş çekilmeden, 451 Milyon Dolara ulaşmıştır. 1996 öncesinde emekli olanların tazminatları bir yıl bekledikten sonra ancak ödenebilirken, aynı tazminat bugün daha yüksek oranda, iki günde ödenebilir duruma gelinmiştir. İlksan artık, evlenme yardımı, afet yardımı yapabilen, üyelerine kredi verebilen bir sandık haline gelmiştir. 1996 öncesinde araba dağıtımı yapılmış, bu konuda pislik İlksan’ın her tarafını kapatmıştı. Araba rezaletini düzeltmek de Türk Eğitim Sen delegelerine nasip olmuştur. Kayıplar tek tek bulunmuş, mağduriyetler Türk Eğitim Sen’li delegeleri tarafından düzeltilmiştir. İlksan neden bir OYAK olamadı diyenlerin, OYAK Kanunundan haberi var mıdır?İlksan üyesi bir eğitim çalışanı ortalama 20 TL aidat ödeyip, 10-11 Bin TL tazminat alırken, OYAK üyesi ortalama 200 TL aidat ödeyerek, 70-80 Bin TL tazminat alabilmektedir. Ayrıca OYAK'ın geçici üyesi olan yedek subay askerler terhis olduklarında ödedikleri aidatın bir kuruşunu bile geri alamazlar. Bu OYAK için ciddi bir kaynaktır. İlksan 'ın böyle bir kaynağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla OYAK ve İLKSAN'ı mukayese edenlerin olan bitenden haberi bile yoktur. Ayrıca, OYAK'la ilgili dedikodu üreten hiç kimse de bulunmamaktadır.

İlksan bugün öylesine hassasiyet sahipleri tarafından yönetilmektedir ki, Genel Kurullar bile, fazla masraf edilmesin diye Ankara’da değil, İlksan’ın malı olan Alanya Ananas Otel’de yapılmaktadır.

İlksan’da 1996 yılından bu yana böylesine gelişmeler ve başarılar sağlanırken gözlerinde at gözlüğü olanlar, iftira ve karalama kampanyalarına devam etmekte, namuslu insanlara çamur atmakta bir beis görmemektedir.

“İlksan kapatılmalı, mal varlığı üyelerine dağıtılmalıdır.” sloganı ötesine geçemeyen bu malum kafa, İlksan’la ilgili oluşturdukları çirkin kampanyanın İlksan üyesi eğitim çalışanlarını da töhmet altında bıraktığını, öğretmenleri “rant kavgası” yapan bir meslek grubu durumuna düşürdüğünü de görememektedir. Hırs ve Türk Eğitim Sen düşmanlığı bu malum kafa sahiplerinin gözlerini perdelemiş görünmektedir. İlksan yöneticilerin maaşı artırıldı, yalanlarını söyleyenler, maaşların aynı oranda kaldığını, hatta 2004 yılında Yönetim Kurulu Başkanına verilen asgari ücretin 8 katı maaşın, 2005 yılından bu yana 7 net asgari ücrete düşürüldüğünü, yönetim kurulu üylerine ödenen 5 kat net asgari ücretin 4’e, denetleme kurulu üyelerine net asgari ücretin 3 katı ödendiğini gizlemektedirler. Toplantı başına yönetim kurulu üyelerine 10 TL verilmektedir, yılda 12 toplantı yapılmakta kişi başına yılda 120 TL ödenmektedir. Bir yılda ödenen bu kadar küçük bir rakamı bile abartanlar utanmalıdır. (Eğitim Bir Sen’in açıklaması:İLKSAN’ın bu son Genel Kurulu’nda da öğretmenlerin menfaatine olabilecek hiçbir karar alınmamış, buna karşın Genel Kurul’da; Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Başkanın maaşı brüt asgari ücretin 7 katı, Yönetim Kurulu üyelerinin 4 katı, Denetleme Kurulu üyelerinin 3 katı olması, Türk Eğitim-Sen üyesi delegeler tarafından önerilmiş ve üyemiz olan delegelerin karşı oyuna rağmen kabul edilmiştir. Ayrıca oturum başına 10 TL ücret ödenmesi de karara bağlanmıştır. Günde birkaç oturum düşünüldüğünde, bu rakam ciddi bir yekûn oluşturacaktır. )

