KONCUK: TÜM KONFEDERASYONLARI ORTAK EYLEME DAVET EDİYORUM

 

 

Toplu Sözleşme görüşmelerinin üçüncü oturumu bugün saat 11:00'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in katılımıyla başladı. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk,Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Sözleşme Sekreteri  ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak ile teknik heyetimiz de toplantıda hazır bulundu.

Bir önceki oturumda hizmet kollarının taleplerine ilişkin kurulması kararlaştırılan komisyonların çalışmalarının değerlendirildiği toplantı, komisyonun hazırladığı raporun sunumuyla sürdü.

Sunumun ardından toplantıya ara verilirken, bir sonraki oturumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik Hükümetin kamu çalışanlarına yönelik 2014 ve 2015 yılı için zam oranını açıkladı. Buna göre;

- Hükümetin memurlara sunduğu ilk teklif 2014 Ocak ve Temmuz aylarında yüzde 3+3, 2015 Ocak ve Temmuz aylarında da yüzde 3+3 oranında artırılmasını içeriyor.

- Hükümetin sunduğu ikinci seçenekte ise 2014 yılı için taban aylığı tutarında 100 lira brüt artış yapılması 2015 Ocak ve Temmuz aylarında ise yüzde 3+3 oranında artış yapılması önerisi yer aldı.

Hükümet ayrıca;

- Öğretmenlerin eğitim ve öğretim tazminat tutarlarının 2014 yılı Ocak ve Temmuz aylarında 40+40 lira olmak üzere toplam 80 lira artırılmasını ve 4/C'li personele aile yardımı ödeneği verilmesi ve ücretlerinde 150 lira brüt artış yapılmasını da önerdi.

Bakan Faruk Çelik'in açıkladığı bu teklifleri eleştiren Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, "Hükümet kamu çalışanlarına meydanları işaret etmektedir" dedi. Koncuk, "Aslında kamuoyuna yansıyan ve bizim de tahmin ettiğimiz  teklif geldi. Yüzde 3+3 kamu işçilerine verildikten sonra, memura da benzer oranda zam yapılacağı endişesini zaten yaşıyorduk, bu endişelerimizin haklı olduğunu gördük. Bu Toplu Sözleşme masası memurlar ve memur emeklileri ile birlikte yaklaşık 5 milyon insanı, ailelerini de eklediğimizde 20 - 21 milyon insanı doğrudan ilgilendiren öneme sahip bir masadır. En düşük devlet memuru maaşının 1551 TL,  ortalama devlet memuru maaşının 2 bin TL olması, emeklilerimizin 1300 TL ile geçinmek zorunda bırakılması, önümüzdeki seçim dönemini de düşündüğümüzde bu masadan daha vicdani ve Türkiye gerçeklerine, kamu çalışanları ve emeklilerin durumlarına uygun bir teklif geleceğini beklerdim. Ancak böyle bir teklifle karşı karşıya kaldık. Bundan sonra ne kadar yukarı çekilebilir, onu zaman gösterecek. Seyyanen brüt 100TL maaş artışının kabul edilmesi demek, 2014 yılında devlet memurlarının maaşına net 72 TL’lik bir zam gelecek demektir. Yüzde 3+3 de farklı bir sonuç arz etmiyor. Hatırlanacağı gibi 666 sayılı KHK ile getirilen ek ödeme artışlarından öğretmenlerimiz hiç faydalanamamış ve memurlar içinde en düşük maaşı alan kesimlerden biri haline getirilmişti. Geçtiğimiz yıl öğretmenlerimizin ve akademisyenlerin sorunlarına bir çözüm getirilmedi. Öğretmenlerimiz bu kadar bekledikten, bir beklenti içine girdikten sonra, kızgınlıklarına rağmen bu 40+40 TL artış teklifi sorunun çözümü için yeterli değildir. 40+40 TL öğretmenlerimize hakaret olarak algılanacaktır. Bu rakam nasıl ve neye göre belirlenmiştir? 2 yıl bekletildikten sonra öğretmenlere 80 TL verilecek,  o da ilk altı ay için 40 TL, sonraki altı ayda 80 TL olacak.

