GENEL BAŞKAN SAMSUN ŞUBESİ KADIN ÇALIŞTAYI’NA KATILDI

Samsun 1 No’lu Şube Başkanlığı 21 Nisan 2012 Cumartesi günü “1. Kadın Çalıştayı” düzenledi.

Yaklaşık beşyüz bayan eğitim çalışanının katıldığı programa Genel Başkan İsmail KONCUK, Genel Mali Sekreter Seyit Ali KAPLAN, Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN ile İLKSAN Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer YILMAZ da iştirak ettiler.

Şube Kadın Komisyonu Başkanı Meral AKALIN ve Şube Başkanı Levent KURUOĞLU’nun açış konuşmalarından sonra kürsüye gelen Tuncer Yılmaz 28 Nisan’da yapılacak İLKSAN ilçe temsilcileri seçimi ve kuruluşun faaliyetleri hakkında bilgilendirici açıklamalarda bulundu.

Daha sonra ise kapsamlı bir konuşma ile katılımcılara hitap eden Genel Başkan İsmail Koncuk; çalışma hayatının her geçen gün kötüye gittiğini kaydederek, bu konuda kadınlarımıza büyük görev düştüğünü söyledi. Koncuk şunları kaydetti: “Bu konuyla en ilgili olması gereken kişiler kadınlardır. Ben kadınlarımızın bir anne olarak ‘çocuğumu nasıl bir çalışma hayatı bekliyor?’ diye sormasını isterim. Bakınız; Türkiye’de taşeron firma eleman sayısı 2002 yılında 10 bin iken, şimdi 467 bindir. Şayet, son 10 yılda taşeron firma elemanlarının sayısı 10 binden 467 bine çıktıysa, asal atama şekli taşeron firma elemanı olma yolundadır demektir.  Benim çocuğuma kimsenin böyle bir çalışma hayatı dayatmaması lazım. İşte bu noktada çalışma hayatındaki kadınların sendikal mücadeledeki yeri neresidir? Kendi evlatlarını sömürmeye yönelik böyle bir tezgâh kurulurken, çalışma hayatındaki annelerimiz sendikal mücadelenin neresindedir? Bunun soruların cevabının verilmesi lazım.”

Kadınların sendikalaşma oranının düşüklüğüne dikkat çeken Koncuk, “Sorumluluk noktasında kadınlar erkeklerin çok önündedir. Sendikalaşma alanında da kadınların önder olması gerekir. Ben buradan tüm Türkiye’deki kadın çalışanlara sesleniyorum: Sendikal mücadelede yerinizi alınız. Aksi takdirde bu sömürü çarkı çocuklarımızı ezecektir.  657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili çalışma var. Faruk Çelik, ‘657 Sayılı Kanun köhne bir kanun. Tarih olmalıdır. Yerine 2012 model bir kanun çıkarılmalıdır” diyor. İş güvencesi olmayan, idari sözleşmeliliği esas alan, esnek çalışma saatleri olan bir kanun getirilmek isteniyor. Başbakan kendisini ziyaretimizde, ‘memur-işçi ayrımını kaldırsak, yeni bir istihdam modeli oluştursak ne dersiniz?’ diye sormuştu. Ben de ‘kamu çalışanlarının iş güvencesinin korunması şartıyla her türlü tartışmaya varız’ demiştim. Ne yazık ki kamu çalışanlarının iş güvencesini ellerinden almak istiyorlar. Bu durum hepimizi tehdit ediyor, çocuklarımızı tehdit ediyor. Birçok Bakanlık’ta KHK’larla Teşkilat Kanunu değiştirildi. Daha önce genel müdür, daire başkanı, şube müdürü olanlar, şimdi Ankara Beşevler’de boş oturan adam pozisyonundalar. İşte aynı bunun gibi, bir kanunla kamu çalışanlarının iş güvencesi bir gecede elinden alınır. Adınız devlet memuru olmaz, başka bir şey olur” diye konuştu.

