SAMSUN 1 NO’LU ŞUBE İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI.

 

   

Samsun 1 No’lu Şube İstişare Toplantısı, 20 Nisan 2014 tarihinde Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M.Yaşar Şahindoğan ve Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan’ın katılımı ile gerçekleştirildi.

Samsun 1 No’lu Şube İstişare Toplantısında, Samsun 1 ve 2 No’lu Şube Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, İlçe Temsilcileri, İşyeri Temsilcileri, Kadın Komisyonları Üyeleri, okul ve kurumların müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcıları hazır bulundu.

Samsun 1 No’lu Şube Başkanı Levent Kuruoğlu’nun açılış konuşmasının ardından Genel Merkez Yöneticileri katılımcılara hitap etti.

Konuşmasında MEB Yasası ile ilgili açıklamalar yapan Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M.Yaşar Şahindoğan, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bugüne kadar karşılaştığı en büyük tasfiye kanundur. MEB’de tüm yönetim kademeleri tasfiye edilmektedir. Böyle bir tasfiye darbe dönemlerinde bile yapılmamıştır. Bu demokrasiye bir darbedir. Darbe sadece silahla, postalla olmaz; bazen de böyle demokratik usüler içinde gelenlerin ortaya koyduğu sivil darbeler de olur. Bu kanunu kabul etmiyoruz. Kanunun çıkmaması adına ortaya koyduğumuz mücadeleyi, kanunun iptali noktasında da ortaya koyacağız. Kazanılmış hakları yok sayan, tamamen keyfi bir yönetici atama sistemi getirmeyi amaçlamaktadırlar. Kendi yandaşlarının, kendilerine biat eden insanların atanmasını istiyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak tüm eğitim çalışanlarının dik duran insanlardan oluşması şeklinde bir hedefimiz var. Çünkü dik duramayan, makam için eğilip bükülen, ilkelerinden taviz veren insanların bu ülkenin eğitimine hiçbir katkısı olamaz. Bu kanun insanların dik duruşunu bozmaya yöneliktir. Kazanılmış haklar kanunlar tarafından güvenceye alınır ama siz kanun çıkarıp kazanılmış hak kavramını yok ediyorsunuz. Demokrasilerde kanun çıkarma sayısına sahip siyasi iktidarlar her türlü düzenlemeyi yapamaz. Kanun çıkarma yetkiniz bile olsa insanları mutsuz eden, kazanılmış haklarını elinden alan düzenlemeler yapamazsınız.”

Kamu çalışanları aleyhine pek çok düzenlemenin yapılarak, haklarının geri götürülmeye çalışıldığını söyleyen Şahindoğan, “Bundan sonra atacakları tek adım kaldı, o da devlet memurlarının iş güvencesini ortadan kaldırmaktır. İş güvencesiz, siyasi partilerin kulu kölesi olmuş, yandaş olmak zorunda kalan kamu çalışanı mı istiyoruz yoksa Hükümetin değil, devletin memuru olan bir kamu çalışanı mı istiyoruz? Biz devletin memuru, öğretmeni, akademisyeni olmak istiyoruz; birilerinin kapı kulu olmak istemiyoruz. Bu nedenle kamu çalışanları uyanık olmalı, gerçek sendikaların çatısı altında örgütlenmeli, mücadele etmeli ve sözde sendikalara itibar etmemelidir. Çünkü onlar içimizdeki truva atlarıdır” diye konuştu.

Şahindoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “MEB Yasası ile KPSS’yi kazanıp öğretmen olarak atanan bir kişi yeterli performans gösterdiği taktirde yazılı ve sözlü sınava alınacak. Öğretmenlerin stajyerliği, bu sınavların neticesinde başarılı olmaları durumunda kalkacak, öğretmenler başarılı olmazsa adaylıkları ikinci yıla uzayacak. Öğretmenler ikinci yılda da aynı kriterlerle değerlendirmelere tabi tutulacak, yine başarılı olmazlarsa meslekle ilişikleri kesilecek. Sözlü sınav, torpil ve yandaş kayırma uygulamasıdır. Bu ülkede mülakatların objektif yapıldığını kimse söyleyemez. Performans değerlendirmesinin kriterlerinin ne olacağını da bilmiyoruz. Yandaş sendikaya üye olmak performansın artmasında etkili olacak mı?”

6 yılını dolduran dershane öğretmenlerinin KPSS’siz, mülakatla kadroya alınacağını da belirten Şahindoğan, “Bu, yüzbinlerce eğitim fakültesi mezununa en büyük hakaret değil mi? İşte bunların adaleti. Bu zihniyet, sadece kendileri gibi düşünenler için adalet dağıtıyor” dedi.

Dershanelerin kapatılmasına da değinen Şahindoğan şöyle konuştu: “Dershaneler eğitim sisteminin içerisindeki bir ihtiyaçtan doğmuştur. Dershaneler kendi kendine ortaya çıkan kurumlar değildir. Siz bütün eğitim sistemini sınava dayalı hale getirirseniz, eğitim kurumlarına birbirleriyle rekabet edecek koşulları sağlamazsanız dershaneler ortaya çıkar. Türkiye’deki dershanelerin varlığı tamamen eğitim sisteminin bir sonucudur.

