AHMET GÜNDOĞDU’DAN ÖZÜR BEKLİYORUZ

Ahmet Gündoğdu, camiamızdan özür dilemelidir.

Geçtiğimiz gün (4 Nisan 2012) Beyaz TV’de yayınlanan Medcezir adlı programda, Memur-Sen Genel Başkanı Sayın Ahmet Gündoğdu, önündeki tablet bilgisayardan bakarak, Türkiye Kamu-Sen’in eski Genel Başkanı Sayın Bircan Akyıldız’ın, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması konusunda “Türbanlı eşi olan bir Cumhurbaşkanı ile o vatandaşların rahat olması mümkün değil” yolunda bir açıklama yaptığını ve bu açıklamanın da Hürriyet Gazetesinin internet sitesinde yayınlandığını iddia etmiştir.

 

Genel Başkanımız İsmail Koncuk, “Ben Sayın Bircan Akyıldız’ın böyle bir şey söylediğine inanmıyorum. Bu söylediklerini ispat etmek zorundasın.” sözleri üzerine, Ahmet Gündoğdu, elindeki tablet bilgisayardan arama motoruna, “türban, cumhurbaşkanı, Bircan Akyıldız” yazdığında ekrana gelen gazete haberlerini göstermiştir.

 

Genel Başkanımız İsmail Koncuk’un ısrarla bir yanlışlık olduğunu söylemesine rağmen Ahmet Gündoğdu iddiasında ısrar edince, eski Genel Başkanımız Sayın Bircan Akyıldız, programa bağlanarak böyle bir söylemde bulunmadığını ifade etmek zorunda kalmıştır.

 

Ahmet Gündoğdu, programda büyük bir yanlışa düşmüş ve kamuoyunu da yanlış bilgilendirmiştir. Çünkü Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun sözünü ettiği haberin tarihi 27 Temmuz 2007’dir ve bu ifadeler o zaman Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı olan Bircan Akyıldız’ın değil Hürriyet Gazetesi köşe yazarlarından Yalçın Doğan’ın kendi görüşleridir.

 

Dileyen herkesin ilgili linki

(http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6969926.asp?m=1) tıkladığında göreceği üzere Yalçın Doğan, o günkü köşesinde “Gül’ün Yerinde Olsam Aday Olmazdım” başlığı altında, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini açıklarken “Türbanlı eşi olan bir Cumhurbaşkanı ile o vatandaşların rahat olması mümkün değil.” görüşünü savunmuştur. Köşesinin bir diğer haberi ise “Yeni Hükümetin İlk İşi Memura Zam” başlığı altında olup, Bircan Akyıldız’ın açıklamalarına burada yer verilmiştir. İddia edilen gazete haberinde eski Genel Başkanımız Sayın Bircan Akyıldız’ın açıklamaları bu başlık altında duyurulmuştur ve kesinlikle Cumhurbaşkanı ile ilgili değil o dönemde yapılacak olan Toplu Görüşmelerle ilgilidir.

 

Bircan Akyıldız’la ilgili haber aynen şu şekildedir: “Yeni kurulacak olan hükümet ilk olarak memur maaşlarını ele alacak. Yeni hükümet, yaklaşık 1.5 milyon memuru ilgilendiren memur toplu iş görüşmeleri için 15 Ağustos’ta Kamu-Sen, KESK ve Memur-Sen ile toplu iş görüşmeleri için masaya oturacak. Memur sendikaları hükümetten memur maaşlarının en az 1000 YTL olmasını talep edecek. Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, kamu işçilerine yapılan zam sonrasında memur ve işçi maaşları arasında farklılıkların ortaya çıktığını belirterek, masaya aradaki farkı gidermek için oturacaklarını söyledi. 2007 yılında memura 40 YTL, işçiye ise 190 YTL zam yapıldığını anımsatan Akyıldız, haksızlık yaşandığını kaydetti. En düşük memur maaşının 723 YTL olduğunu ifade eden Akyıldız, hükümetten toplu iş sözleşmelerinde 300 YTL isteyeceklerinin altını çizdi. Sosyal yardımların ve uzlaştırma kurulu kararlarının da masaya yatırılacağını dile getiren Akyıldız, aile, doğum, çocuk yardımlarının da artırılması gerektiğini vurguladı.”

