KAHRAMANMARAŞ 1 VE 2 NO`LU ŞUBE`DE İL İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI


Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Yöneticileri, Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan, Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir 29.03.2015 tarihinde Kahramanmaraş 1 ve 2 No’ lu Şubeleri’ nin düzenlediği il istişare toplantısına katıldı. Toplantıda Kahramanmaraş 1 No’lu Şube Başkanı Mustafa Gökhan, Kahramanmaraş 2 No’ lu Şube Başkanı Bünyamin Özberk, Şube Yönetim Kurulu üyeleri, Kadın Kolları Temsilcileri, İşyeri Temsilcileri katıldı.

Siyasi gücü elinde bulunduranların her fırsatta dile getirdiği taraf olma, ötekileştirme düşüncesinin toplumsal barışı çok ciddi   oranda tehdit ettiğini belirten Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, şunları kaydetti: “Ülkemizde son 12 yıldır mutlak gücün hâkim kılınmak istenmesi, kavgacı üslup, yıldırma politikası kamu çalışanlarını ve özellikle de Türkiye Kamu- Sen mensuplarını etkilemektedir.

Günümüzde hukukun, adaletin, insan haklarının yok edildiği bir Türkiye coğrafyasında hayat sürdürüyoruz. İşimiz çok da kolay değil. Sendikacılık sadece kamu çalışanlarının sorunlarını değil, bunun yanında ülkede yaşanan sıkıntıları da göz ardı etmemektir. Ülkenin sorunlarına hep birlikte çözüm bulmaktır. Ülkemizin karşılıksız sevilmeye  ihtiyacı vardır. Bizim ülkeye, ülkenin de bize ihtiyacı vardır.” dedi.

Türk Eğitim -Sen üyelerinin hiçbirinin makam mevki uğruna  sendikal faaliyetlerini ortaya koymadığını belirten Özdemir, “Toplantılarımıza gelenlerin hiç biri makam mevki kapalım diye gelmiyor. Bizim ilkemiz önce ülkemizdir. O düsturda yola çıktık ve bir şeyler yapmak zorunda olduğumuzun farkındayız. Emin olun ki, milli refleksleri ortaya koyabilen tek bir sendika kaldı. Milletimizin sadece ekonomi ve sosyal haklar konusunda değil aynı zamanda milli konularda da  yanındayız.

Eğitim sistemimizdeki ve çalışma hayatımızdaki değişmeler hem geleceğimiz olan çocuklarımızı hem de şu an sistemin içinde yer alan bizleri olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla bu kötü günlerden çıkmalı ve çözüm yolları aramalıyız. Hem iş güvencemizdeki, hem özlük haklarımızdaki hem de eğitim sistemimizdeki bu saçma uygulamalara karşı tepkisiz kalmamalıyız.” dedi.

Son üç yıldır yaşananların ortada olduğunu iş güvencesinin kamu çalışanları için önemine vurgu yapan Özdemir, “Anayasa’ nın 128’inci maddesi ‘Devletin asli ve sürekli işleri çalışanlar eliyle yürütülür’ şeklindedir ve bu madde devlet memurunun iş güvencesidir. Ama bu maddeyi değiştirmek istiyorlar. Devletin memuru değil, hükümetin memuru kavramını getirmek  istiyorlar. Taşeron firma adı altında part time çalışan modeli getirmek istiyorlar. Kamu çalışanlarını, mevcut hükümetlerin, il ilçe başkanlarının veya parti yöneticilerin kapısında kul yapmak istiyorlar. Türkiye Kamu- Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak bu yapılanlara asla izin vermeyeceğiz.

Toplu sözleşme sürecinde; malum sarı sendikanın kamu çalışanlarını iktidara nasıl pazarladığını anlatmak için 4 Nisan 2015’de Ankara’da bir mitingimiz var. Yaşadığımız sıkıntıları kamuoyuna haykırmak istiyoruz. 2016-2017 yıllarının da kayıp yıl olarak tarihe geçmesini istemiyorsak, 35 günlük mesai süresi içinde daha fazla üye kazanarak yetkili sendika olmamıza destek vermenizi istiyoruz.”dedi.

