TOPLU SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ BAŞLADI

Hükümet ve memurlar 2012-2013 maaş artışını belirleyecek toplu sözleşme görüşmeleri için bir araya geldi.

Kamu görevlileri sendikaları ile hükümet arasındaki toplu sözleşme görüşmelerinin ilk oturumu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndaki Eşref Moralı Toplantı Salonu'nda başladı.

Toplantıya Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve yetkili sendikalarımızın genel başkanları Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut, Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, toplu sözleşme görüşmelerinin ilk toplantısını yaptıklarını belirterek, ''Bugün kamu görevlileri sendikacılığı ve çalışma hayatı açısından tarihi bir gün yaşamaktayız. Çünkü kamu görevlileri sendikacılığında ilk kez toplu sözleşme görüşmesi yapılmaktadır. Bu tarihi gün 2009 yılında hükümetimiz tarafından Emek ve Dayanışma Günü ilan edilen 1 Mayıs'ın hemen arefesinde gelmesi de ayrıca sevindiricidir'' dedi.

Bugün, 2 milyon 600 bin kamu çalışanı ile 1 milyon 900 bin emekliyi doğrudan ilgilendiren önemli bir adım atıldığını ifade eden Çelik, ''Atılan bu adımın ülkemize, milletimize ve tüm kamu çalışanlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum'' diye konuştu.

Toplantının açılışında konuşan Bakan Çelik, 12 Eylül'de yapılan referandumun en önemli sonuçları arasında kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanınmasının da yer aldığını belirtti. Toplu sözleşme sistemini mümkün kılan kanunun hazırlık sürecinin sosyal tarafların katılımıyla yürütüldüğünü ifade eden Çelik, tasarının Başbakanlığa ve TBMM'ye intikal etmesine ilişkin bütün süreçlerde sosyal tarafların katkıları alındığını anlattı.

Son 10 yılda gerçekleştirilen toplu görüşmelerde Hükümet adına verilen sözlerin tamamının gerçekleştirildiğine işaret eden Çelik, kamu personel sistemini ilgilendiren 65 konuda önemli düzenlemelerin yapıldığını vurguladı.

Küresel ekonomik krizin bütün dünyayı etkilediğini ifade eden Çelik, henüz krizin bitmediğini söyledi. Türkiye'nin alınan ekonomik tedbirler sayesinde krizi hafif hissettiğine işaret eden Çelik, kriz sebebiyle pek çok Avrupa ülkesinde kamu harcamalarında kısıtlamaya gidildiğini, ücretlerin dondurulduğunu, işten çıkarmalar gerçekleştiğini anlattı.

Bütün bu gelişmelere rağmen 10 yıllık dönemde kamu personelinin enflasyona ezdirilmediğini vurgulayan Çelik, ''2002 yılında aile yardımı dahil en düşük devlet memuru aylığı 392 TL iken 2012 yılı ocak ayı itibariyle aile yardımı dahil en düşük devlet memuru aylığı bin 633 TL'ye çıkmıştır. 2002 yılında aile yardımı dahil ortalama devlet memur aylığı 578 TL iken 2012 ocak ayı itibariyle aile yardımı dahil ortalama devlet memuru aylığı bin 894 TL'ye çıkmıştır'' diye konuştu.

GENEL BAŞKAN İSMAİL KONCUK TOPLANTIDA KONUŞMA YAPTI.

 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk toplantıda yaptığı konuşmada kamu çalışanlarının yaşadığı sıkıntılara değinerek,  Konfederasyonun taleplerini açıkladı. Genel Başkan konuşmasında şunları söyledi:

 