 

Ancak Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu, haberin tamamını okumadan, bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olduğunu zannedince, tez canlılığının kurbanı olmuş ve kul hakkı yemiştir.

 

Özellikle milli ve manevi konularda ve insanların demokratik bir ortamda inandıkları gibi yaşaması noktasında son derece hassas olduğunu herkesin çok iyi bildiği Sayın Bircan Akyıldız’ın böyle bir iftiranın muhatabı olması en başta bizleri, son derece üzmüştür.

 

Ahmet Gündoğdu, belki Türkiye Kamu-Sen’i köşeye sıkıştırdığını zannetmenin yarattığı sarhoşluk belki de danışmanlarının yanlış yönlendirmeleri sonucunda Yalçın Doğan’ın köşesinde kullandığı ifadeleri, Bircan Akyıldız kullanmış gibi yansıtmış olabilir. Ancak özellikle kamuoyuna mal olmuş kişiler hakkında, bu tarz yaralayıcı ve üzücü ifadeler kullanılırken titiz davranılması ve mutlak surette bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesi gerektiği; yüz binlerce üyesi olan bir konfederasyonun genel başkanının, o koltuğa oturmadan önce, bir insan olarak öğrenmesi ve uygulaması gereken bir haslettir.

 

Ne yazık ki son yıllarda, toplumumuzun bazı kesimlerini, kendisi gibi düşünmeyen herkesi ötekileştiren, kendi tarafında olmayanları yok etmeyi amaçlayan bir hırs bürümüştür. Bu kültür, kendisi gibi düşünmeyenlere karşı yapılan her türlü gayri ahlâki girişimi mübah sayan bir anlayışı doğurmaktadır.

 

Mücadele hangi alanda hangi mecrada yürütülürse yürütülsün; dürüstçe yapılmalıdır. Kendinden olmayanlara çamur atarak, yalanlarla iftiralarla bir yerlere varılamayacağı görülmüştür. Bu gerçeği Sayın Ahmet Gündoğdu’nun da görebilmesini umut ediyoruz.

 

Bizler yine de Sayın Ahmet Gündoğdu’nun bu gerçek dışı açıklamalarının sendikal mücadeledeki yıpranmışlığının hezeyanları ya da bilinçli olarak yapılmış bir çarpıtma olmadığına inanmak istiyoruz. Aksi bir durumun, bizleri eski Genel Başkanımıza yapılan bu çirkin atıftan çok daha fazla yaralayacağı ve üzeceğini herkesin bilmesini isteriz.

 

Ahmet Gündoğdu’nun sendikacılık geçmişi o tarihleri hatırlamaya yeter mi ya da saklandığı yerden kafasını çıkarıp bakma cesaretini gösterebilmiş midir bilinmez; ama 28 Şubat sürecinde “Kesintisiz Demokrasi İstiyoruz” diyerek meydanları inletmiş olan Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların genel başkanları, taşıdıkları sorumlulukların bilinci içerisinde, hiçbir siyasetçinin eşinin başörtüsü ile ilgilenmemiştir; ilgilenmez. Türkiye Kamu-Sen 20 yıldır, herkesin inançlarına uygun bir şekilde, insanca yaşaması için gerekli özgürlüklerin sağlanmasının mücadelesini vermektedir. 

 

Buradan hareketle ne Türkiye Kamu-Sen’in ve sendikalarımızın genel başkanlarını; ne de herhangi bir kişiyi televizyonlarda reyting yapma uğruna, hem de milletimizin manevi duygularına saygısızlık ettiği gerekçesiyle, gerçek dışı bir beyanla karalamak, hiç kimsenin haddine değildir.

