GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ ISPARTA`DA İSTİŞARE TOPLANTISINA KATILDILAR

 

Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Yöneticileri, Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan, Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir 20.02.2015 tarihinde Isparta Şubesinin Süleyman Demirel Üniversitesi Konukevinde düzenlendiği istişare toplantısına katıldı. Toplantıda Isparta Şube Başkanı Ali Balaban ,Şube Yönetim Kurulu üyeleri, Kadın Kolları Temsilcileri, Üniversite ve Yurt-Kur Temsilcileri, İşyeri Temsilcileri katıldı.                                                            

İstişare toplantısının açılışında konuşan Isparta Şube Başkanı Ali Balaban, şubenin çalışmaları ilgili olarak bilgi verdi.                 

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir şunları söyledi: “Bizim varlığımız ,Türkiye’nin varlığıdır. Son on iki yıldır yaşadığımız sıkıntılar gün geçerek ağırlaşmaktadır. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim –Sen çalışanlarımızın  üzerinde uygulanan baskılar ne vicdana, ne dine, ne de hukuku sığmaz. Öyle bir ötekileştirme planı içerisindeler ki; tarifi mümkün değil. Türk Eğitim-Sen olarak  yapılan ve yaşanan bu haksızlıkları  daha çok insana anlatmayı amaçlıyoruz

Önümüzdeki günlerde yaşanacak en büyük tehdidin kamu çalışanlarının iş güvencesi olduğunu vurgulayan Özdemir, ”Hükümet işçi ile memuru bir araya getirerek  hükümetin memuru yapmak istiyor. Mevcut iktidara biat eden, boyun eğen , onların kölesi olan bir kamu çalışanı profili oluşturmak istiyorlar.“                                                    

Geçmişte Tekel İşçilerinin de iş güvencesinin ellerinden alındığını belirten Özdemir, ”Türkiye Kamu-Sen Tekel işçilerinin eylemine destek verdi. Bu süreçte de bir çok eleştiri aldık. İllegal örgütlerin de araya sızmış olduklarını biliyoruz. Biz onların fikir ve düşüncelerine destek vermedik. Onların iş güvencelerinin geri verilmesini istedik. Çünkü onların başına gelen olaylar, bugün kamu çalışanlarının da başına getirilmek isteniyor.”İktidarın paralel dedikleri yapı ile  11 yıldır çıkar menfaat  ilişkisi içinde çalıştıklarını söyleyen Özdemir, “ Sözde paralel yapıyla çıkar ilişkileri  bitince birbirlerine ters düşmeye başladılar. Cumhurbaşkanı, Başbakan iken  Pakistan dönüşü gazetecilerin     ’Sayın Başbakan bu adamlar sizleri dinliyor, sizlerin hakkınızda dava açıyor, zor bir şey değil  polisleri, savcıları neden toplamıyorsunuz?  şeklindeki sorusuna ‘ Bu 657 var ya, bizim elimizi kolumuzu bağlıyor’ cevabı vermişti.Dolayısıyla Cumhurbaşkanı ,Bu konuları bahane ederek; kamu  çalışanlarının  iş güvencesini elinden almak istiyor. Kamu çalışanlarının   geleceğini, taşeron firma patronlarının inisiyatifine bırakacak.” dedi.                 

7 Haziran 2015 seçimlerinin önemini vurgulayan Özdemir;” Mevcut siyasi parti aynı güçle iktidar partisi olursa, çok geçmeden iş güvencemizi elimizden almaya kararlılar. Bu nedenle yaklaşan seçimleri iyi değerlendirmeliyiz".dedi.      

Mevcut iktidarın hukuku adaleti bertaraf ettiğini krallık rejimine doğru gittiğini belirten Özdemir; “Sayın  Cumhurbaşkanı başkanlık sistemi için Çankaya’da hukuk profesörleriyle toplantı yaptı. Belki bir sonraki dönemde seçim olmayacaktır. Kendisi de bunu ifade ediyor ‘7 Haziran başkanlık sisteminin oylanacağı bir seçim olacak’ diyor. Bir sonraki seçimlerde eğer ki seçilirlerse, Türkiye artık demokrasiyi unutmalıdır.”dedi.                      

