AHLAK FUKARALARI


 

Bugün bir internet haber sitesinde, “AKTİF-SEN KESİNTİSİ İLE İLGİLİ USULSÜZLÜK İDDİASI” başlıklı bir haber yayınlanarak, sendikamıza yönelik doğru olmayan bir ithamda bulunulmuştur.

Haberde, sendikamızca Milli Eğitim Bakanlığı’na yazıyla başvurularak Aktif Eğitim-Sen’e Nisan ayı içerisinde kesilen aidatların usulsüz olduğunun bildirildiği belirtilmektedir.

Bu haberin, tamamen Aktif Eğitim-Sen üyesi eğitim çalışanlarının sendikamıza yönelik sempatilerini kırmak ve onları yandaş bir sendikaya yönlendirmek amacıyla servis edildiği anlaşılmaktadır.

Çünkü, haberdeki değerlendirmeler kesinlikle doğruları yansıtmamaktadır. Nitekim haberin devamında yayınlanan yazımız incelendiğinde, haberde iddia edildiği gibi sendikamızın Aktif Eğitim-Sen’in Nisan ayında yaptığı aidat kesintilerinin usulsüz olduğu anlamı çıkmayacaktır.

Tam aksine biz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 30 Nisan 2013 tarihli genelgesinin eksik ve yanlış bir görüş ihtiva ettiğini belirtmekteyiz. Türk Eğitim-Sen olarak, Bakanlığın yeni bir görüş yayınlayarak bu eksikliği gidermesini talep ediyoruz. Eğer MEB bu yanlışlığı düzeltmez ise Bakanlığın bu uygulamasının Aktif Eğitim- Sen ile ilgili olarak 31 Mart’tan 30 Nisan’a kadar kurumların yaptığı tüm iş ve işlemlerin usulsüz olacağı uyarısında bulunuyoruz. Kaldı ki, oluşan bu durumun sorumlusu da Aktif Eğitim-Sen değil, tamamen Milli Eğitim Bakanlığı’dır.

Bilindiği üzere sözkonusu sendikanın 31 Mart 2013 tarihinde Genel Kurul yaparak fesih kararı aldığı basına yansıyan haberlerle kamuoyuna mal olmuştu. Fakat bu yeni durumla ilgili, ne sendikadan ne de Bakanlıktan kurumlara herhangi bir resmi tebliğ yapılmamıştı. Dolayısıyla, herhangi bir kurum idarecisinin, basından duyduğu habere dayanarak bir işlem yapması mümkün olamayacağına göre, MEB’in 30 Nisan tarihli genelgesine kadar işyeri idarelerinin yaptığı tüm işlemler mevzuata uygun kabul edilmelidir.

Nihayet resmi tebliğ de 30 Nisan 2013 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın taşra teşkilatlarına yayınladığı genelgeyle yapılmıştır. Doğal olarak bu tebliğ tarihi, yeni durumla ilgili kurumların işlem yapmasının başlangıcı olmalıdır.

Ancak, Bakanlığın sözkonusu yazıda, sadece 31 Mart itibariyle fesih işleminin gerçekleştiğini ve üyeliklerin sonlandığını belirtmiş olması, resmi sürecin bu tarih itibariyle tamamlandığı anlamını vermektedir. Oysa ki, o tarihten 30 Nisan 2013 tarihine kadar ülke genelindeki binlerce işyerinde ilgili sendikaya dair bütün işlemler doğal olarak devam ettirilmiştir.

İşte Türk Eğitim-Sen’in habere konu edilen yazısının amacı bu karmaşanın sonlandırılması, binlerce işyeri idarecisinin usulsüz iş ve işlem yapmış olma durumuna düşürülmemesinin sağlanmasıdır. Haberde iddia edildiği gibi Türk Eğitim-Sen’in herhangi bir kuruluşu itham etme durumu sözkonusu bile değildir.

Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapmış olduğumuz resmi bir yazışmanın basına sızdırılmasını da çok manidar bulduğumuzu ifade ediyoruz. Bakanlık yöneticilerinin, kurumun mahremiyetini ifşa eden böylesi gayri ahlaki davranışlara karşı geliştireceği tedbirleri ve özelde bu son sızdırma olayıyla ilgili yapacakları işlemleri de yakından takip edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatı birilerinin çiftliği değilse, bu tür hadiselerin sorumlularının üzerine titizlikle gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Öte yandan, sendikamız, konuyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’na da yazılı başvuruda bulunarak, yazışmaları dışarıya servis edenlerin bulunmasını ve sorumlular hakkında işlem yapılmasını talep etmiştir.

 

TÜRK EĞİTİM-SEN GENEL MERKEZİ