GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ KIRIKKALE ŞUBESİ İSTİŞARE TOPLANTISINA KATILDI

                            

Türk Eğitim-Sen Kırıkkale Şubesince işyeri temsilcileri ve okul yöneticilerinin katıldığı bir istişare toplantısı düzenlendi.

Kırıkkale Öğretmenevinde 07.02.2015 tarihinde gerçekleştirilen istişare toplantısına Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan, Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, Kırıkkale Şube Başkanı A. Yücel Karabacak, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, Kadın Kolları Temsilcileri, Üniversite ve YURT-KUR Temsilcileri, İşyeri Temsilcileri, Bölge Avukatı Oğuzhan Coşkun ve Okul Kurum Müdürleri katıldı.

İstişare toplantısının açılışında konuşan Şube Başkanı A. Yücel Karabacak, şubenin çalışmalarıyla ilgili olarak katılımcılara bilgi verdi.

Toplantının açılış konuşmasında şube yönetimin çalışmaları hakkında katılımcıları bilgilendiren Şube Başkanı Yücel Karabak’tan sonra;

Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, "Bu yol bir günlük, bir yıllık bir yol değildir. Bu dava gerçekten kutlu bir davadır. Çünkü Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen mensupları olarak, ülkenin varlığını inşa eden ve gelecekte çocuklarına ,torunlarına bu bayrağı temsil edecek sizlersiniz. ,Birbirimizden  aldığımız güçle yolumuza devam edeceğiz. Elbette ki biz kolayı seçmedik. Eğer ki kolayı seçmiş olsaydık  makam ve mevki uğruna kişiliğini, karakterini, şahsiyetini satan insanlarla aynı olurduk. Bizler her zaman farklı olduk. Gerek düşünce olsun, gerekse fikirlerimiz olsun. Biz ülkemizi karşılıksız sevdik. Bizim ilkemiz önce ülkemizdir. Menfaatleri uğruna başka yerlere gidenlerden olmadık” dedi.

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin tehdit altında olduğunu vurgulayan Özdemir, "Son on iki yılda AKP iktidarının eğitim çalışanlarına ve kamu çalışanlarına bakış açısı ortadır.İş güvencemizi elimizden almak istiyorlar. Bunların amacı; işçi ve memuru birleştirerek 657. Sayılı kanuna sahip memurun elinden iş güvencesini almaktır. Anayasanın 128. Maddesi şunu ifade etmektedir: 'Devletin asli ve sürekli işleri, devletin memurları eli ile  yürütülür.' Fakat bunların amacı taşeron firma patronlarına 4\C gibi statüler vererek, bizim iş güvencemizi elimizden almak istiyorlar. Mesela önceden Tekel işçilerinin de iş güvencesi vardı. Ancak  bir sabah kalktıklarında kendilerini kapının önünde buldular. Türkiye Kamu-Sen olarak kırmızı  çizgilerimiz vardır. Ama Türkiye Kamu-Sen olarak iş güvencemizin elimizden alınmasına asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.                                  

Özdemir sözlerinişöyle sürdürdü: “Türkiye bir krallığa doğru gidiyor. Bütün emir ve komutları Ak Saray’dan verilen bir hükümet anlayışı bulunmaktadır. İsterseniz birileri buna siyaset desin. Evet siyaset yapıyoruz. Bir ülkenin bağımsızlığını, bayrağını savunmak siyaset ise bizler siyaset yapıyoruz İktidar ‘Güneydoğudan  cenaze gelmiyor ‘diyor. Tabii  cenazeler gelmez.Siz terör örgütünün her taleplerin yerine getirir iseniz neden cenaze gelsin ki? Çanakkale Şehitlerimizin  canı yok muydu ? Onlarında annelerinin, babalarının ciğerleri yanmadı mı? Eğer bu ülkenin bölünmez bütünlüğü gerekiyorsa canımızı vermeye hazırız.”                                             