Onların iktidar olduğunda Türk Eğitim-Sen ‘in üye  sayısının 125 bin, şimdi  ise, sendikanın  235 bin üyesi olduğunu kaydeden Özdemir, Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim- Sen olarak herkesin hakkını hukukunu korumak zorundayız. Biz ‘Önce ülkemiz sonra ilkemiz’ düşüncesini sahip bir STK’yız.” dedi.                                         

 Üniversitelerde anti-demokratik tavırlar sergilendiğini ve kimsenin özgürce düşüncelerini ifade edemediğini söyleyen Özdemir, “bu ülkede riya kat kariyer için mesleğin erbabı değil de, mevcut siyasi iktidarın yandaşlarının desteklendiğini ve onların terfi edildiği bir süreci yaşıyoruz. dedi.                                                                         

Türk Eğitim-Sen olarak her yıl anket yaptıklarını ifade eden Özdemir,” Ankette her yıl aynı soruyu sorduk; ‘ Size göre Türkiye’de en önemli gündem maddesi nedir?’ Bu yıla kadar sıralamada birinci terör, ikincisi ise ekonomi idi. Fakat bu yıl yapmış olduğumuz ankete yirmi üç bin sekiz yüz kişi katıldı. Anketin sonucuna göre; yüzde 43’ü ‘ötekileştirme , adam kayırma kadrolaşma ‘demiştir. Böyle bir ülkede sosyal barışın sağlamasını bekleyebilir misiniz? Mevcut iktidarın en önemli isimlerinde birisi olan  Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç’ da ‘Yüzde ellisi bize oy veriyor, fakat bizden yüzde ellisi de nefret ediyor’ ifadelerini kullandı. Ülkenin şu anda ciddi bir yönetim boşluğu da bulunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı , siyasetin içinde, devletin her kurumunu ele geçirmiş durumdadır. Kendisinin de dediği gibi’ teammüllerin  dışında bir Cumhurbaşkanı olacağım’ Cumhurbaşkanı tarafsızlığını kaybetmiştir. Ettiği yemini unutmuş ve kendini, geleceğini korumak için  bir siyaset yapıyor. Böyle bir demokrasi olmaz böyle bir hukuk devleti de  olamaz. Genel Başkanımız Sayın İsmail Koncuk  ile Haşim Kılıç’ı bir ziyaretinde de Kılıç şu ifadeleri kullandı.’ Eğer bir ülkede hukuk yoksa, birileri kendi hukukunu kendisi yaratıyor. Bu durum da, ülkede sosyal patlamaya neden olur.” dedi       

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak bu ülkenin geleceği ve  bölünmez bütünlüğü için her türlü mücadeleyi verdiklerini kaydeden Özdemir, “Öyle bir toplum olduk ki ülke elden gidiyor. Hırsızlık almış başını gidiyor. Bunlar hırsızlık yapıyor dediğimizde; ‘evet çalıyorlar ama çalışıyorlar diyorlar.  Ben evime giren makarnaya, cebime giren paraya bakarım’ diyen bir zihniyet var. Böyle bir anlayış olamaz.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim Sen’den başka milli değerlerimizi ortaya koyan, hiç kimseye eyvallah etmeyen STK kalmadı. Birileri bölücülerle kolkala, öteki iktidara göbekten bağlıdır.” dedi.          

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşmeler Sekteri M. Şahindoğan da şunları kaydetti: ”On iki yıllık AKP iktidarı ve bu iktidarın yaşattığı zorlukları birlikte yaşıyoruz. Bu sıkıntıların kamu çalışanlarını ve eğitim çalışanlarını isyan etme noktasına getirdiğini  görüyoruz. Ülkenin bölünmesiyle ilgili çok ciddi bir tehdit  kapımıza dayandı. O bölgeye giden o bölgedeki şartları yakından gören birisi olarak söylüyorum; ülke bölünmenin eşiğindedir. Buna dair şartların hepsi siyasi iktidarın da teşvikleriyle de bizzat oluşturulmuştur. Kamu çalışanları ve eğitim çalışanları açışından manzara çok  iç açıcı değildir. Hemen hemen her kamu kurumunda her alanda haksızlık hukuksuzluk insanların ötekileştirilmesi kendi yandaşlarının korunup, kollanması uygulamaları devam etmektedir. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığında, üniversitelerimizde bu ötekileştirme uygulaması, bu yandaş koruma yandaş olmayanların hakkına hukukuna tecavüz etme uygulaması hat safhaya ulaşmaktadır. İnsanın dayanma sınırlarını zorlamaktadır” dedi.                    