Sendikal mücadelenin önemine dikkat çeken Genel Başkan Koncuk, “Nasıl bir sendikal mücadele istiyoruz? Teslim olmuş, iktidarın her yaptığını alkışlayan bir sendikal hareket mi lazım? Bakınız 4/C’liler, daha önce kadrolu çalışıyorlardı. Bir kanunla çalıştıkları işyeri özelleştirildi. Bunun üzerine 4/C’li oldular. 4/C’liler mücadele istiyor. Biz de mücadele ediyoruz. Ama onların bir kısmı mücadele etmeyecek sendikalara üye oluyor. Gelin Türkiye Kamu-Sen çatısı altında mücadele edelim. Yandaşların değirmenine su taşımakla ne elde edeceksiniz? 4/C’li sayısı on sene önce 10 bin idi, bugün 45 bin. Daha önce de, hatırlarsınız, Bakanlar Kurulu kararıyla öğretmenlikte 4/C’li kısmi zamanlı öğreticilik diye bir model oluşturdular. Bunu yargıya taşıdık. Bizden başka hiç kimse olayın farkına bile varmadı. Lafını bile etmediler. Şayet bu model yürürlüğe girseydi, 4/C’li öğretmen alımı asal alım haline dönüşecekti. Bu iptal edildi. Öğretmenleri 4/B’li olarak aldılar. Sözleşmelilikle de mücadele ettik. Mitingler yaptık. Sözleşmeli istihdam modeli de tepkilerimiz üzerine kaldırıldı. Ama bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nda değil ama başka kurumlarda hala 4/B’li alım yapılıyor. Hükümete sesleniyorum: Bu işin yanlışlığına inandığınız için sözleşmeli öğretmenliği ve memurluğu kaldırdıysanız, niye hala başka kurumlarda 4/B’li alım yapıyorsunuz? Bu milleti aldatmak anlamına gelir” dedi.  

Özel okullara öğrenci başına 1500 TL yardım yapılacağına dair açıklamayı da değerlendiren Koncuk, şunları söyledi: “Devlet okullarında sobayla ısınılıyor. Bazı okullarda hala tezek kullanılıyor. 12 bin okulda birleştirilmiş sınıf uygulaması var. Öğrenci başına 1500 TL yardım ne demek? 3 milyon öğrenciye bu şekilde destek verilmesi 4.5 milyar TL yapar. 4.5 milyar TL, 200 bin öğretmenin 1 yıllık maaşı anlamına gelir. Madem paranız var bu kadar, 200 bin atama bekleyen öğretmenin atamasını yapın. Öğretmenlerimiz şu anda en düşük maaş alan gelir grubu içindedir. Özel okullara teşvik ile ilgili değerlendirmelerimiz sorulduğunda bunları söylemiştim. Bir sendika başkanı buna âmin der mi? Ama bir sendikanın genel sekreteri devletin özel okullarda öğrenci başına 1500 TL yardım yapmasına destek veriyor. Vurdumduymazlığa da üzülüyorum. Öğretmenlerimizin çok daha dik duruş göstermesi ve bu yanlışlığa destek verenlere tepki koyması gerekir. Bu duyarsızlıkla toplumun geleceği olmaz.”

Türkiye Kamu-Sen’in 30 Nisan tarihinde toplu sözleşme masasına oturacağını kaydeden Koncuk, “Maliye Bakanı Mehmet Şimşek toplu sözleşme öncesi kamu çalışanlarına yüzde 2.5 artı 2.5 zam telaffuz etti. Maliye Bakanı’na sesleniyorum: Bu masaya hakaret ediyorsun. Masayı baskılamaya çalışıyorsun, insanları aldatıyorsun. Bu gayri ahlakidir. Öte yandan Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan en düşük memur maaşı ile hangi miktarda temel tüketim malı alınabileceğini gösteren tabloya göre memurun alım gücü artmış. Bunun üzerine Türkiye Kamu-Sen olarak araştırma yaptık. Maliye Bakanlığı’nın rakamlarının TÜİK verileriyle bağdaşmadığını gördük. Oysa devletin kuruluşları bir alanda araştırma yaparken TÜİK verilerini kullanmalıdır. Bizim yaptığımız araştırmaya göre birçok kalemde memur maaşı Aralık 2010 yılından bu yana yüzde 57 oranında erimiş. Buradan Maliye Bakanlığı’na soruyorum: Toplumu niye aldatıyorsunuz? Doğru; bu ülkede müsteşarların, özel kalem müdürlerinin, Bakanların özel şoförlerinin alım gücü arttı. Memurların alım gücü ise azaldı. Türkiye Kamu-Sen olarak toplu sözleşme masasında yüzde 10+10 zam istiyoruz. Bir yılda doğalgaza yapılan zam yüzde 34, benzine yüzde 20’ye yakın zam yapıldı. O zaman kamu çalışanlarına da yüzde 10+10 zam yapın. Emeklilerimiz perişan halde. Çalışanlar maaşları yarı yarıya düşecek diye emekli olmak istemiyor.  Her evde bir işsiz var. Biz ek ödeme oranlarının emekliliğe yansımasını istiyoruz. Diğer yandan 2 milyon memur ek ödeme dışı bırakıldı. Öğretmenlerimizin, akademisyenlerimizin ek ödemelerinde bir puan artış olmadı. Türkiye Kamu-Sen olarak, öğretmenlerin ve akademisyenlerin ek ödemelerinin 75 puan attırılmasını istiyoruz. Bu da 450 TL demektir. Diğer çalışanların ek ödemelerinin de 25 ila 75 puan artırılmasını isteyeceğiz” diye konuştu.