7 Haziran 2015 seçimlerinin önemini vurgulayan Özdemir "7 Haziran 2015'te Genel Seçim var. Kamu çalışanları bu seçimde mutlaka görevlerini yerlerine getirmelidir. Eğer getirmezseniz, hem bu ülkenin rejimi değişik bir alana kayacak, hem de iş güvencemiz elimizden gidecektir. Herkes den haklarımızın elimizden alınmaması için  mücadele ve destek bekliyoruz .” dedi. Şube Başkanlarına ve İl Temsilcilerine seslenen Özdemir , “Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri olarak sizlerden panolarınızı güncellemenizi istiyorum. Bu sayede üyelerimizi eğitim ile ilgili konularda bilgilendirebiliriz. Her konuyla ilgili afiş, broşür çalışmalarımız   olmaktadır. Aylık dergilerimiz sayesinde herkesi bilgilendirmeye çalışıyoruz.Çağımız teknoloji çağıdır.Günde 10 dakika Türk Eğitim- Sen internet  sayfasına girdiğinizde her konu hakkında bilgi sahibi olmanız mümkündür. Diğer sendikalardan farkımızı göreceksiniz. Biri kandilden emir alan bir sendika, diğeri ise ağ babalarından aldıkları emir doğrultusunda  hareket eden bir anlayışı benimsemiştir. Sendikal anlamda her türlü mücadelemizi vermekteyiz. Üniversitelerde, kredi yurtlar kurumunda çalışanlarımızın yaşamış oldukları problemleri de dile getirmemiz  gerekmektedir. Onların sorunlarını Şube Başkanlarımız ve İl Temsilcilerimiz sayesinde bizlere ulaştırmanız gerekmektedir. Bizlerde onların problemlerini yayınlayabilelim. Bu sayede çalışanlarımızda kendilerine destek olduğumuzu görecekler ve güvende hissedeceklerdir.” diye konuştu.

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan da şunları kaydetti: "Türkiye için var olma, yok olma savaşının verildiği demokrasinin, hukukun ayakta kalıp kalmayacağının belli olmadığı günler yaşanmaktadır. Okul yöneticilerimizle ilgili kıyım boyutuna ulaşan ve top- yekûn bir  kadronun tasfiyesi ve yerine yandaş kadroların  getirilmesi  uygulaması yapılmaktadır. . Bunların hiçbir hukuki temeli yoktur. Yönetici arkadaşlarımızın görevlerine son veren, yerine yandaş kadrolarının  getiren  kanunun hukuk devletinde hiçbir yeri yoktur. Ancak hukuku kendi yandaşları  için bir hak olarak gören ,kendilerine biat etmeyenlerin , kendi emirlerini yerine getirmeyenlerin  hiçbir hakkı olmadığını düşünen bir zihniyet bu ülkeyi yönetmektedir. Çünkü bunlar sandıktan çıktılar ya  milli iradeyi temsil ediyorlar ya o zaman bunlara göre  bunların yaptığı her şey  hukukidir. Böyle bir anlayış, böyle bir zihniyet nasıl bir zihniyet gerçekten hayretle karşılıyorum! Bu düşünceler kesinlikle demokratik olmayan kafa yapısının ürünüdür. Başkalarının hukukuna , hakkına saygıları yoktur. Bu zihniyet sahipleri sadece kendileri için yaşayan, kendilerinin düşünen  kişilerdir. Böyle bir zihniyetin yönettiği bir ülkede yaşıyoruz.”                                   

Okul yöneticilerinin problemlerini vurgulayan Şahindağan, "Yönetici arkadaşlarımız büyük bir kıyıma uğradılar. Onlar bu kıyıma uğrarken, bu yönetici kimliklerinin zayıf olmasından ya da sadece sendikal anlayışları için değildir. Bir duruş , kimlik ortaya koydukları için kıyıma uğradılar. Onlar dik duruşlu olduklarından ve  çıkarları için zik-zak yapmadıklarından dolayı zulme  uğradılar. Ancak hiçbir kıyım hiçbir zulüm sonsuza kadar devam etmez. Cenabı  Allah’ın da bir hesabı vardır. İnsanlarda akıl, vicdan bulunmaktadır. Her şeye rağmen bu ülkede hukuku savunan hâkimler vardır. Türk Eğitim-Sen olarak buna güveniyoruz. Arkadaşlarımız adına her türlü hukuk mücadelesini vermekteyiz. Onları  mağdur eden kanunla ilgili olarak; Ana muhalefet   partisi üzerinden  Anayasa Mahkemesine  iptal davası açtırdık. Bu iptal davası şuan Anayasa Mahkemesinin  gündemindedir. Ne zaman görüşüleceği  belli değildir. Ancak gecikmeden  görüşülme  yapılacağını ve ucube kanunun  anayasaya aykırılık noktasında iptal edileceğini ümit ediyoruz. Bu kanunla görev süresi sonlandırılan, yöneticilerimizin keyfi bir değerlendirilmeye tabi tutularak güya görev sürelerini uzatılıp uzatılmaması değerlendirilmesi yapan bu işlerin kaynağı olan ‘Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğine de sendika olarak Danıştay’da dava açtık. Bu davada yönetmeliğin durdurulmasını  beklediğimiz halde, Yönetmeliğin  durdurulması ile ilgili bir karar verilmedi . Danıştay’ın   yönetmeliği durdurma ile ilgili olumsuz  vermiş olduğu kararı temyiz ettik. Ancak işin esasına girildiğinde Danıştay tarafından, yönetmeliğin hiçbir akıl mantık ölçüsüne uymadığını görülmesini  büyük bir ümitle beklemekteyiz.” diye konuştu.

Şahindoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "İllerdeki değerlendirme uygulamaları ile ilgili olarak davalar açtırdık .Birçok ilimizde yürütmeyi durdurma kararları çıkmıştır. Hatta bu durdurma kararları Bölge İdare Mahkemelerinden  de onaylanmıştır. Bazı  illerimizde esastan  kararlar da çıktı. Ancak Kırıkkale İdare Mahkemesi ne yazık ki yürütmenin durulması ile ilgili talebimizi hem İdare Mahkemesinde hem de bölge  İdare Mahkemesinde vermemiştir. Ancak işin esasına girildiğinde hiçbir objektif kritere dayanmayan, hiç bir somut bilgi ve belgeye dayanmayan değerlendirilmelerinin iptal edilmesi kaçınılmazdır. Bu ülkede değerlendirmelere  hukuka ve mantığa uygun bulacak hakimin çıkacağını da  ben tahmin etmiyorum. Eğer bunları da hukuka uygun buluyorlar ise, memlekette tamamen hukuk bitmiş demektir. Hukukun bittiği yerlerde de kaos başlar. Biz böyle bir kaos ortamının oluşmasını istemiyoruz. Her  şeye rağmen hakimlere ve hukuka güvenmek istiyoruz. Umarım beklentimiz hukuk tarafından  boşa çıkarılmaz”.                         

7 Haziran 2015 seçimlerinin Türk milleti için önemini vurgulayan Şahindoğan, "Bu seçim sadece ülkeyi yönetecek meclisin parlamentonun seçimi olmayacaktır. Bu seçimle çok şey değişecektir. Türkiye Demokratik hukuk devleti olarak yoluna devam etsin mi yoksa bir bütün olarak mı  kalsın? Türkiye bir otoriter rejimi ile mi yönetilsin yoksa bireylerin hak ve özgürlüklerinin güvenceye alındığı bir sistemle mi yönetilsin bunların seçimi olacaktır. Aynı zamanda yapılan bu haksızlıkların millette nasıl bir karşılık bulduğunun da testi olacak. Hukuk mücadelesinden şöyle veya böyle bir sonuç alana kadar en kısa çözüm 7 Haziran 2015 seçimleridir. Bizim arkadaşlarımıza ,sırf bu ülkeyi çok sevdikleri için ,bu bayrağa sevdalı oldukları ,onlara biat etmedikleri, dik ve onurlu durdukları için her türlü zulmü reva görenlere gereken cevabın verileceği gündür. 7 haziran 2015 seçimlerinde bu zihniyete sandıktan öyle bir cevap verelim ki bu cevap bütün yaşananların sıkıntıların zulümlerin sonu olsun” dedi.      