 

Bu noktada Ahmet Gündoğdu’nun özellikle dini ve milli konularda son derece hassas olan eski Genel Başkanımız Sayın Bircan Akyıldız’a ve onun nezdinde bugüne kadar savunduğu değerler ve sahip olduğu ilkelerle Türk sendikacılığında ayrı bir yeri olan Türkiye Kamu-Sen’e büyük bir özür borcu vardır.

 

Yine de Sayın Ahmet Gündoğdu’nun bir hata yaptığına inanmak istiyoruz. Bu nedenle iddialarına dayanak yaptığı gazete haberini ve kendi beyanlarını bir kere daha gözden geçirerek, yaptığı hatayı görmesi için sitemize koyuyoruz.

 

Bir eğitimci olduğunu bildiğimiz Sayın Memur-Sen Genel Başkanı’na yapacağımız naçizane tavsiyemiz, bundan sonra teknolojiyi kullanma konusuna biraz daha dikkat etmesi, okuduklarını anlamaya çalışması ve mesleğinin gereğini yaparak, önüne her gelen bilgiye; araştırıp soruşturmadan, mal bulmuş mağribi misali sarılmamasıdır. Sayın Genel Başkanımız İsmail Koncuk’un program sırasında da ifade ettiği üzere “Boğaz kırk boğumdur.” Kırk kere düşünüp bir kere konuşmak gerekir. Sayın Gündoğdu’ya son tavsiyemiz de bu yöndedir.

 

Türkiye Kamu-Sen olarak Ahmet Gündoğdu’yu, bundan sonra bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olduğunun bilinci içinde, ölçülü, saygılı ve edepli davranmaya davet ediyoruz.

 

Memur-Sen başkanı bir hata sonucunda Sayın Bircan Akyıldız hakkında böyle bir haber olduğunu söylemişse hem Türkiye Kamu-Sen camiasından hem de Sayın Bircan Akyıldız’dan derhal özür dilemek zorundadır.

 

Aksi taktirde tüm kamuoyu kendisini müfteri olarak addedecektir.

 

İlgililere saygıyla duyurulur.

TÜRKİYE KAMU-SEN

Haberle İlgili Link:  http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6969926.asp?m=1

YALÇIN DOĞAN'IN 27.07.2007 TARİHLİ HÜRRİYET GAZETESİNDEKİ KÖŞESİNİN TAM METNİ

"Gül’ün yerinde olsam, aday olmazdım”


GAZETELERİN büyük çoğunluğu dün neredeyse ortak başlıkla yayınlanıyor.

"Meydanlar Karar Verdi, Halk Beni İstiyor, Halk Meydanda Sözünü Söyledi, Meydanlar Beni İstedi."

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı için yaptığı basın toplantısında söylediği sözler, seçim zaferinin dayanılmaz etkisiyle, medyada büyük destek buluyor.

Seçimden önce, Anadolu’da dolaşırken, benzer eğilimi ben de tesbit ediyorum. Gül’e destek, Gül’ün seçilemeyişinden dolayı, o mağduriyet havası. AKP’nin oy oranını artırmasında etkenlerden biri.

Ek olarak, haziranda yapılan güvenilir bir ankette, Gül’ü Cumhurbaşkanı görmek isteyenlerin oranı yüzde 62.1. Ciddi halk çoğunluğu, Gül’ü Çankaya’da istiyor.

RAHAT OLMAK

Buna rağmen, Gül’ün yerinde olsam Çankaya’ya aday olmazdım. Eğer, ülkemde sürekli sıkıntı yaratmak istemiyorsam.

Önce, şu basit nokta. Gül, adaylığı ile ilgili basın toplantısını Dışişleri Bakanlığı’nda yapıyor. Toplantı yeri yanlış. Parti genel merkezi daha doğru bir yer.

Tayyip Erdoğan seçim gecesi yaptığı açıklamada, "bize oy vermeyen vatandaşlarım rahat olsun" diyor. AKP’ye oy vermeyen vatandaşların rahatsızlıklarından biri,
Çankaya’da türbanlı bir Cumhurbaşkanı eşi.

