GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ KASTAMONU VE BARTIN’DAYDI

Genel Sekreter Musa AKKAŞ ile Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN, 26 Mart Perşembe günü Kastamonu’yu ve 27 Mart Cuma günü de Bartın’ı ziyaret ederek teşkilat yöneticileriyle bir araya geldiler.

Kastamonu Şube Başkanlığı tarafından düzenlenen ve İlçe Temsilcileriyle İl merkezindeki işyeri temsilcilerinin katıldığı İl İstişare Toplantısı Şube Başkanı Nedim Afacan’ın açış konuşmasıyla başladı. 

İŞ GÜVENCESİ YOKSA 7 HAZİRAN’DA OY DA YOK!

Daha sonra söz alarak katılımcılara hitap eden Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip Geylan, memurun iş güvencesine yönelik tehditlerin arttığını ve bunlara ancak kararlı ve mücadeleci sendikacılıkla dur denilebileceğini belirterek şunları söyledi: “Hükümeti idare eden siyasi iktidar, iş başına geldiği günden itibaren memurun iş güvencesine kafayı takmış durumdadır. Her fırsatta devlet memurunun iş güvensini örseleyecek girişimleri icraat olarak sergilemektedir. Bir uzmanlık mesleği olan öğretmenliği dahi kısmi zamanlı olarak çalıştırmaya çalışan bu Hükümet değil miydi? Hatırlayın, 2005 yılında 4/C statüsünde öğretmenliği icat eden de AKP iktidarıydı. Daha sonra Türk Eğitim-Sen’in mücadelesiyle çark ederek 4/B statüsünde sözleşmeli öğretmenliği idame etmediler mi? Nihayetinde yine sendikamızın etkili duruşuyla bu arkadaşlarımız 2011 seçimler öncesinde kadroya alındı. Öte yandan AKP’nin iktidar olduğu 2002 senesinde kamuda çalışan taşeron eleman sayısı 15 binlerdeyken şimdi 650 bine yaklaşmış durumdadır. Yani siyasi iktidar, kadrolu ve iş güvenceli kamu çalışanından rahatsızdır. Gelinen son noktada ise artık lafı dolandırmadan, gizlemeden iş güvencemizden rahatsız olduklarını alenen söylüyorlar. Yine hatırlıyoruz geçtiğimiz aylarda sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan TÜMSİAD’ın Genel Kuruluna katılmış ve aynen şu ifadeleri kullanmıştı: ‘Gelişmiş ülkelerde işçi memur ayrımı almamıştır. Bunu ülkemizde de çözmeliyiz. Bir fabrikada, memnun olmadığınız işçinin kıdem ve ihbar tazminatını veriyor kapının önüne koyuyorsunuz. Ama bunu biz kamuda yapamıyoruz. Görevden alıyorsunuz yargıdan dönüyor. Bir daha alıyorsunuz yine dönüyor. Böyle devlet yönetilir mi? Bunu çözmeliyiz.’ Anlayışı görüyor musunuz? Açık açık söylüyorlar; Devlet memurluğunu kaldıracağız, artık parti memuru olacaksınız, yani köle olacaksınız. İşte bu tehlikeyi ancak onurlu sendikal mücadeleyle bertaraf edebiliriz. Kamu çalışanlarının iradesini siyasi iktidara peşkeş çeken ve diyet olarak milletvekilliği ulufesini dilenenlerle haklarımızın korunamayacağı aşikardır. Bütün kamu çalışanları onurlu direnişin adresi olan Türkiye Kamu-Sen çatısı altında toplanmalıdır. 4 Nisan’da Ankara’da büyük bir yürüyüş ve miting gerçekleştireceğiz. Oradan bütün siyasi partilere çağrıda bulunarak memurun meselesine sahip çıkmalarını isteyeceğiz. 7 Haziran’da önümüze gelecekler. Seçim beyannamelerine bakacağız. Memurun iş güvencesine asla dokunmayacağını taahhüt etmeyen partilere oy vermeyeceğimizi Ankara’dan haykıracağız. Bütün meslektaşlarımız davet ediyoruz. Şunu herkes bilmelidir: Bizim meselemizi bizden başka sahiplenecek başka bir mekanizma yoktur. Ya haklarımıza sahip çıkmak için mücadele edeceğiz, ya da siyasetin kölesi olacağız”

 

AKP HÜKÜMETİ KENAN EVREN’E BİLE RAHMET OKUTTU!

