TEDAVİ ARTIK PARALI !!!
Türkiye Kamu-Sen olarak;

31.12.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tedavi Katılım Payının Uygulanması Hakkındaki Tebliğ’in (sıra  no:7) 2(a), 3,5,6,7,8,9,10 (a,b,c fıkraları), 11 maddelerinin öncelikli olarak yürürlülüklerinin durdurulması bilahare iptali işleminin dayanağı olarak gösterilen 2009 yılı Merkezi Bütçe Kanununun 28. maddesinin, Anayasanın 152. maddesi uyarınca Anayasaya aykırılık yönünden incelenmesi için Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi talepli başvuruyu Danıştay Başkanlığı’na 21 Ocak 2009 tarihinde yaptık.

Kamu çalışanları aldıkları ücretle geçimini sağlamakta zorlanırken, tedavi katılım payının uygulanması ile adeta hükümet tarafından görmezden gelinmektedir. Tedavi amaçlı gidilen özel hastanelerde ise resmen soygun vardır. Tedavi katılım payı dışında, tetkik ve tedavilerden yüksek paralar istenmektedir. Bu parayı vermekte zorlanan çalışanlar, tedavilerini yaptıramamaktadır.

Katılım payı Anayasa’nın 161. maddesine ve sosyal devlet ve hukuk  devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

 Halbu ki Sosyal Devlet;

1961 Anayasasının gerekçesinde “fertlere yalnız klasik hürriyetleri sağlamakla yetinmeyip aynı zamanda onların insan gibi yaşamaları için zaruri olan maddi ihtiyaçlarının karşılanmasını kendisine vazife edinen devlettir” şeklinde tanımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 18.2.1985 gün ve E.84/9, K.85/4 sayılı kararında SOSYAL HUKUK DEVLETİ şöyle açıklanmıştır.

SOSYAL HUKUK DEVLETİ; insan hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan, çalışanların insanca yaşamasını ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarak çalışanları koruyan, işsizliği önleyici ve milli gelirin adalete uygun bir biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirleri alan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı, kararlılık içinde ve gerçekçi bir özgürlük rejimi uygulayan devlettir.”

Sosyal hukuk devletinden beklenen hususlar bu kararda çok açık bir şekilde özetlenmiştir.

Sosyal devlet “sosyal güvenlik” ve “sosyal eşitlik” ilkelerine dayanır. Sosyal güvenlik bireylerin varolma yani ayakta kalabilme şartlarının eksikliği veya ortadan kalkması sonuçlarını doğurabilecek kriz durumlarında (fakirlik, hastalık, işsizlik) devreye girecek kurumların (sosyal sigorta, sosyal yardımlar gibi) oluşturulması ve desteklenmesidir.
 Kendisini sosyal devlet olarak ilan eden her devletin bu nitelikte olduğu söylenemez, sosyal devlet olma niteliği bir devletin “sosyal” adına somut olarak ne gibi düzenleme ve uygulamalar yaptığına, politik olarak nelere öncelik verdiğine bağlıdır.
 
 İlgili Dava Dilekçesi İçin Tıklayınız