Günde bir kaç oturum diyenlerin, ayda 1, yılda 12 toplantı yapıldığından, asgari ücretin brüt tutarı diyenlerin, net asgari ücret ödendiğinden, bunun yeni bir durum değil, 2005 yılından beri uygulandığından , hatta daha önceki yıllarda uygulanan oranlardan daha düşük olduğundan haberi bile yok, ama dert doğruları söylemek değil, çamur at izi kalsın anlayışı.

(Eğitim Bir Sen yalanlarına devam ediyor:Yine İstanbul Pendik’teki bir arsanın 2.5 milyon TL’lik avukat ücreti, çeşitli suistimallerle yargıya taşınmış, yasal faiziyle birlikte söz konusu avukatlık ücreti 20 milyon TL’ye ulaşmıştır.) Halbu ki, avukat açtığı davayı kaybetmiştir, 20 Milyon TL’yi alamamıştır. Ayrıca, İlksanı soymaya kalkan, bu avukatın AKP li bir milletvekili olduğu da söylenmemiştir. İlksan yöneticileri bu soyguna göz yummamış, her türlü hukuki ve demokratik mücadeleyi yapmış ve kazanmıştır. Ayrıca söz konusu avukatla ilgili tüm milletvekilleri ve Başbakan bilgilendirilmiştir.

Türk Eğitim Sen olarak İlksan’ın kapatılmasından, mal varlığının üyelerine dağıtılmasından asla rahatsızlık duymayız. Önemli olan İlksan kapatıldığında elde edilecek gelirin üyelere nasıl dağıtılacağı ve üyelerin tazminatlarının bugünkü hesaplanma yöntemi ile nasıl dağıtılacağıdır. Üyelerin oluşacak zararının nasıl karşılanacağıdır. Bugünkü hesaplanma yöntemi ile hesaplandığında İlksan üyelerinin zarar etmemesi için, İlksanın mal varlığı ve mevcut parasının üzerine, 600-700 Milyon TL daha gerekmektedir, kapatılsın sloganı ile gece gündüz yatıp kalkanlar bu parayı nereden bulacaklarını da söylemelidirler. İlksan üyelerinin zararına da olsa kapatılsın, diyorlarsa, o başka. Bu kararı verecek olanlar İlksan'ın 240 bin üyesidir, sendikalar değil.

İlksan’da yapılan yanlışlar elbette eleştirilecektir, ancak iftira atmak noktasında eleştiriler, ,nsana yakışan davranışlar değildir. Bilhasa eğitim çalışanlarını temsil ettiği iddiasında olan sendikaların böyle çirkin bir davranış içinde olması kabul edilemez. Türk Eğitim Sen, İlksanı yakından takip etmektedir, yanlış olarak değerlendirilebilecek hangi faaliyet, kimden gelrise gelsin Türk Eğitim Sen olaya müdahale etmekten, suçluları deşifre etmekten kaçınmayacaktır. 240 bin İlksan üyesinin vebali hepimizindir, bu sorumluluğu, yalan söyleyerek ortaya koymak hiç kimseye yarar sağlamayacaktır.

Böylesine hesapsız, kitapsız davrananların 1996 öncesinde İlksan’ı nasıl batırdıklarını, İlksan’ın paralarını hangi ideolojik gruplara, hangi yandaşlara peşkeş çektiklerini, danışman adı altında kimlere maaş bağlandığını biliyoruz. Yüce dinimiz dedikodu yapanları, ölü kardeşinin etini yemiş olmakla, tanımlıyor. 1996 yılından bu yana İlksan’ı aslanlar gibi yöneten, bilerek hiç bir suistimalin içinde olmamış namuslu insanları karalayanlar, ölü eti yemeye devam edenlerdir. Allah ıslah eylesin.