İL EMRİ ACISI DEVAM EDİYOR
Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

            Van Milletvekili ve Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin ÇELİK; seçim bölgesi olan Van ilinin kaybedilmesinde ne kadar etkili oldu ya da bu yenilgide ne kadar payı olduğu tartışılır. Ancak şu bir gerçek ki sandığa kıt gelen oylarınızın nedenlerinden önemli bir tanesi de, şu kadar atama yaptık, bu kadar insanı kadrolu yaptık gibi söylemlerden öte geçemeyen Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlerin özlük haklarını hiçe saymasından ibarettir.

               29 Mart Yerel Seçimlerinde kaybettiğiniz ve Türkiye’nin güzide ilçelerinden biri olan Efeler Diyarı Ödemiş’ ten size yazıyorum. Beydağ Barajı gibi devasal bir projeyi yöreye kazandıran hatta ve hatta Ödemiş’ten ulusa seslenerek toplu açılışlar gerçekleştiren şahsınızın, İzmir ve İzmir’in çevre ilçeleri ile özellikle ilçemiz Ödemiş’te mücadelesinde sonuç alamama nedenlerinden bir tanesi de Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim çalışanlarına karşı uyguladığı yanlış politikalardır. 30 yıldır hiçbir siyasi partinin çatısı altına girmedim. Kardeşim, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Ödemiş İlçe Teşkilatı’nın kurucu üyelerindendir. Hiçbir zaman partinize oy vermedim. Her fırsatta partinize oy veren ailem de en sonunda hükümetin toplumsal olaylar karşısında ne denli duyarsız kaldığını anlayarak size verdikleri oy desteğini geri çekti: Ben özel sektör çalışanıyım. Buna ek olarak 6 yılı aşkın bir süredir yerel gazetelerde köşe yazarlığı yapmaktayım. Eşim Fakülte üçüncüsü ve bölüm birincisi olarak Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği öğrenimini bitirdi. Aldığı KPSS puanıyla Van ili Çaldıran ilçesine kadrolu öğretmen olarak atandı. Ondan daha az puanla sözleşmeli öğretmen olmak istiyorum tercihini yaparak batıda bir ile yerleşen öğretmenler ise altı ay sonra kadroya alınarak yerlerinde devam etmeleri sağlandı. Ona memleketin gerçekten ihtiyacı olduğu bir bölgede öğretmenlik yapmasından dolayı mutluluk duyduğumu belirterek takdir ve telkinde bulunurken bu kez ikinci bir şok olarak özür durumundan atamalardan il emrinin kaldırıldığını öğrendik.

               Benim eşim benden 1816 kilometre uzakta, bir değil, on değil, yüz değil tam bin sekiz yüz on altı kilometre… İşsiz babam ve işsiz anneme dokunmadan kendi imkânlarımla bir düğün yaptım. Kredi kartı harcamalarım disko, pavyon ve meyhane hesabından değil tamamen düğün ihtiyaçlarım için yapılmıştır. Hesabımı kitabımı da iyi bilirim. Bunca sene hiç bu kadar sıkıntıya düşmemiştim. Milli Eğitim Bakanı neye dayanarak böyle bir karar aldı onu bilmiyorum ama aldığı karar bizi ve bu durumdan muzdarip bir çok aileyi hem manevi hem de maddi sıkıntıya sokmuştur. Ayrıca söz konusu uygulamanın sokulacak hiçbir kılıfı da yoktur.

              İl emrinin kaldırılmasına dair kaleme aldığım ve mağduriyetimizi anlatan bir yazım başta Memurlar.Net olmak üzere Memurlar.Biz, Kamudan.Com, Kamudanhaber.Com gibi sitelerde ve Türk Eğitim Sendikası’nın resmi web sitesinde ana sayfada yayınlanmıştır. Aynı yazım defalarca kez ve değişik kişilerce başta Başbakanlık İletişim Merkezi olmak üzere Milli Eğitim Bakanımız, Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız, tüm Eğitim Sendikalarına, çeşitli medya kuruluşlarına ve hatta AKİM denen AKP iletişim Merkezine bile ayrı ayrı insanlarca ayrı ayrı zamanlarda ulaştırılmış olmasına rağmen bu konuda en ufak bir geri adım atılmamıştır.

             En basit örnek olarak 2009 Yılı Kadrolu Öğretmenler İçin Sağlık ve Olağanüstü Hal Durumuna Göre İl içi ve İl Dışı Özür Grubu Başvuruları henüz başlamış olup bu başvurularda özrü bulunan kişiler Türkiye’nin sadece 37 iline tayin isteyebiliyorlar. Birincisi Türkiye artık 37 ilden mi ibarettir ikincisi sadece 37 ilde mi mağdur olunabiliyor?

              Ücretli öğretmenlerin çalıştırıldığı okullar da açık gösterilmemekte ve özrü bulunan sözleşmeli / kadrolu eğitimcilerin talepleri karşılanmamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın tamamen kafasının dikine giden uygulamalarından dolayı rahatsızız. Bu kadar eğitim çalışanı Milli Eğitim Bakanından rahatsızken hala Sayın Bakanın görevini sürdürmesine de bir anlam veremiyoruz. Bu konuya dair sanal ortamda birlik ve beraberlik sağlanmış olup hakkımızın bize iade edilmemesi halinde mağdur olan eğitim çalışanlarının aileleri olarak Başbakanlık önünde oturma eylemi yapacağımızı bilmenizi isteriz.

               Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim ailelerimizin parçalanmasını mı emrediyor? Bunu hangi ayet veya hangi sure yazıyor? Hangi töremiz, ananemiz, gelenek ve göreneğimiz eşlerin ayrı ayrı bölgelerde yaşamalarına razı gelir. Anayasamız devlet’e, devlet memurlarının aile bütünlüğünün korunması için gereken çalışmaların yapılması gerektiğini ifade etmiyor mu?

               Sayın Başbakanımız, ülkenin içerisinde dağılmış vaziyette olan eğitimci ailelerin birlik ve beraberliğine engel olan “il emrine atanma” uygulamasının bir an önce geri verilerek geçtiğimiz atama döneminde özrü bulunmasına rağmen atanamayan eğitim çalışanlarının mağduriyetine derhal bir son vermenizi diliyoruz.

Mustafa Ali FIRTINA
Gazeteci - Yazar

Mustafa Ali FIRTINA     -     Ödemiş Cephe Gazetesi Köşe Yazarı
 e-mail : mustafaalifirtina@hotmail.com

Bende eş durumu mağduru olup ayrı hikayelerde de olsa; aynı sıkıntıları yaşadığımdan bu kardeşimizin acısını kendi acımla birlikte yüreğimde hissederek  yazıyı duygularıma tercüman olduğu için size gönderiyorum. Fatma Özlem