Geçtiğimiz günlerde,  MEB da çok ciddi bir yönetici kıyımı yapıldığını vurgulayan Şahindoğan,”Yöneticilik görevini hakkıyla yapan, liyakat sahibi eğitime ve bulunduğu eğitim kurumuna üstün hizmetler yapmış arkadaşlarımız sırf Türk Eğitim-Sen üyesi diye iktidar tarafından ötekileştirildikleri için görevlerinden uzaklaştırdılar. Onların yerine, yandaşları  sırf iyi el etek öptükleri için, sırf yandaş oldukları için o makamlara getirildiler ve eğitim kurumu müdürü yaptılar. Bunlar siyasi kadrolaşmanın uzantısı olarak görülebilir siyasi kadrolaşmayı yapmak isteyen tüm siyasi iktidarların yapmış olduğu uygulamalar olarak değerlendirilebilir. Biz çok hükümetler gördük. Çok değişik partilerin siyasi iktidar olduklarını gördük ve uygulamalarına şahit olduk. Ama hiçbir siyasi iktidar gözünü bu kadar karartarak insanlarının hakkına hukukuna tecavüz etmedi. Hiçbir siyasi iktidar, meclisteki kanun çıkarma gücüyle kanun çıkararak, insanların haklarını ellerinden almadı. Bunları bu iktidar yaptı. İktidar güya İslam adına hareket eden halktan oy isterken İslam’ı, Müslümanlığı kullanarak oy isteyen ve isminin başında adalet kelimesini bulunduran siyasi partinin iktidarı. İşte bunların hukuk ,adalet, kul hakkı anlayışı. Allah korkusu olan, temelinde hak ve adalet olan yüce dinimize samimiyetle bağlı olan insanların böyle uygulamalar yapması mümkün değildir. Bunlar Müslümanlık konusunda İslam konusunda kesinlikle samimiyetsizdirler.” dedi.                                             

Yönetici atama sürecinde bu haksızlıkların, hukuksuzlukların kaynağı olan  kamuoyunda ‘Dershane Yasası’ olarak bilinen ve müdürlerin de yöneticilik görevlerine son veren yasayı biliyorsunuz. Anayasa Mahkemesine sendikamızın Ana Muhalefet Partisinin teşvik etmesi ve yönlendirilmesiyle götürüldü. İnşallah Anayasa Mahkemesi anayasaya uygunluk noktasında insanların kazanımlarını ellerinden alan bu yasayı iptal edecektir. Anayasa Mahkemesinin bu kararı bir an önce vermesini bekliyoruz.” dedi.

Şahindoğan sözlerini şöyle sürdürdü, ”Bu süreç içerisinde bir de yönetmelik çıkardılar kanuna uygun olarak ve yöneticileri değerlendirdiler. Hiç bir kriter olmadan hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmadan tamamen keyfi, yöneticilik görevine getirmek istedikleri insanlara yüksek puan taktir edilen yöneticilik görevini bitirmek istedikleri insanlara da ağızlıyla kuş tutsa da düşük puan verilmesini sağlayan bir sistemle, bir yönetmelikle bu kıyımı yaptılar. Bu hukuksuzlukların kaynağı yönetmelik de, sendikamız tarafından yargıya taşındı. Danıştay’a yönetmeliğin iptali ve bu keyfiliğin son bulması talebiyle bir dava açtık. Bu davamız da halen devam ediyor. İnşallah bu yönetmeliğin de, keyfi değerlendirme maddeleri iptal edilir ve hukuksuzluklar ortadan kalkar. İllerimizde İdare Mahkemelerine davalar açtılar. Açılan davların büyük bir kısmı eğer ki siyasi iktidara iradelerini teslim etmemiş iseler, bu davalar kazanıldı. Mahkeme kararındaki iptaller bizim haklılığımızı ortaya koyuyor. ‘Her hangi somut bilgi ve belgeye dayanmadan, tamamen keyfi bir değerlendirme yapmışsınız. Yıllarca okul müdürlüğü yapmış birini değerlendirilirken, ona değerlendirme maddeleri ile ilgili sıfır puan verir iken, bunu hiçbir belgeye dayandırmamışsın. Tamamen kimliğinden, kişiliğinden dolayı bu puanlamayı vermişsin. Dolayısıyla senin yaptığın değerlendirme geçersizdir.’ demiştir mahkemeler.”                                                                    