Mobbing konusuna da değinen Özdemir, “ Biz mobbing uygulamasından dergilerimizde, afişlerimizde sıkça bahsetmekteyiz. Çalışma hayatında arkadaşlarımızı mağdur edenlerin karşısındayız.” dedi.

Geleceğimiz için 7 Haziran 2015 seçimlerinin önemini belirten Özdemir; “Eğer Türk toplumunun geleceği olan, yarınlarımızın bekçileri yavrularımızı gözümüz arkada kalmadan emanet etmek istiyorsak, geleceğimizi oylayacağımız 7 Haziran 2015’de sandığa gidip,  oyumuzu vermeliyiz.” şeklinde konuştu.

Katılımcılara seslenen Özdemir, Web sayfasının ziyaretinin artmasını, dergilerin daha çok okunmasını, afişlerin güncellenmesini, dergilerimizin daha çok kişiye ulaştırılmasını,  şubelerden rica ederek konuşmasını sonlandırdı.

Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekteri M. Yaşar Şahindoğan da temsilcilere bir konuşma yaparak,  şunları kaydetti:” On iki yıllık AKP iktidarının ve bu iktidarın yaşattığı zorlukları birlikte yaşıyoruz. Bu sıkıntıların kamu çalışanlarını ve eğitim çalışanlarını isyan etme noktasına getirdiğini  görüyoruz. Ülkenin bölünmesiyle ilgili çok ciddi bir tehditle karşı karşıyayız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu zamana kadar çok farklı iktidarlar ve partiler tanıdı. Ancak toplumun kendisinden olmayanlara hiçbir hakkı reva görmeyen bir anlayışla ilk defa yönetilmektedir.”

Yönetici atamalarına değinen M. Yaşar Şahindoğan “Kimler ki kendilerine biat etti, onların elini eteğini öptü ise, bunlar koltuklarında oturmaya devam ettiler. Ya da kendilerine biat eden insanlar makam mevki sahibi oldular. İnsanların özelliklerine bakılmadı, adamlığına bakılmadı. Peki neye bakıldı? Bunlardan mı değil mi, ellerini eteğini öpmüş mü?  Bunlara bakıldı. Hiç bir zaman hak adalet ölçüsü gözetilmedi. Güya İslam adına hareket eden “Müslümanım” diyen insanlar bu ülkeyi yönetiyorlar İslam’da haksızlık adaletsizlik var mıdır? İslam bir adalet dini değil midir? Yöneticilerin adalet çerçevesinde davranması gerekiyor. Bunların İslam anlayışı nasıl bir anlayıştır? Anlamak mümkün değildir.

Görev süreci uzatılmayan yöneticilerimizin müsterih olmasını ve her zaman onların yanlarında olduklarını vurgulayan Şahindoğan, “Görev süresi uzatılmayan yönetici arkadaşlarımızın hiçbir suçu yoktur. Bunlara biat etmedikleri için, makamlarını mevkilerini kaybetmişlerdir. Bu durum utanılacak bir durum değildir. Aksine yönetici olan arkadaşlarımız için övünçtür. Çünkü onlar dik durup kimseye boyun eğmemişlerdir.” dedi.