"Bu o kadar önemli ki, erken seçimin en başta gelen nedeni. Türbanlı eşi olan bir Cumhurbaşkanı ile o vatandaşların rahat olması mümkün değil."

Gül
’ün adaylığı, Erdoğan’ın yine seçim gecesi dile getirdiği "ak sayfa açıyoruz" sözü, ilk anda geçersizliğin ilanı anlamına geliyor. Ak sayfa, toplumun tüm kesimleriyle uzlaşma, demek. Erdoğan da, bunu vurguluyor. Seçim sonrasında, siyasal rakiplerini centilmence arayıp, onları teselli eden Erdoğan, uzlaşma kültürünün hoş bir örneğini veriyor.

14 MİLYON SEÇMEN

 

Bu örneğe, MHP ve bağımsızlar benzer karşılık vererek, AKP önündeki 367 engelini ortadan kaldırıyor, Meclis’e gireceklerini açıklıyor.

Bunun siyasal tercümesi var. "Meclis’te AKP tartışmasız çoğunlukta olduğuna göre, Cumhurbaşkanı AKP gurubundan çıkacaktır". Aksini düşünmek mümkün değil, Cumhurbaşkanınının AKP’li olmasını hem partiler, hem toplum kabulleniyor.

 

İşte, Erdoğan’ın uzlaşma kültürü burada ortaya çıkıyor. AKP’nin elde ettiği çoğunluğa saygı duyan ve fakat AKP’ye oy vermeyen 14 milyon 144 bin 82 seçmen, (CHP, MHP ve bağımsızların toplamı) şimdi somut olarak uzlaşmayı görmek istiyor.

 

İnancı açısından, kaderi, tevekkülü, makamların geçiciliğini vurguluyan Gül özveri gösterir mi?

Ağar henüz istifa etmedi

SEÇİM sonuçları netleştiği an, DP Genel Başkanı Mehmet Ağar istifa ediyor. İstifasını, basın sözcüsü aracılığıyla, kamu oyuna duyuruyor.


Ancak, istifa ettiğine ilişkin partisine gönderdiği bir yazı henüz ortada yok.

Gerçi, seçim gecesi yaptığı açıklama, yeteri kadar açık. Ne var ki, istifanın fiilen geçerlik kazanması için, partisine yazılı bildirimi gerek. İşte, o ortada yok.

Bu saatten sonra, Ağar’ın sözünden döneceğini sanmıyorum. Bununla birlikte, geçmişte başka liderlerin istifalarını ve sonraki gelişmeleri anımsayınca, "acaba" demekten kendimi alamıyorum. Devlet Bahçeli 2002’de seçim gecesi istifa ediyor. Hatta, rahmetli Ecevit, 1987’de seçim gecesi istifa ediyor, sonrası malum.

Yeni hükümetin ilk işi memura zam

YENİ kurulacak olan hükümet ilk olarak memur maaşlarını ele alacak. Yeni hükümet, yaklaşık 1.5 milyon memuru ilgilendiren memur toplu iş görüşmeleri için 15 Ağustos’ta Kamu-Sen, KESK ve Memur-Sen ile toplu iş görüşmeleri için masaya oturacak. Memur sendikaları hükümetten memur maaşlarının en az 1000 YTL olmasını talep edecek.Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, kamu işçilerine yapılan zam sonrasında memur ve işçi maaşları arasında farklılıkların ortaya çıktığını belirterek, masaya aradaki farkı gidermek için oturacaklarını söyledi. 2007 yılında memura 40 YTL, işçiye ise 190 YTL zam yapıldığını anımsatan Akyıldız, haksızlık yaşandığını kaydetti. En düşük memur maaşının 723 YTL olduğunu ifade eden Akyıldız, hükümetten toplu iş sözleşmelerinde 300 YTL isteyeceklerinin altını çizdi. Sosyal yardımların ve uzlaştırma kurulu kararlarının da masaya yatırılacağını dile getiren Akyıldız, aile, doğum, çocuk yardımlarının da artırılması gerektiğini vurguladı.