Bartın Şube Başkanlığı ise 27 Haziran Perşembe günü Bartın Belediyesi Kültür Merkezi’nde İl İstişare Toplantısı düzenledi. Merkez işyeri temsilcilerinin katıldığı toplantıda Şube Başkanı Sezai Hangişi ve Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip Geylan’ın konuşmasından sonra söz alan Genel Sekreter Musa Akkaş,  Çanakkale Zaferi’nin 100. yıldönümünde kahraman şehitlerimizi minnetle andığını belirterek başladığı konuşmasında, “Çanakkale, Türkiye Cumhuriyeti’nin hamurunun yoğurulduğu teknedir. Türlü sıkıntılar içerisinde varolma mücadelesi veren Türk Milleti Çanakkale’de öylesine bir destan yazmıştır ki, asırlarca esir ve mazlum milletlere ibret oluşturmuştur. 1915’te Çanakkale’de yakılan ateş, Mili Kurtuluş Savaşının temelini örmüş ve Anadolu’daki son Türk Devletinin harcını karmıştır. O büyük destanın mimarlarını, başta Mustafa Kemal olmak üzere Çanakkale’nin bütün komutanlarını ve 253 bin şehidimizi minnet ve dualarla anıyorum. Ruhları şad olsun. İşte Türkiye Kamu-Sen Çanakkale ruhunun sivil toplum örgütlenmesindeki yansımasıdır. Çok eskiye gitmeye gerek yok. Şu son 10 yılımıza bir bakın: Milli bayramlarımız tartışılır hale gelmiş, içleri boşaltılmış. Milli kimlik şuurunu genç idraklere nakşeden Andımız kaldırılmış. Devletimizin kurucusu büyük Atatürk’e hakaret etmek sıradanlaşmış. Türk kimliği neredeyse tu kaka ilan edilmiş. Milliyetçilik ayaklar altına alınır olmuş. Anayasa açıkca ihlal edilerek etnik dilerde eğitim yapılır hale gelmiş. Bölücülük meşrulaştırılmış, bunun için akil heyetler oluşturulmuş… vs. İşte tüm bu rezilliklere gür ve cesur bir sesle HAYIR diyen Türkiye Kamu-Sen’dir. Bundan dolayı sendikal mücadelemizin aynı zamanda milletimiz adına sergilenen bir milli duruş olduğu gözden kaçırmamalıyız.” dedi.

Çalışma hayatının zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Akkaş, “Kamu çalışanları üzerinde siyasetin ciddi bir baskı ve yıldırma politikası sözkonudur. AKP Hükümeti, adeta, ya bize biat edeceksiniz ya da nefes almayacaksınız diyor. Bir de almış yedeğine bir sözde sendikayı, resmen çete yöntemleriyle devlet idare ediyorlar. Kamu kurumlarında adeta terör estiriliyor. Terfi ve görevlendirmelerde, kadro, liyakat, beceri hak getire. Bunlara teslim olduysan yeterli kriteri taşıyorsun demektir. Böylesine kötü bir yönetimi ülkemiz daha önce hiç yaşamamıştır. İnanın darbe dönemlerinde dahi bu zamanda yaşananlara şahit olunmamıştır. Düşünebiliyor musunuz; bir kararla MEB’de 76 bin idarecinin unvanını elinden aldılar. Yılların birikimi, başarısı, liyakat ve becerisi tek bir düzenlemeyle yok sayıldı. Bunlar, Kenan Evren’e bile rahmet okuttular! Ama şunu kimse aklından çıkarmasın: Biz çok Hükümetler, çok Başbakan ve Bakanlar gördük. Çoğunun ismi bile bugün hatırlanmıyor. Bugünler dönecek, hesap günü gelecek. Bugün kamu çalışanlarına zehir içirenlerin burunlarından fitil fitil getireceğiz. Kimse kendisini o makamlarda ebedi zannetmesin. Gün gelecek huzurumuza çıkacaksınız. İşte o zaman yaptıklarınızın hesabını bize vereceksiniz.” Şeklinde konuştu.