GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ GÜMÜŞHANE’DE

 


        Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami ÖZDEMİR ve Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar ŞAHİNDOĞAN, 10 Nisan 2013 tarihinde Gümüşhane Şubesi tarafından düzenlenen istişare toplantısına katıldı.

      Toplantıda Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, Gümüşhane Eski Şube Başkanı ve Gümüşhane Belediye Başkan Yardımcısı Şevki AŞKIN, ilçe temsilcileri, kadın komisyonu üyeleri ve işyeri temsilcileri hazır bulundu.

        Şube Başkanı Mustafa Fevzi AKÇAY, toplantının açılış konuşmasında şube çalışmaları hakkında bilgi verdi.

       Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami ÖZDEMİR de yaptığı konuşmada şunları söyledi: “11 yıldır iktidarda olan AKP Hükümetinin eğitim politikası ve eğitimciye bakış felsefesi Milli Eğitim Bakanlarının değişmesine rağmen hiç değişmemiştir. İtibar kaybeden eğitim çalışanlarının ekonomik ve özlük haklarında da gerileme olmuştur. MEB, öğrenim özrünü özür grubu tayinleri arasından çıkararak, öğretmenlerin kariyer yapmalarını engellemiştir. Öğretmenlere, ‘muadili yok’ diye ek ödeme yapmadılar. Tüm bu olanlar karışışında yetkili sendikadan çıt çıkmamaktadır. Eğitimcilerimizin kimlere destek verdiklerini çok iyi düşünmesi gerekmektedir.”

        Türk Eğitim-Sen’in kamusal alanda başörtüsü serbestliğinden yana olduğunu belirten ÖZDEMİR, “Mevcut iktidar ve yandaşı olan sarı sendikanın ellerindeki oyuncağın alınması için kamusal alanda serbest kıyafet uygulamasına bir an önce geçilmesini savunuyoruz. Başörtüsü sorunu Anayasa değişikliğiyle değil, yönetmelik değişikliği ile çözülebilir. Ancak iktidar bu sorunu maksatlı olarak çözmemektedir” dedi.

        Yayınlarımızın, broşür ve afişlerimizin mutlaka kurumlarımıza ulaştırılması gerektiğini söyleyen ÖZDEMİR, internet sitemizin de takip edilmesini istedi.

     Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar ŞAHİNDOĞAN da AKP Hükümetinin tam bir yıkım hükümeti gibi çalıştığını ifade ederek, şunları söyledi: “AKP Hükümeti tam bir yıkım hükümeti gibi çalışmakta, dış destek ve teşvik edicilerinde yardımıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin 90 yıllık kazanımlarını hiçe saymakta ve devletimizin temel yapısı olan üniter sistemimizle uğraşmaktadır. Başlatılan sözde çözüm süreci ile üniter devletten federatif bir yapıya geçişin temelleri atılmaktadır. Türk devlet geleneğinde eşkıya ile muhataplık ve pazarlık hiç olmamıştır. Ama Türklük değerlerinden ve Türk devlet geleneğinden bihaber AKP iktidarı,  bunu yüce milletimizin gözünün içine baka baka yapmaktadır. Biz, üniter yapımızdan vazgeçmeyeceğimiz gibi askerimize polisimize silah sıkan ve onları şehit eden eli kanlı örgütle yapılan kirli pazarlıkları da affetmeyeceğiz. Türk milleti engin feraseti ile oynanan oyunu bozacak ve bu oyunda figüranlık yapanları da tarihin çöplüğüne gömecektir.

        AKP Hükümeti iş başında olduğu 11 yıllık süre içerisinde sadece ülke bütünlüğü ve güvenliğine zarar vermekle kalmamış, eğitim alanında da çok büyük tahribatlar yapmıştır. Eski Bakanlar Hüseyin ÇELİK, Nimet ÇUBUKÇU dönemlerinde başlayan eğitim sistemine politik müdahaleler sonucu eğitim sistemimiz bir sorunlar yumağı haline gelmiştir. Bir önceki Bakan Ömer DİNÇER döneminde de hem eğitim sistemi açısından hem de eğitim çalışanları açısından kapkara bir süreç yaşatmıştır. Bu dönemde eğitim çalışanları Cumhuriyet döneminde hiç yaşamadıkları şekilde horlanmış ve manevi şahsiyetleri rencide edilmiştir. Hükümetin ağlamadan sorumlu bakanı ‘Sayın Ömer DİNÇER öğretmenlerimize şahsiyet kazandırmaya çalışıyor’ diye DİNÇER’i güya savunmaya çalışırken, hem kendisinin hem de Hükümetinin öğretmenlere bakış açısını da ortaya koymuştur. Onlara göre öğretmenler şahsiyet kazandırılmaya muhtaç kişilerdir. Bu sözlerin başka bir izahı olamaz. Bu sadece Sayın Bakanın değil, tüm AKP zihniyetinin bakış açısıdır. Öğretmenleri yan gelip yatan ve haftada 15 saat derse girerek az çalıştıklarını söyleyen Sayın Başbakan değil miydi? Tüm bu söylemler eğitimcilerimizi derinden yaralamıştır.”

        Eğitim çalışanlarının sorunları karşısında yandaş sendikanın hiçbir şey yapmadığını dile getiren ŞAHİNDOĞAN, “Eski Bakan Ömer DİNÇER döneminde yapılan ek ödeme düzenlemesinde öğretmenlerin ve akademisyenlerin ek ödemesinde bir kuruş bile artış yapılmayarak, öğretmenler bu iktidar tarafından açıkça dışlanmıştır. Tüm bu gelişmeler olurken, sözde yetkili sendika sadece durup seyretmiş ve en ufak bir tepki bile göstermekten çekinmiştir. Çünkü bu iktidar onların ağababasıdır, sebeb-i hayatıdır, varlığını ve hormonlu büyümesini bu siyasi iktidara borçludur. Bunlar siyasi iktidarın yanlışlarına dur diyemezler. Siyasi iktidar karşısında çalışanların haklarını savunamazlar. Eğitim çalışanları bunu mutlaka düşünmelidir. İş güvencemiz gibi çalışanlar açısından hayati konuların tartışıldığı bir dönemde bu yandaş sendikanın hala yetkili olmaya devam etmesi sahip olduğumuz hakların ve iş güvencemizin elimizden alınmasına rıza göstermek demektir” diye konuştu.

        ŞAHİNDOĞAN sözlerini şöyle sürdürdü: “Ömer DİNÇER, bakanlığı döneminde öncelikle Teşkilat Yasasını değiştirdi. Teşkilat Yasası değiştirilirken, sessiz sedasız önceki Teşkilat Yasasında bulunan Atatürk ilke ve inkılapları ile ilgili bölümler yasadan çıkarıldı. Bu açıkça Atatürk düşmanlığıdır. Ve unutmayalım ki Atatürk düşmanlığı aynı zamanda Türk düşmanlığıdır. Yine Teşkilat Yasası değişikliği ile özür grubu tayinleri yılda bir kereye indirildi. Öğrenim özrü, özür grupları arasından çıkarıldı. Yönetici atamalarında sözlü sınav yapılması ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Bunların hepsi eğitim çalışanlarının aleyhine değişimlerdir. Bunlar yıllar boyu yapılan mücadelelerle elde edilmiş kazanımların geri götürülmesidir. Türk Eğitim Sen olarak bunların hiç birisini kabul etmiyoruz ve bunlara karşı her türlü mücadeleyi veriyoruz, bundan sonra da vereceğiz.”