“Memurlarımızın uzun ve zorlu geçen bir bekleyiş sürecinin ardından, nihayet toplu sözleşme görüşmeleri başlamıştır. Milyonlarca kamu görevlisi, emekliler, dul ve yetimler, gazilerimiz ile şehit yakınları neredeyse bir yıldır, bir türlü kurulmayan ve kurulmamakta ısrar edilen toplu sözleşme masasını beklemektedir.Ancak, çocuklarına harçlık dahi veremeyecek duruma gelmiş kamu çalışanlarımızın yüzünü güldürecek bir sonuç için umut besleyen aileler, ne yazık ki Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in bir biri ardına gelen olumsuz açıklamalarıyla, adeta yıkılmıştır.Toplu sözleşme görüşmeleri başlamadan, Bakanlar bir anlamda pazarlıkları kendileri açısından sonlandırmış, her sene duymaya alışık olduğumuz, bütçe imkânları, bütçe açığı, cari açık, personel gideri gibi bahaneleri sıralamaya başlamışlardır. Ülkenin her türlü lüzumsuz harcamasında seslerini çıkarmayan yetkililer, nedense konu memurlara geldiğinde, birden bütçe gerçeklerini ve ülkenin borçlarını hatırlamaktadırlar.Bakanlar, Avrupa’nın ekonomisi kötü birkaç ülkesini örnek gösterip, memurların işten çıkarıldıklarını iddia ederek adeta memurlarımıza gözdağı vermektedirler. Ancak aynı Bakanlar, Avrupa’nın diğer ülkelerindeki ekonomik, sosyal, demokratik ve sendikal hakları hiç gündemlerine almıyorlar, görmezden geliyorlar. Biz bu tür olumsuz açıklamaları, toplu sözleşme masasının, daha görüşmeler başlamadan baskı altına alınması girişimleri olarak görüyor ve toplu sözleşme masasında özgürce pazarlık yapılabilmesi için gerekli hukuki ve ahlaki alt yapının oluşturulmasını istiyoruz.İnşallah, toplu sözleşme süreci başlamadan Sayın bakanların yaptıkları olumsuz açıklamalar, umutla bekleyen milyonların hüsranı olarak masaya yansımaz. Her şeye rağmen Türkiye Kamu-Sen olarak, toplu sözleşme görüşmeleri boyunca kamu görevlilerimizin bize verdiği sorumluluğun bilinci içinde hareket edeceğiz ve kamu görevlilerimizin hak ve menfaatlerini savunmayı, ısrarla sürdüreceğiz.Toplu sözleşme masasında memurların pazarlanmasına asla müsaade etmeyeceğiz ve kamu görevlilerimizin toplu sözleşmelerdeki gözü, kulağı, sesi ve gerçek temsilcisi olacağız.   

 

Geride kalan zaman içinde ihmal edilen, en önem verdikleri yasal düzenlemeleri geciktirilen, maaş zammı verilmeyerek adeta unutulan, geri plana atılan memurlarımız mutsuzdur. Toplumda memurlarımızın hiçbir işe yaramadığı, memurlara verilecek maaş zamlarının işsizliği artıracağı, yatırımları düşüreceği, bütçe dengesini bozacağı ve ülkemizdeki tüm sorunların kaynağı olduğu yolunda asılsız bir kanaat oluşturulmuştur. Yıllardır kamu çalışanlarına bu gerekçelerle kamu çalışanlarına yeterli maaş zammı verilmediği halde ne işsizlik azalmış, ne yatırımlar çoğalmış ne de adil bir gelir dengesi kurulabilmiştir.Adeta küresel sermaye ve siyasiler, el birliği yaparak milletimizle memurları karşı karşıya getirmeye çalışmaktadır. Siyasiler, belki bu yöntemle memurlarımızın haklı feryatlarının sesini kısacaklarını düşünüyorlar ancak; bu durum devletimizle ve milletimizle hesabı olanların ekmeğine yağ sürüyor. Milletimiz memuruna karşı tepkili, memurun çalıştığı kuruma karşı tepkili, dolayısıyla devletine karşı tepkili ve tahammülsüz hale getirilmek isteniyor. Dolayısıyla memurlar kullanılarak devletimiz yıpratılmaya çalışılıyor. Yıllardır uygulanan politikalar sonucunda, memurların maaşları yetersiz hale getirilmiş, kamudaki ücret adaletsizliği artmış ve eşit işe eşit ücret getirmesi için çıkarılan uygulamalar yeni adaletsizlikler doğurmuştur. Bugün 1 milyondan fazla memurumuz ailesinin geçimini sağlayacak kadar ücret alamamaktadır. Memurlarımız, olumsuz çalışma koşullarına, elektriksiz, telefonsuz, masasız iş yerlerine, sobasız, kömürsüz, odunsuz sınıf odalarına mahkûm edilmişlerdir. Bütün bu söylenenlerden ve yapılanlardan sonra memurlarımız, kendilerini dışlanmış ve geri plana itilmiş hissetmekte, ancak etkili, verimli ve güler yüzlü hizmet sunmaya gayret etmektedirler. Bizler bu noktadan hareketle memurun mutluluğunun millete, milletin mutluluğunun da devletimize yansıyacağı düşüncesindeyiz. Bu gün memurumuz, yüzünün güldürülmesini beklemektedir. Yıllardır sadakatle verdiği hizmetlerinin karşılığını beklemektedir. Bu gün memurumuz, elinden alınan itibarının iadesini beklemektedir.