Önümüzdeki günlerdeki; seçim sürecini de değerlendiren Şahindoğan, “ Bu seçim sürecinde yeniden meydanlara çıkacaklar; haktan, adaletten bahsedecekler ve bazı insanlarımızı tekrardan kandırmaya çalışacaklar. Türk Eğitim-Sen olarak hiçbir haksızlık karşısında bugüne kadar susmadık, kimseye eğilmedik, güce, makama mevkiye biat etmedik. Ülkemizin ve mesleğimizin çıkarları doğrultusunda ortaya koyduğumuz ilkelere her zaman sadık kaldık. Bizi diğer sendikalardan ayıran özellik de budur. Bu duruşumuzu önümüzdeki süreçte şartlar ne olursa olsun devam ettireceğiz. Bugüne kadar haksızlığa uğrayan arkadaşlarımızın hakkını geri almak için, onların hakkını savunmak için her türlü hukuk mücadelesini eylem ve etkinliği bugüne kadar ortaya koyduk, bundan sonra da bu şekilde olacaktır. Hiç kimse bizden bu anlamda geri adım beklemesin. Türk Eğitim-Sen mücadele edenlerin sendikasıdır. Türk Eğitim-Sen için mücadele; ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaçtır.” dedi.

İş güvencesiyle ilgili çok ciddi bir tehditin kamu çalışanlarını beklediğini belirten Şahindoğan, “Konuştuğu her ortamda, her fırsatta iş güvencemizden rahatsız olduğunu ortaya koyan bir Başbakan ve Cumhurbaşkanı var. Bunlar devletin memuru kavramından ve kamu çalışanlarının dik ve onurlu durmalarından rahatsızlar. Kendi emirlerinde çalışanların tamamının kendilerinin kulu, kölesi olmalarını istiyorlar. Bu nedenle de iş güvencesini kaldırarak, bizim geleceğimizi iki dudaklarının arasına almak istiyorlar. Hükümetin memuru olmayı biz şiddetle reddediyoruz. Buna karşı her türlü mücadeleyi ve direnişi ortaya koyacağız.  4 Nisan 2015 ‘de yapacağımız miting de bunun bir göstergesi olacaktır. Bu mitinge yoğun bir katılım sağlamamız gerekir. Sadece mitinge katılım sağlamayalım. Hem yetki süreci konusunda  hem de yaklaşan 7 Haziran 2015 seçimleri konusunda çevremizdeki tüm insanları uyaralım. İş güvencemizi kaybettiğimizde artık koruyacak hiçbir şeyimizin kalmadığını ifade edelim. İş güvencesini kamu çalışanları için vatana benzetiyorum. Nasıl ki vatanını kaybeden insanların malı mülkü, parası, namusu hiçbir şeyi kalmazsa, iş güvencesini kaybeden memurun da artık koruyacak hiçbir şeyi kalmaz. Eğer bizim iş güvencemiz giderse; bizim çalışıp çalışmayacağımızı siyasi iktidarlar il ve ilçe başkanları belirler. Okul yöneticileri konusunda kimin okul müdürü olacağını, kimin okul müdürü olamayacağını Milli Eğitim ilçe müdürleri ve şube başkanları belirlediyse, kimin devlet memuru olup olmayacağını da önümüzdeki süreçte bunlar belirleyecek. Böyle bir yapının oluşmaması için her türlü mücadeleyi ortaya koyuyoruz.

Kamu çalışanları bu 12 yıllık iktidar döneminde ekonomik olarak soykırıma tabi tutulmuştur. Sefalet ücretlerine mahkûm edilmiştir. Yandaş sendikalar oluşturularak ve bunlar el altından verilen desteklerle büyütülmüş çadır tiyatrosu şeklinde bir toplu sözleşme masaları düzenlenmiştir. Bu masalarda kamu çalışanları pazarlanmıştır. Kamu çalışanlarını bu masalarda pazarlayanlar, pazarlama karşılığını iktidar partisinden milletvekili aday adayı olarak almıştır. Bu durum pazarlandığımızın ve siyasi iktidara satıldığımızın açık bir kanıtıdır. Yine bu şekilde çadır tiyatrosu gibi toplu sözleşme masası istemiyorsak Türkiye Kamu- Sen ‘i ve Türk Eğitim –Sen ‘i yetkili kılmalıyız. Yaşanılan sıkıntılardan kurtulmak istiyorsak mutlaka yetkili olmalıyız.” şeklinde konuştu.