4+4+4 sistemi ile ilgili açıklamalar da yapan Genel Başkan şunları kaydetti: “4+4+4 sistemi içi boş bir sistemdir. Bunun ne olduğunu Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de inanın bilmiyor. Bu sistemde öğretmen dengesizliği oluşacak. 50 bin sınıf öğretmeni norm kadro fazlası olacak. İkinci 4 yıldan sonra öğrencilere açık öğretim imkânı getirilecek. Liselerde okullaşma oranı yüzde 69.  Eğer açık öğretim, ikinci dört yıldan sonra seçenek olarak sunulursa, liselerde okullaşma oranı daha da düşecek. Bakan ‘açıköğretime devam edeceklerin sayısı yüzde 1’i geçmeyecek’ diyor. Bakan Dinçer’in böyle bir açıklama yapması, burnunun ucunu görmediği anlamına gelir. Böyle bir Milli Eğitim Bakanlığı anlayışına yuh olsun demek lazım. Milli Eğitim Bakanı ‘5. sınıflara sınıf öğretmenleri girmeye devam edecek’ diye açıklama yaptı. Ardından Başbakan ‘5. sınıflara branş öğretmenleri girecek’ dedi. AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise ‘norm kadro fazlası öğretmenleri yazın kursa tabi tutacağız, branş öğretmeni yapacağız’ dedi. Bu açıklamaların hangisi doğru? Bir sendika başkanı ‘Bir tane öğretmen norm kadro fazlası olmayacak’ diyor. Bu soytarılıktır. Şayet bir tane öğretmen norm kadro fazlası olursa, bu lafı yüzüne çarparız. Bakınız okul öncesi zorunlu eğitimden çıkarıldı. Okul öncesinde de öğretmen dengesizliği yaşanacak. Sınıf öğretmenleri, okul öncesi öğretmenleri kendilerinin başına bu belayı açanlara karşı uyanık olmalıdır. Hesabını sormalıdır. ”

Katılımcıların görüş ve önerilerinin de değerlendirildiği çalıştay, Prof. Dr. Ayhan Aydın tarafından verilen “İletişim ve Motivasyon” konulu bir seminerle tamamlandı.

Genel Başkan İsmail Koncuk ve Merkez Yönetim Kurulu üyeleri aynı gün sabah saatlerinde Ünye-Çınarsuyu mevkiinde bulunan İLKSAN Tatil ve Dinlenme Tesisinin açılışına katıldılar. Üyelerin çok uygun fiyatla tatillerini geçirebilecekleri tesisin açılışı Genel Başkan tarafından yapıldı. Açılışta bir konuşma yapan Genel Başkan İLKSAN yönetiminin önemli hizmetlere imza attığını belirterek emeği geçenleri tebrik etti. Öte yandan seçimlerin yaklaştığı son günlerde İLKSAN yöneticilerine ve sendikamıza yönelik iftiraların arttığını vurgulayarak, “Namuslu insanlara iftira atmak kadar alçakça bir davranış olamaz. Bu kişiler insanlıktan da inançlarımızdan da nasibini alamamış zavallılardır. İLKSAN Yöneticisi arkadaşlarımız 1996 yılından itibaren olduğu gibi bugün de eğitim çalışanlarının birikimlerinin peşkeş çekilmesine engel olmakta ve ana statünün belirlediği çerçevede en iyi şekilde değerlendirmektedir. İnanıyorum ki, kuruluşa üye olan eğitim çalışanları 28 Nisan’da ahlak yoksunu müfterilere esaslı bir tokat vuracak ve gerekli cevabı verecektir” şeklinde konuştu.

GENEL BAŞKANIN KONUŞMASI İÇİN TIKLAYINIZ...