 

Kamu çalışanlarının kendilerine ve ailelerine yetecek ve insanca yaşamalarını sağlayacak kadar ücret istemesini, daha iyi çalışma koşulları talep etmesini farklı yönlere çekmek ve başka türlü göstermek, kimseye bir fayda getirmez. Bizler kamu çalışanları olarak hiç kimsenin hakkını istemiyoruz. Hak ettiğimizden fazlasını da istemiyoruz. Nerede çalışırsa çalışsın, herkesin kendisine ve ailesine yetecek kadar ücret alması gerektiğini düşünüyor ve bunun için çaba sarf ediyoruz. Eldeki kaynakların adil dağıtılmasını istiyoruz.Bu gerçekler ışığında, 2011 yılında yapılması gereken toplu sözleşmeler; siyasetçilerin vurdumduymaz tavırları, boş vermişlikleri, memurları ikinci plana atmaları, önceliği farklı kesimlere vermeleri nedeniyle 1 yıl gecikmiş ve memurlarımız tam 5 ay boyunca zamsız maaşa mahkûm edilmiştir.Ocak-Mart arasında üç aylık enflasyon %1,55 olmuştur. Son bir yıllık enflasyon ise %10,4’tür. Bazı kamu görevlilerine ödenen ek ödemelerde yapılan kısmi düzenlemeyi saymazsak, Temmuz 2011’den bu yana, yani 9 aydır, memurlarımız maaş zammı alamamış adeta unutulmuştur.Ülkemizin dört bir yanında elverişsiz çalışma şartları, yetersiz hizmet içi eğitim, yetersiz araç gereç ve kısıtlı kaynaklarla, görevini en iyi şekilde yerine getirmek için canını dişine takıp çalışan memurlar; uygulanan yanlış politikalar nedeniyle mağdur edilmektedirler.Son bir yıl içinde sivri biber %185, dolma biber ve patlıcan %128, mandalina %102, salatalık %95, nohut %65, marul %64, yumurta %52, tavuk eti %38, sabun %33, deterjan %27 zamlanmıştır. Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, toplu sözleşme masasına makul taleplerle gelmemizi istemiştir.Yaşamın bu denli pahalılaştığı bir dönemde, Hükümet bir yılda benzine %23, mazota %24, kömüre %26, doğalgaza %34, elektriğe %19 zam yaparken ne kadar makul davranmıştır?Memurların daha ne kadar makul olmasını beklemektedir? Şundan emin olunsun ki; Türkiye Kamu-Sen’in talepleri, Hükümetin yaptığı zamların daha üzerinde değildir. Bu zamlar ortadayken, tam 5 aydır memurlarımız zamsız maaş alıyorlarken, Sayın Bakan’ın aklındaki “makul talep” anlayışını da merak ediyoruz.

