GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ KARAMAN ŞUBESİNİ ZİYARET ETTİ

 

Karaman Şubesinin düzenlemiş olduğu istişare toplantısına ve Ermenek ilçesinde düzenlenen pikniğe katılmak üzere Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M.Yaşar ŞAHİNDOĞAN ile Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN, Karaman ilindeydi.

9 Mayıs 2014 Cuma günü saat 20:00’da Karaman Şubesi İstişare toplantısı yapıldı. Toplantıda Şube Yönetim Kurulu, Türk Sağlık-Sen Karaman Şube Başkan Nedim Ünal, Karaman Eski Şube Başkanları Zühtü Kahraman, Ali Buğdaycı, Akif Kocatepe, Mehmet Serin, işyeri temsilcileri ve Kadın Komisyonu üyeleri hazır bulundu.

Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ve Şube Yönetim Kurulu üyeleri 10 Mayıs 2014  Cumartesi günü ise Ermenek, Sarıveliler ve Başyayla ilçelerinde görev yapan üyelere yönelik Ermenek Gölkenarı Belediye Tesislerinde düzenlenen pikniğe katıldı.

Toplantı ve piknikte Şube Başkanı Ziya HOTAMIŞLI, Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M.Yaşar ŞAHİNDOĞAN ile Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN katılımcılara hitaben birer konuşma yaptılar. Şube Başkanı Ziya HOTAMIŞLI katılımcılara vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür ederek, şubenin faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

Toplantı ve etkinlikte bir konuşma yapan Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M.Yaşar ŞAHİNDOĞAN, öncelikle tüm annelerin ve anne adaylarının anneler gününü kutladığını ve Karaman’da, Ermenek’te üyelerimizle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Konuşmasının devamında MEB Yasasına değinen ŞAHİNDOĞAN, “Bu yasayla neredeyse MEB’de tüm yönetim kademeleri tasfiye edilmektedir. Böyle bir durum darbe dönemlerinde bile yapılmamıştır. Bu demokrasiye ve kazanılmış haklara  bir darbedir. Darbe sadece silahla, postalla olmaz; bazen de böyle demokratik usüller içinde gelenlerin ortaya koyduğu sivil darbeler de olur. Türk Eğitim Sen olarak bu kanunu kabul etmiyoruz. Kanunun çıkmaması adına ciddi bir mücadele ortaya koyduk, bu mücadeleyi şimdi de  kanunun iptali noktasında  ortaya koyuyoruz. Bizim de taleplerimiz doğrultusunda ana muhalefet partisi kanunu Anayasa Mahkemesine taşımıştır. Anayasa Mahkemesi 14 Mayısta bu kanunu görüşecek ve inşallah iptal edecektir. Kazanılmış hakları yok sayan bu yasa, tamamen keyfi bir yönetici atama sistemi getirmeyi amaçlamaktadırlar. Siyasi iktidar, kendi yandaşlarının, kendilerine biat eden insanların atanmasını sağlayacak düzenlemeler yapıyor. Bunu kabul etmiyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak tüm eğitim çalışanlarının dik duran insanlardan oluşması şeklinde bir hedefimiz var. Çünkü dik duramayan, makam için eğilip bükülen, ilkelerinden taviz veren insanların bu ülkenin eğitimine hiçbir katkısı olamaz. Bu kanun insanların onurlu duruşunu bozmaya yöneliktir. Kazanılmış haklar kanunlar tarafından güvenceye alınır ama siz kanun çıkarıp kazanılmış hak kavramını yok ediyorsunuz. Demokrasilerde kanun çıkarma yetkisi her şeyi yapabileceğiniz anlamına gelmez, kanun çıkarma yetkiniz bile olsa insanları mutsuz eden, kazanılmış haklarını elinden alan düzenlemeler yapamazsınız” dedi.

Siyasi iktidarın iş başında bulunduğu 12 yıldır kamu çalışanları aleyhine pek çok düzenlemenin yapılarak, haklarının geri götürülmeye çalışıldığını söyleyen ŞAHİNDOĞAN, “Bundan sonra atacakları adımın  devlet memurlarının iş güvencesini ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. ŞAHİNDOĞAN sözlerini şöyle sürdürdü: “ İş güvencesiz, siyasi partilerin kulu kölesi olmuş, yandaş olmak zorunda kalan kamu çalışanı mı istiyoruz yoksa Hükümetin değil, devletin memuru olan bir kamu çalışanı mı istiyoruz? Biz devletin memuru, öğretmeni, akademisyeni olmak istiyoruz; birilerinin kölesi olmak istemiyoruz. Bu nedenle kamu çalışanları uyanık olmalı, gerçek sendikaların çatısı altında örgütlenmeli, mücadele etmeli ve sözde sendikalara itibar etmemelidir. Çünkü onlar kamu çalışanlarının içine siyasi iktidarlar tarafından yerleştirilmiş  truva atlarıdır”