Nöbet  Tutmama Eylemini sonuçlanana kadar devam ettireceklerini belirten Şahindoğan, “Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen arkadaşlarımızı ilgilendiren bir başka husus da, nöbetle ilgili almış olduğumuz eylem kararıdır. Tüm kamu kuruluşunda çalışanlara, nöbet adı altında yaptırılan fazla çalışmalar karşılığında ücret ödenirken sadece Milli Eğitim Bakanlığında nöbet tutan öğretmene hiçbir ücret ödenmiyor. Bu bizim kabul edebileceğimiz Türk Eğitim-Sen olarak hoş görebileceğimiz bir durum değil. Diğer devlet memurları için nöbet karşılığında ücret alınması, öğretmenler için maaş karşılığı olarak kabul edilmesi ve asli görev olarak kabul edilmesi kesinlikle doğru bir karar değildir. Nöbet tutmama eylemi kararımızda bu haksızlıktan bu yanlışlıktan dolayı alınmıştır. Sendikanın almış olduğu eylem kararı çerçevesinde, eyleme katılan üyelere herhangi bir ceza verilemiyor. Anayasa Mahkemesi sendikanın aldığı eylem kararına uyarak ‘eylem yapan kişiye ceza verilemeyeceği’ şeklinde bir karar vermiştir. Danıştay’ın Uluslararası Mahkemelerinin kararları da vardır. Avrupa insan hakları mahkemesinin kararları var. İLO sözleşmelerinde bu eylemlerle ilgili ceza verilemeyeceği hükümleri var. Bu hükümlerin hepsini beraber değerlendirdiğimizde, Nöbet Tutmama Eylemi yapan arkadaşlarımıza ceza verilemez. Şube başkanımız ve şube yönetim kurulu üyelerimiz nöbet tutmama eylemi yapan okulları sık sık ziyaret etmeliler ve arkadaşlarımıza gerekli motivasyon desteğini sağlamalılar. Amacımızın gerçekleştirileceği güne kadar biz hiç nöbet tutmayacağız dedik bu sözümüzün sendika olarak arkasındayız. bu problem çözülene ve nöbetlere ücret ödenene kadar bu eylemimiz kararlılıkla devam edecektir. “    

Siyasi iktidarın kamu çalışanlarını sevmediğini kaydeden Şahindoğan,”İktidar devlet memuru tanımını sevmiyor. Devlete saygısı olan devlet adamı niteliği taşıyan insanlardan oluşan siyasi bir iktidar olmadığı için, devleti sadece imkanlarından yararlanabilen bir aygıt olarak görüyorlar. Bu nedenle, devlet memuru tanımından da rahatsızlar. Devlet memuru istemiyorlar. Kendilerine biat eden, hükümet memuru olan hatta hükümetin kulu kölesi olan,  hükümet partisinin il başkanının ilçe başkanının elini eteğini öpen, sürekli onlardan icazet ve talimat alan bir memur yapısı istiyorlar. Bunun için de devlet de memurları iş güvencelerini kendi önlerinde bir engel olarak görüyorlar. Mutlaka biz bu iş güvencesini kaldırmalıyız, yoksa bu dik duran insanlar bu onurlu duran insanlar bize biat etmezler. Biz siyasi iktidarız yüzde elli oy almışız böyle bir çoğunlukla iktidara gelmişiz devlet memuru kim oluyor bizim her dediğimizi hukuka uygun olsa da mevzuata uygun olsa da olmasa da yapmak zorunda diye düşünüyorlar. Biz sandıktan çıktık, biz her şeyi yaparız bizim emrimizdeki herkes de her istediğimizi yapmak zorundalar. İş güvencesini bu anlayışlarının önünde engel olarak gördükleri için gözlerini önümüzdeki seçimlerde iş güvencemize diktiler. Şimdi 7 Haziran seçimlerini bekliyorlar. Bu süreci tersine çevirmek istiyorsak mutlaka bunun gereğini yapmalıyız. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak iş güvencemize sahip çıkmak amacıyla 4 Nisan da Ankara ‘da çok büyük yürüyüş ve miting yapacağız.” dedi.