 

Bizler hakça bir paylaşım, adil bir gelir dağılımı istiyoruz Amacımız kamu çalışanlarını açlık sınırından kurtarmak ve insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturmaktır. OECD ülkeleri içinde en zengin kesimle en yoksul kesim arasındaki uçurumun en büyük olduğu, gelir dağılımının en bozuk olduğu, yoksulluk oranının en yüksek olduğu ülke konumundan kurtulmak istiyoruz.Açlık sınırı 1272; yoksulluk sınırı ise 1653 TL’ye yükselmiştir. Dört kişilik bir aile, yalnızca mutfak masrafı ve ev kirası için aylık 1302 liraya ihtiyaç duyduğu bir ortamda, memurlarımız ve emeklilerimiz tam anlamıyla kaderiyle baş başa bırakılmıştır.Bu gelişmeler ışığında, bu yıl yetkililerden iyi niyetli yaklaşımlar bekliyor ve mazeret üretmek yerine çözüm üretmelerini diliyoruz. Buna göre Toplu sözleşme görüşmelerinde ilk olarak;Memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye ve diğer ödemelerin de emekli keseneğine dâhil edilmesini istiyoruz.Kamu görevlilerinin emekli ikramiyesi için öngörülen 30 yıl sınırlamasının kaldırılmasını, bu yolla her çalışanın çalıştığı süre ile orantılı olarak emekli ikramiyesi almasını talep ediyoruz.Bu yolla emekli olacak memurlarımızın da emeklilerimizin de yüzlerinin gülmesini amaçlıyoruz.Yardımcı hizmetler sınıfında çalışan personelin tamamının, bir defaya mahsus sınavsız olarak memurluğa geçirilmesini istiyoruz.Güvenlik görevlilerimizin yıpranma payı, silah tazminatı gibi sorunlarının tamamının çözülmesini amaçlayacak taleple toplu sözleşme masasına gidiyoruz.

2012 yılının Ocak ayında memur maaşlarına artış yapılmaması nedeniyle tüm kamu görevlilerine, geciken süre ile orantılı olarak gecikme faizi ödenmesini istiyoruz.2012 yılı için ise Ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere tüm kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaşlarına taban aylığa yansıyacak şekilde aylık 100 TL net zam ve buna ilaveten tüm kamu görevlilerine ve emeklilerine 2012 yılı için birinci ve ikinci aylık dilimlerde ayrı ayrı %10’ar (%10+10) maaş artışı talep ediyoruz.Sayın Başbakan, dindar nesil yetiştirmek istediğini her fırsatta dile getirmektedir. Ancak dindar nesilleri yetiştirecek olan aileler, ekonomik yokluklar içinde Dini Bayramlarımızın coşkusunu ne kendileri yaşayabilmekte, ne de çocuklarına ve torunlarına yaşatabilmektedirler. Memurlarımızın Dini Bayramlarımızı gönül rahatlığı içinde geçirebilmeleri, kurban kesmek, bayram ziyaretlerine gitmek, hediyeleşmek gibi dini vecibelerini rahatlıkla yapabilmeleri ve dindar nesil yetiştirebilmeleri için,  yılda iki kez Dini Bayramlar öncesinde, tüm kamu görevlilerine brüt asgari ücret tutarında (886,5 TL) “Bayram İkramiyesi” istiyoruz. Ek gösterge ile ortaya çıkan adaletsizliklerin giderilmesini, Yardımcı Hizmetler ve Genel İdare Hizmetleri personelinin ek gösterge sorunlarının çözülmesini, en düşük ek gösterge rakamının 2200 olarak belirlenmesini ve tüm ek gösterge rakamlarının 800’er puan artırılmasını talep ediyoruz. Özel hizmet tazminatında yaşanan adaletsizliklerin giderilmesini istiyoruz. 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ortaya çıkan ek ödeme sorunlarının giderilmesini istiyoruz.Bu çerçevede, kamu görevlilerinin büyük çoğunluğunu oluşturan ve ek ödeme artışından hiç faydalanamayan öğretmen, profesör, doçent, yardımcı doçent unvanlarında görev yapanların ek ödeme oranlarının 75 puan; araştırma görevlisi, din görevlisi, hekim dışı sağlık personeli, PTT çalışanları, araştırmacı, polis, subay, ast subayların ek ödeme oranlarının 50 puan; Genel İdare Hizmetleri Sınıfında görev yapan memurlarla, Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil personelin ek ödeme oranlarının 25 puan artırılmasını talep ediyoruz.Kamuda istihdam yapısını değiştiren, iş güvencesini yok eden 4-b ve 4-c statüsünde eleman çalıştırma, vekil ebe, vekil imam, sözleşmeli öğretmen uygulamasından bir an önce vazgeçilmesini bu statülerde çalışan tüm kamu çalışanlarının kadroya geçirilmesini sağlayacak taleplerle toplu sözleşme masasına gidiyoruz. Fazla mesai ücretindeki adaletsiz uygulamanın değiştirilmesini, fazla mesailerin ve ücretlendirmenin uluslar arası sözleşmelere uygun bir şekilde yapılandırılmasını istiyoruz. Bütün bunlara ek olarak;