ŞAHİNDOĞAN MEB Yasasındaki stajyerlik düzenlemelerine de değinerek şunları kaydetti: “MEB Yasası ile KPSS’yi kazanıp öğretmen olarak atanan bir kişi yeterli performans gösterdiği taktirde yazılı ve sözlü sınava alınacak. Öğretmenlerin stajyerliği, bu sınavların neticesinde başarılı olmaları durumunda kalkacak, öğretmenler başarılı olmazsa adaylıkları ikinci yıla uzayacak. Öğretmenler ikinci yılda da aynı kriterlerle değerlendirmelere tabi tutulacak, yine başarılı olmazlarsa meslekle ilişikleri kesilecek. Sözlü sınav, torpil ve yandaş kayırma uygulamasıdır. Bu ülkede mülakatların objektif yapıldığını kimse söyleyemez. Performans değerlendirmesinin kriterlerinin ne olacağını da belli değildir. Böyle subjektif ve belirsiz düzenlemeyi kabul etmiyoruz.”

Dershanelerin kapatılmasına da değinen ŞAHİNDOĞAN şöyle konuştu: “Dershaneler eğitim sisteminin içerisindeki bir ihtiyaçtan doğmuştur. Dershaneler kendi kendine ortaya çıkan kurumlar değildir. Siz bütün eğitim sistemini sınava dayalı hale getirirseniz, eğitim kurumlarına birbirleriyle rekabet edecek koşulları sağlamazsanız dershaneler ortaya çıkar. Türkiye’deki dershanelerin varlığı tamamen eğitim sisteminin bir sonucudur.

ŞAHİNDOĞAN, MEB kanunu ile ilgili olarak Türk Eğitim Sen’in çok ciddi bir mücadele ortaya koyduğunu ve iş bırakma dahil her türlü meşru eylem türünü kullanarak duruş sergilediğini söyledi. ŞAHİNDOĞAN “Ancak bazı sözde sendikalar insanların kazanılmış haklarını ellerinden alan bu haksızlığa karşı çıkma cesaretini bile gösteremedi; tam tersine bu durumdan nemalanma alçaklığına yöneldiler. Biz, bu kanun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilene kadar mücadele edeceğiz. Ana Muhalefet Partisi, kanunu Anayasa Mahkemesine taşıdı. Kanun büyük ihtimalle iptal edilecek. Gerekirse kanunu AİHM’e de taşıyarak, mağdur edilen eğitim yöneticilerinin ve eğitim çalışanlarının arkasında duracağız” dedi.

ŞAHİNDOĞAN konuşmasını,” Bu güzel etkinliği düzenleyen Karaman şubemize başta şube başkanımız olmak üzere, yönetim kuruluna, ilçe temsilcilerine ve üyelerimize teşekkürlerimi sunarım” diyerek tamamladı.

Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN da katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı. KOCAKAPLAN, Türk Eğitim Sen’in yüzde yüz yerli ve yüzde yüz milli bir sendika olduğunu söyleyerek, “Türk Eğitim Sen; iktidarlarla büyüyen değil, eğitim çalışanları ile yürüyerek büyüyen bir sendikadır. Alnı açık başı dik çalışanların sendikasıdır. Türk Eğitim Sen, şairin ‘Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir’ ifadesindeki bin eğriyi düzeltmeye namzet doğrulardan oluşan bir sendikadır. Türk Eğitim Sen; gururla ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ diyebilenlerin sendikasıdır. Kuruluş ilkeleri çalışma yöntemleri ve genel amaçları ile büyük olan sendikamız çoğunluk olmayı kaybetmiştir. Türkiye’nin sendikası olan Türk Eğitim Sen’in aynı zamanda çoğunluk olması gerekmektedir. Çünkü ülkemizin ve milletimizin birliği ve diriliği, kamu çalışanlarının mutluluğu için mücadele eden bir sendika kaybederse Türkiye kaybeder” diye konuştu ve katılımcılara Türk Eğitim Sen’e vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür etti.

Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Bir yetkili sendika belirleme sürecinin daha sonuna geliyoruz. Kamu çalışanlarını yok sayan, her geçen gün mesleki, sosyal, ekonomik ve sendikal haklarımızın tırpanlanmasına seyirci kalan, ağababalarının emir ve talimatlarını yerine getirmekten başka hiç bir işlevi ve vazifesi olmayan yapıların tasfiye zamanı gelmiş, hatta çoktan geçmiştir.

Çünkü 2012 yılı Mayıs ayında ve 2013 Ağustos ayında yaşanan iki toplu sözleşme süreci kamu çalışanları için tam bir hayal kırıklığı ve hüsran ile sonuçlanmıştır. Toplu görüşmelerden sonra ilk defa toplu sözleşme yapılacak olması kamu çalışanları arasında heyecan uyandırmıştır. Ancak yetkili sendikanın Hükümetin yüzde 3 ve yüzde 4 şeklindeki komik zam artış önerilerine karşı etkisiz ve kabullenir bir edaya bürünmesi tam bir hayal kırıklığı yaşatmıştır.

Genel Başkanımız İsmail Koncuk’un ‘Ortak iş bırakma eylemi yapalım, masayı baskı altına alalım, pazarlıkta eliniz güçlensin’ teklifi, çeşitli manevralar yapılarak reddedilmiştir.Masada basiretsizliğini gösteren sendika Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nda iki defa kamu çalışanlarını yolda bırakmıştır. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu (KGHK )’na yandaş sendikanın temsilcisi olarak katılan, kamu çalışanlarının hakkını savunmak için orada bulunan akademisyen üye hükümetin teklifi olan yüzdelik zamlara, sefalet artışlarına ‘evet’ demistir. Daha baştan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu (KGHK)’ndan bir şey çıkmayacağını anlayan Genel Başkanımız İsmail KONCUK, görüşmelere katılan konfederasyon başkanlarını arayarak ‘Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’ndan çekilelim. Kurul karar alamasın. Konu Bakanlar Kuruluna, siyasi iradenin önüne gitsin’ şeklindeki önerisi de yetkili konfederasyon tarafından kabul edilmedi ve bugün bize reva görülen sefalet artışları hayat geçmiş oldu. Bildiğiniz gibi 666 sayılı KHK ile yapılan ek ödeme düzenlemelerinde öğretmenler ve akedemisyenler malesef yok sayılmış ve ek ödemeleri arttırılmamıştı. Öğretmenler odalarında, üniversitelerde ek ödeme problemini toplu sözleşme masasında çözeceğiz diye insanları kandırdılar Yandaşlıklarının beş kuruş etmediği ortaya çıktı akademisyenlerimizin ve öğretmenlerimizin ek ödemeleri beş kuruş bile arttırılmadı.

2013 yılı Mayıs ayında yapılan ve 2014-2015 yıllarını kapsayan toplu sözleşmelerde de malesef durum çok farklı olmadı. Toplu sözleşme kamu çalışanları için büyük bir hezimetle sonuçlandı. Çünkü toplu sözleşme, emir ve talimatlarla başlar başlamaz imzalandı. Aymaz ve utanmaz zihniyet bu rezilliği tarihi başarı olarak sunmuştur. Hükümetin kamu çalışanlarına vermek için ayırdığı bütceden bile daha az bir artışa imza attıkları malesef ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 3 milyar lira masada unutulmuş; adeta Hükümete hibe edilmiştir. Sadece Hükümetin vermek için bütçeden ayırdığı para alınsa bile 103 lira daha kamu çalışanlarına zam yapmak mümkün olacaktı. Sözün özü; kamu çalışanlarının 730 günü satılmıştır, kamu çalışanları pazarlanmıştır. Toplu sözleşmede enflasyon farkı yoktur, aile yardımı, çocuk yardımı, ek ders ücretleri, ek ödeme, özel hizmet tazminatları, fazla mesai ücreti gibi birçok kalemde sıfır zam yapılmıştır. Kamu çalışanları kendine reva göülen sefalet ücretlerini içine sindirmeyecektir. Sorumlularından mutlaka hesap soracaktır, sormalıdır.”

Türk Eğitim Sen’in üyelerine yönelik yapmış olduğu hizmetlerden ve anlaşmalar hakkında bilgi veren KOCAKAPLAN, “Taklit edilmek hoşumuza gidiyor. Her konuda öncülüğü elden bırakmıyoruz. Birçok hizmetimiz diğer sendikalar tarafından taklit ediliyor. Kamu çalışanlarının aslı var iken taklitlerine itibar etmemelerini diliyorum”  dedi.

İstişare toplantısı ve piknik programında katılımcıların soruları Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ve şube başkanı tarafından cevaplandırıldı.