Kamu çalışanları gibi öğretmenlerimizin de nöbet karşılığı ücret alması gerektiğini söyleyen Şahindoğan, "Pazartesi günü okullar açılacak ve genel merkezimizin aldığı bir karar gereği nöbet tutmama eylemi yapacağız.  Kamu çalışanlarına yapmış oldukları her iş ve hizmet karşılığında bir ücret ödenir. Kamudaki tüm çalışanlar  nöbet hizmetlerini ücret karşılığı yapmaktadırlar. Fakat sadece öğretmenler nöbet karşılığında bir ücret alamıyorlar. .Bu uygulama sadece öğretmen için asli görev olarak görülüyor Sendikamızın Genel Merkezi nezdinde, bu konunun önemine binaen, her ayın ilk haftası nöbet tutmama eylemi kararı aldık. Karar doğrultusunda yapılan eylemin etkinliği ve başarısı nöbetle ilgili, bundan sonra atılacak adımları da belirleyecek. Tüm arkadaşlarımızın bu eyleme katılmalarını ve çevrelerindeki insanlardan da destek vermelerini rica ediyoruz. Nöbet tıpkı derse girmeme yada iş bırakma eylemi gibi sendikanın aldığı bir karar çerçevesinde yapılmaktadır. Anayasa Mahkemesi sendikanın aldığı eylem kararına uyarak ‘eylem yapan kişiye ceza verilemeyeceği’ şeklinde bir karar vermiştir. Bu karar aynı zamanda, eylem yapacak arkadaşlarımızın gönüllerini rahatlatacak bir karardır. Danıştay’ın Uluslararası Mahkemelerinin kararları da vardır. Nöbet eylemi yapan arkadaşlarımız için ceza verilemez ceza verilemeyeceği gibi bunlarla ilgili soruşturma dahi açılamaz. Biz Genel Merkez olarak tüm il valiliklerini bilgilendireceğiz. Buna rağmen arkadaşlarımızla ilgili bir soruşturma yürütülürse, hukuksuz bir soruşturma da başlatılırsa her türlü hukuki desteği sonuna kadar vereceğimizden de emin olsunlar. Eylemimizin başarısı hepimiz ve sendikamız için çok önemlidir” diye konuştu.                    

Memurun iş güvencesinin kaldırılmak istendiğini vurgulayan Şahindoğan, “Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanı’nı bir yerde yapmış olduğu konuşmada gelişmiş bir çok ülkede işçi ve memur ayrımı yapılmadığını bunların ‘çalışan’ adı altında birleştirildiğini ve bunlara çalışan dendiğini söyleyerek Türkiye de de böyle bir sisteme geçilmesinin doğru olacağını beyan etti. Bu söylem bizim yıllardır söylediğimiz ve yaklaşan bir tehlikeyi de işaret eden bir söylemdir. Hükümet eğer 7 Haziran 2015 seçimlerinde de yeniden bu milletten onay alırsa, kamu çalışanlarının iş güvencesini elinden almak bunların birinci hedefi olacaktır.. İş güvencesi kamu çalışanları için çok önemlidir. 657 sayılı devlet memurları kanunun bizlere sağladığı güvenceler  ve çerçevesinde hareket ettiğimiz halde yaşanılan baskıları ve zulümleri görmekteyiz.657 ‘nin sağladığı iş güvencesini olmadığını düşünün! Geçmişte 4b statüsünde sözleşmeli öğretmenler vardı. 4b statüsündeki sözleşmeli öğretmenler, her sözleşme tarihi yaklaşırken acaba sözleşmemiz yenilenecek mi yenilenmeyecek mi? Korkusu yaşarlardı. Bu öğretmenlerimiz  sendikaya üye olurken korkarak üye olurlardı yada üye  olmaktan kaçarlardı. Günümüzde  yapılacak olan bu iş güvencesi  değişikliği ile ‘çalışanların bir çatı altında birleştirme’ adı altında yapılacak değişikliklerle iş güvencesini ortadan kaldırılmak isteniyor. Bugüne kadar devlet memuru olanların, bundan sonra hükümetin memuru, hatta memuru da değil kulu kölesi olması isteniliyor. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak böyle bir anlayışı kabul etmiyoruz. İş güvencesini kaybettiğimizde artık koruyacak hiçbir şeyimiz kalmaz bu yüzden iş güvencesi ile ilgili yaklaşan tehlikenin de bertaraf edilmesi açısından mutlaka sendikamızı daha güçlü hale getirmeliyiz. 7 Haziran 2015 seçimlerini bir fırsat olarak görüp iş güvencemize göz dikenleri sandığa  bir daha çıkmamak üzere  gömmeliyiz bu hepimiz için çocuklarımız için gelecek nesillerimiz için bizlere düşen milli bir görevdir.” dedi   

Toplantının sonunda Genel Merkez yöneticilerine ve emekli olan üyemiz yöneticilere plaket töreni yapıldı.