Vergi adaletsizliğinin giderilmesi, Kamu görevlilerine ödenen sosyal yardımların miktarının ve çeşitliliğinin artırılarak, gerçek anlamda sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi, Yerel yönetimlerde çalışanların maaşlarının zamanında ödenmesi, Ek ders ücretlerinin artırılması, Sendika üyesi olan kamu görevlilerine Toplu Sözleşme İkramiyesi ödenmesi, Vatani görevini yapmak üzere ya da doğum yapması nedeniyle ücretsiz izne ayrılan kamu görevlilerinin sosyal güvenlik primleri kurumları tarafından yatırılmaya devam etmesi ve söz konusu personele izinleri süresince maaşlarının ¼’ü oranında destek ödemesi yapılması,Aile birliğinin sağlanması noktasında eş durumu, sağlık ve öğrenim özrü önündeki engellerin kaldırılması,Tüm kamu hizmet araçları KASKO kapsamına alınması,İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak yasal ve teknik çalışmaların tamamlanması,İşyerinde şiddet, taciz ve mobbing uygulamasına son verilmesi,Deprem, sel, su baskını, yangın gibi doğal afete maruz kalan bölgelerde görev yapmakta iken hayatını kaybeden kamu görevlilerinin, hizmet sürelerine bakılmaksızın emekliliğe hak kazanmalarının sağlanması,18 yaşını dolduran çocuklarımızın öğrenimlerine devam edememeleri durumunda ödemek zorunda kaldıkları Genel Sağlık Sigortası Primi uygulamasına son verilmesi, Engelli personelimizin işyerinde yaşadığı sorunların çözülmesi için gerekli her türlü hazırlığımızı yaptık.

 

Kısaca genel bir değerlendirme yaparak, özetlemeye çalıştığım taleplerimizin karşılanması, memurlarımızın yıllardır biriken sorunlarının çözülmesi için büyük bir adım olacaktır. Taleplerimiz, geçerli temellere dayanan, son derece makul ve karşılanabilir bir şekilde hazırlanmıştır. Gereken ciddiyet ve azim gösterildiğinde, tüm taleplerimizin karşılanacağından eminiz. Taleplerimizin karşılanmaması için tek engel, muhataplarımızın ekonomik tercihi olacaktır.Milyonlarca kamu çalışanının gözü, kulağı bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek olan toplu sözleşme görüşmelerinden çıkacak sonuçtadır. İlk olması nedeniyle bu toplu sözleşme sürecinde alınacak sonuç ve yetkililerin, sorunların çözümüne ilişkin göstereceği yaklaşım, bundan sonraki toplu sözleşme süreçlerini de doğrudan etkileyecektir. Bizler güzel sonuçların elde edildiği, kamu görevlilerinin mutlu olduğu bir toplu sözleşme sürecinin, gelenek halini alması için her türlü çabayı göstermeye hazırız. Sonuçta kamu görevlilerini mutlu etmek, siyasetçilerin göstereceği iradeye bağlıdır. Ekonomik tercihler, vatandaşlarımızı mutlu etme ve geliri adil paylaşma yönünde kullanılırsa kamu görevlilerinin yüzü bir nebze olsun gülecek ve zedelenmiş olan itibarı iade edilecektir.

Tüm kamu çalışanlarının beklentilerine cevap vermesi umuduyla, toplu sözleşme sürecinin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.”

 

Konuşmaların ardından gündem belirlenmesi için kısa bir ara verildi. Türkiye Kamu-Sen heyeti bu arada Türk Büro-Sen’in işyeri temsilciliğine giderek istişarede bulundu.