YORUMSUZ...
Bir ara da sanki Türklük ve Müslümanlık birbirinin alternatifi imiş veya birbirinin karşısındaymış gibi "Ne mutlu Türküm diyene" yerine "Ne mutlu Müslümanım diyene" demişti.
Erdoğan, Türk Milleti''nin egemenliğindeki Türkiye Cumhuriyeti''ne başbakan olduğu halde, bugün de kendisiyle çelişki içindedir. Türklüğü kabul edemediği için, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliğimizdir" diyor! Kendi iç dünyasındaki psikolojik sorunları, tarihe damgasını vurmuş koca bir milletin kimliği üzerine tartışmalar yaparak çözmeye çalışıyor. Veya kendi kişisel kabulünü, toplumun genel kabulü haline getirmeye çalışıyor.

***

İstanbul milletvekili Emin Şirin konuyla ilgili olarak şunları yazıyor:
"Başbakanımızın Gürcistan''a kalabalık bir milletvekili heyeti ile yaptığı seyahatte ettiği sözler şunlar:
''-Ben de Gürcüyüm. Ailemiz Batum''dan Rize''ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir.''
Ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı''nın, ''Ben Gürcüyüm'' demesi yerine, ''Ben Gürcü kökenli Türküm'' demesini beklerdim."
Şirin, "Bu vukuat, Başbakanın ilk vukuatı da değildir" deyip örnekler veriyor ve Erdoğan''ın "Gazetenin bir tanesi yazmış, Türkiye Türklerindir diye. Ahlaksız bu, hayasız. (…) Türkiye''de yaşayan herkes Türk''tür diyor. Olmaz böyle şey. Biz diyoruz ki Türkiye, Türkiye''de yaşayan herkesindir" sözlerini hatırlattıktan sonra şu tespitte bulunuyor:
"Sayın Başbakan kapatılan HADEP, kapatılan Refah Partisi, kapatılan Fazilet Partisi, ve kapatılan Demokratik Kitle Partisi''nin Yargıtay Başsavcılığı iddianamelerini açsın okusun.
Erdoğan''ın bu söylemleri Anayasaya aykırıdır. Erdoğan, Türkiye''yi çeşitli halklardan kurulmuş bir ülke olarak tanıtmakta ve esası bölücülük olan, Güneydoğu''daki hadiselerin de zeminine katkı yapmaktadır.
Söylemleri ile partisini odak haline getiren Tayyip Erdoğan, partisini koşar adım kapatma davasına götürmektedir.
Eğer söylediklerinin arkasında durabilecek cesareti var ise, Anayasanın 66.maddesinin yani, ''Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür'' ifadesini, ''Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiyelidir, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır'' şeklinde değiştirecek teklifi getirsin.
Getirsin de görelim!"

***

Hürparti Genel Başkanı Yaşar Okuyan da aynı görüşte:
''''Başbakan''ın kendisinin bir kimlik sorunu olabilir ama Türk milletinin kimlik sorunu yoktur. Erdoğan, bir ay içinde yaptığı konuşmalarla, Anayasa''yı ihlal ediyor, bu yolla partisini kapattırmaya çalışıyor, belki bunu, siyasetten kaçış yolu olarak planlıyor olabilir.''''
Hakkari Valisi''nin görev yerinin değiştirilmesini de eleştiren Okuyan, şöyle diyor:
''''Başbakan, Hakkari gezisinde valinin gitmesi yönündeki sloganlara ''sloganla ülke yönetmiyoruz'' karşılığını vermişti. Ancak Ankara''ya döner dönmez valiyi değiştirdi. Bu PKK''nın isteğini yerine getirmektir. PKK''nın ekmeğine yağ sürmüştür.''''

***

Bunlar işin sadece bir boyutu. Erdoğan başbakan olduğu için, "kişisel sorunudur" denilip geçilemez. Zaten kişisel boyuttan kendisi çıkarıyor.
"Küresel Haçlı Seferi" adlı son eserimizde, orijinal belgesini de yayınladığımız ve bir lobi şirketi vasıtasıyla Tayyip Erdoğan''a New York''tan iletilen gizli memorandum, bu tutumun uluslararası boyutunu da izah ediyor.
Daha parti yeni kurulmuş ve programını da hazırlamamışken gönderilen memorandumda, Erdoğan''a hitaben "Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir" deniliyordu...
Erdoğan da bu memorandumu parti programı haline getirmişti. Sonra da Soros denetimindeki IULA''nın katkılarıyla Türkiye''yi 81 ilden 81 devlete dönüştürebilecek sözde kamu reformunu hazırlatmıştı. Aslında sadece bu belge ve bilgiler bile AKP''nin dış güdümlü bir parti olduğunu göstermeye yeter de artar bile!
Fakat, Türkiye''de hukuk da kilitlenmiş durumdadır!



25.11.2005 Yeniçağ Gazatesi--Arslan BULUT