4/C’lilerin durumuna gelince; bunları çalıştıranlar bakımından bir ayıp olduğunu düşünüyorum. Tüm konfederasyonların da böyle düşündüğünü biliyorum. Brüt 150 TL maaş artışı, 4/C’liler için hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü brüt 150 TL, net olarak 100 TL’lik bir artış ifade eder ki bu da memurlara önerilen yüzde 3+3’ten daha yüksek bir oran değildir. Aile ve çocuk yardımı zaten Hükümetin 2 yıl önce verdiği ve tutmadığı bir sözdü. Bunu vermekle 4/C’lilere bir şey vermiş olmuyorsunuz. 4/C’lilere kadrodan başka hiçbir teklifi çözüm olarak görmüyoruz.

Bütününe bakıldığında kamu görevlilerinin beklentilerine cevap vermeyen bu teklif, meydanları işaret etmektir. Buradan Türkiye Kamu-Sen olarak her türlü eylemi de meşru göreceğimizi ifade ediyorum. Bu anlamda diğer konfederasyon başkanlarına ortak eylem yapmayı,  kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal problemlerini kamuoyu gündemine getirmeyi teklif ediyorum. Ramazan Bayramınızı bu vesileyle tebrik ediyorum ama kamu çalışanları bu rakamlarla ne yazık ki mutlu bir bayram geçiremeyecekler.  Hepinize saygılar sunuyorum.

KONCUK: BU TEKLİF MEYDANLARI İŞARET ETMEKTEDİR

Toplantı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Genel Başkan İsmail Koncuk, "31 Ağustos'a kadar vaktimiz var, bu rakamlar revize edilmelidir." dedi Koncuk, "Değerli basın mensupları, bayram arifesinde Kamu İşveren heyeti, dolayısıyla Hükümet, herhalde kamu çalışanlarına ve emeklilere güzel bir bayram geçirtmek istemedi. Böylesine komik bir zam teklifi ile karşı karşıya kaldık. Bu Toplu Sözleşmeler emeklilerle birlikte 4 milyon  400 bin kişiyi, aileleri ile birlikte 20 milyon insanı doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen bir s    onuç arz etmektedir. Biz kamu işçilerinden daha farklı rakamlar çıkacağını umarak bu masaya oturduk, çünkü kamu çalışanlarının son 10,5 yılda yüzde 24,6 oranında alım gücünün azaldığını biliyoruz. Türkiye ekonomisi reel olarak yüzde 77 oranında büyürken kamu görevlilerin alım gücünün yüzde 24,6 düşmesi karşısında Hükümetin yüzde 3+3’le karşımıza gelmesi, kabul edilebilecek bir durum değildir. Yüzde 3+3 en düşük devlet memuru maaşı için birinci altı ayda 48 TL ikinci altı ayda ise 49 TL’lik zam anlamı taşımaktadır. Alternatif olarak seyyanen brüt 100 TL’nin kabul edilmesi durumunda brüt olan 100 TL,  2014 yılında 72 TL’lik net maaş artışı anlamına gelmektedir."

"Öğretmenlerimiz 2 yıldır ek ödemelerin artırılmasını bekliyor. Geçen yıl 23 Mayıs tarihinde çok ciddi bir iş bırakma eylemi yaptık ve öğretmenlerimiz ek ödemelerin verilmemesinden dolayı çok kızgındı. Bu rakamın hem öğretmenlerimizi kızdıracağını hem de üzeceğini düşünüyorum. 40+40 TL yaklaşık 800 bin öğretmenimizle dalga geçmektir. 474 TL ile en düşük ek ödemeyi alan öğretmenlerimize teklif edilen bu rakam kabul edilemez. Bu rakamın öğretmenler bakımından en az 300 TL olması gerekmektedir. Akademisyenlerimize ek ödeme almamalarına rağmen hiçbir teklif getirilmemesi de kendilerine verilen değerin ne kadar az olduğunu göstermektedir".