Şahindoğan, MEB kanunu ile ilgili olarak Türk Eğitim Sen’in çok ciddi bir mücadele ortaya koyduğunu ve iş bırakma dahil her türlü meşru eylem türünü kullanarak duruş sergilediğini söyledi. Şahindoğan “Ancak bazı sözde sendikalar insanların kazanılmış haklarını ellerinden alan bu haksızlığa karşı çıkma cesaretini bile gösteremedi; tam tersine bu durumdan nemalanma alçaklığına yöneldiler. Biz, bu kanun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilene kadar mücadele edeceğiz. Ana Muhalefet Partisi, kanunu Anayasa Mahkemesine taşıdı. Kanun büyük ihtimalle iptal edilecek. Gerekirse kanunu AİHM’e de taşıyarak, mağdur edilen eğitim yöneticilerinin ve eğitim çalışanlarının arkasında duracağız” dedi.

Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan da konuşmasında şunları söyledi: “Bir yetkili sendika belirleme sürecinin daha sonuna geliyoruz. Kamu çalışanlarını yok sayan, her geçen gün mesleki, sosyal, ekonomik ve sendikal haklarımızın tırpanlanmasına seyirci kalan, ağababalarının emir ve talimatlarını yerine getirmekten başka hiç bir işlevi ve vazifesi olmayan yapıların tasfiye zamanı gelmiş, hatta çoktan geçmiştir.

Çünkü 2012 yılı Mayıs ayında ve 2013 Ağustos ayında yaşanan iki toplu sözleşme süreci kamu çalışanları için tam bir hayal kırıklığı ve hüsran ile sonuçlanmıştır. Toplu görüşmelerden sonra ilk defa toplu sözleşme yapılacak olması kamu çalışanları arasında heyecan uyandırmıştır. Ancak yetkili sendikanın Hükümetin yüzde 3 ve yüzde 4 şeklindeki komik zam artış önerilerine karşı etkisiz ve kabullenir bir edaya bürünmesi tam bir hayal kırıklığı yaşatmıştır.

Genel Başkanımız İsmail Koncuk’un ‘Ortak iş bırakma eylemi yapalım, masayı baskı altına alalım, pazarlıkta eliniz güçlensin’ teklifi, çeşitli manevralar yapılarak reddedilmiştir. Masada basiretsizliğini gösteren sendika Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nda iki defa kamu çalışanlarını yolda bırakmıştır. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu (KGHK )’na yandaş sendikanın temsilcisi olarak katılan, kamu çalışanlarının hakkını savunmak için orada bulunan akademisyen üye hükümetin teklifi olan yüzdelik zamlara, sefalet artışlarına ‘evet’ demistir. Daha baştan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu (KGHK)’ndan bir şey çıkmayacağını anlayan Genel Başkanımız İsmail KONCUK, görüşmelere katılan konfederasyon başkanlarını arayarak ‘Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’ndan çekilelim. Kurul karar alamasın. Konu Bakanlar Kuruluna, siyasi iradenin önüne gitsin’ şeklindeki önerisi de yetkili konfederasyon tarafından kabul edilmedi ve bugün bize reva görülen sefalet artışları hayat geçmiş oldu. Bildiğiniz gibi 666 sayılı KHK ile yapılan ek ödeme düzenlemelerinde öğretmenler ve akedemisyenler malesef yok sayılmış ve ek ödemeleri arttırılmamıştı. Öğretmenler odalarında, üniversitelerde ek ödeme problemini toplu sözleşme masasında çözeceğiz diye insanları kandırdılar Yandaşlıklarının beş kuruş etmediği ortaya çıktı akademisyenlerimizin ve öğretmenlerimizin ek ödemeleri beş kuruş bile arttırılmadı.

2013 yılı Mayıs ayında yapılan ve 2014-2015 yıllarını kapsayan toplu sözleşmelerde de malesef durum çok farklı olmadı. Toplu sözleşme kamu çalışanları için büyük bir hezimetle sonuçlandı. Çünkü toplu sözleşme, emir ve talimatlarla başlar başlamaz imzalandı. Aymaz ve utanmaz zihniyet bu rezilliği tarihi başarı olarak sunmuştur. Hükümetin kamu çalışanlarına vermek için ayırdığı bütceden bile daha az bir artışa imza attıkları malesef ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 3 milyar lira masada unutulmuş; adeta Hükümete hibe edilmiştir. Sadece Hükümetin vermek için bütçeden ayırdığı para alınsa bile 103 lira daha kamu çalışanlarına zam yapmak mümkün olacaktı. Sözün özü; kamu çalışanlarının 730 günü satılmıştır, kamu çalışanları pazarlanmıştır. Toplu sözleşmede enflasyon farkı yoktur, aile yardımı, çocuk yardımı, ek ders ücretleri, ek ödeme, özel hizmet tazminatları, fazla mesai ücreti gibi birçok kalemde sıfır zam yapılmıştır. Kamu çalışanları kendine reva göülen sefalet ücretlerini içine sindirmeyecektir. Sorumlularından mutlaka hesap soracaktır. Sormalıdır.

Toplantı, soru-cevap ile son buldu.