"Yıllardır 4/C’lilerin kadroya alınmasının mücadelesini veriyoruz, eylemlerle, mitinglerle, basın açıklamalarıyla. Bu masada maalesef 4/C’lilere kadro çıkmayacağı Sayın Bakanın sözlerinden anlaşılmıştır. Bu statü değişikliği ile ilgili olarak Sayın Bakanın ifadesi, "Bu masa 4/C’lilere kadro verilmesi ile ilgili bir karar veremez; bu masa ancak 4/C’lilerin maaş zamları ve aile yardımıyla ilgili karar verebilir" diyor. Ben buna katılmıyorum, bu masa 4/C’lilerin kadrolu olması ile ilgili karar verme gücünde ve kabiliyetinde bir masadır. O'nun için kaçak güreşmenin bir anlamı yoktur. 4/C’lilere kadro verilmediği sürece, hiç bir teklif bizim için bir çözüm olarak kabul edilemez. 4/C’lilere bugüne kadar aile ve çocuk yardımının verilmemiş olması, bu ülkeyi yönetenler bakımından büyük bir ayıptır. Her çalışana verdiğiniz yardımı yıllardır 4/C’liye vermemek zaten sizin 2 yıl önce verdiğiniz söze de uymamaktaydı. Bunun verilmesi bir anlam ifade etmemektedir. Bu bir borçtur ve borcun yerine getirilmesidir. Brüt 150 TL maaş artışı ise net olarak ele alındığında yüzde 3+3 dolayında bir zam anlamı taşımakta; yüzde 3+3’ten daha fazla bir artış anlamına gelmemektedir. Bu da bizim için bir çözüm olarak görülmemektedir. Tek çözüm kadrodur. 4/C’li 23 bin insana bu ülkede kadro verilmedikçe bu ülkeyi yöneten hiç kimsenin insan haklarından, çalışanların mağdur edilmemesi edebiyatına kadar hiçbir söyleme hakkı kalmayacaktır."

"Ben bu rakamların Kamu İşveren Kurulu tarafından ve Hükümet tarafından bayramdan sonra mutlaka revize edilmesi gerektiğini, Türkiye'nin, çalışanların ve emeklilerimizin ekonomik gerçeklerine uygun, ciddi taleplerle masaya gelmelerini bekliyorum. İçeride diğer Konfederasyonlara sayın Bakanın huzurunda eylem birliği teklif  ettim. Üç konfederasyonu ve hatta diğer konfederasyonları da buradan ben bu komik ve gayri ciddi zam teklifleri karşısında ortak eylem ve iş bırakma eylemlerine kadar giden eylemler zincirine davet ediyorum. Bayramdan sonra bu rakamlar geniş bir şekilde değerlendirilmeli. Çok aceleye gerek yok, 31 Ağustos'a kadar vaktimiz var. 21 Ağustos tarihine kadar bu görüşmeleri daha aklı selim ve ayağı yere basan bir şekilde yapabiliriz. Bayram öncesi bu işi oldu bittiye getirmenin kamu çalışanlarına bir fayda sağlamayacağını Memur-Sen'in de görmesi gerekir. Bu iş tartışılmalıdır. Özellikle Kamu işveren tarafı ellerini vicdanlarına koyarak, insanların neler çektiğini düşünerek baksınlar, bayramdan sonra bu müzakereye devam edelim. Takvim bellidir, bize dağıtılan takvimde 21 Ağustos'ta bu işin son günü olduğu, eğer uzlaşma olmazsa 3 gün içinde Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna itiraz hakkı var. Onların da 5 gün içerisinde 31 Ağustos tarihine kadar karar verme zamanları olacak. Bunu oldu bittiye getirmenin bir anlamı yoktur. Şimdiden Bayramınız mübarek olsun. "diyerek sözlerini noktaladı.