İŞYERİ TEMSİLCİLERİ EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTILARIMIZ DEVAM EDİYOR

Yirminci yıl etkinlikleri çerçevesinde planladığımız işyeri temsilcileri eğitim ve istişare toplantıları devam ediyor.

3 Mart 2012 Cumartesi günü Edirne’de Edirne ve Kırklareli Şubelerimizin, 4 Mart Pazar günü ise İstanbul’da; İstanbul 4, İstanbul 7 ve İstanbul 8 No’lu şubelerimizin İşyeri Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantıları gerçekleştirildi.

Toplantılarda Merkez Yönetim Kurulunu temsilen Genel Sekreter Musa AKKAŞ, Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN ve Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri M. Yaşar ŞAHİNDOĞAN katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başlayan toplantılarda; Edirne Şube Başkanı İbrahim Hakan Yıldız, Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Temsilcisi ve İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Hanefi Bostan, İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Özerdinç Öztaş, İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Mustafa Kavlu, İstanbul 8 No’lu Şube Başkanı Remzi Özmen, birer konuşma yaptılar.

Şube Başkanlarının konuşmalarının ardından Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri de birer konuşma yaptılar.

Eğitim ve İstişare toplantılarında yaptığı konuşmada Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri M.Yaşar ŞAHİNDOĞAN, sendikanın hukuk ve mevzuat alanındaki çalışmaları anlattı. Şu an TBMM de bulunan 4688 sayılı yasanın kabul edilemez olduğunu, sendikamızın beklentilerini karşılamadığını, bu haliyle yasayı reddettiğimizi ifade etti. ŞAHİNDOĞAN; sözleşmeli personele kadro verilmesi, Şubat’ta özür gurubu ataması yapılması, Şubat ayında 17 bin öğretmen ataması yapılması konusunda ortaya konulan eylem ve etkinliklerle sonuç alındığını söyledi. ŞAHİNDOĞAN, ilkeli ve kararlı bir şekilde yürütülen mücadelenin bundan sonra da devam ettirileceğini sözlerine ilave etti.

Eğitim ve İstişare toplantılarında konuşan Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN; “Sendikacılığı ortak akıl hareketi olarak, beyin ve yürek imecesi olarak görüyoruz. Çalışmalarımızı daha iyi anlatmak, sendikal mücadeleyi  tabana yaymak için eğitim ve istişare toplantılarına büyük önem veriyoruz. 2008 yılında 942, 2009 yılında 1933, 2010 yılında 3140, 2011 yılında ise 4165 yönetim kurulu üyesi, ilçe temsilcisi, kadın komisyonu ve işyeri temsilcisi arkadaşımızın katılımıyla eğitim ve istişare toplantılarını gerçekleştirdik. Her yıl toplantı sayımızı ve katılımcı sayısını artırdık ve arttırmaya devam edeceğiz” dedi. 

Türk Eğitim-Sen’in her konuda görüşleri merak edilen referans kuruluş haline geldiğine vurgu yapan KOCAKAPLAN; “2008 yılında 386 defa ulusal gazetede, 284 defa ulusal televizyonda, 2009 yılında 572 defa ulusal gazetede, 412 ulusal televizyonda, 2010 yılında 668 ulusal gazete, 1108 defa ulusal gazetede, 2011 yılında 1423 defa ulusal gazetede 1349 defa ulusal televizyonda sendikamız habere konu olarak eğitim çalışanlarının güçlü sesi olmuştur” dedi. KOCAKAPLAN sendikamızın üyelerimize hizmetleri olan ferdi kaza sigortası, yüksek lisans protokolü, indirim anlaşmaları ile yapılan araştırma ve bilimsel çalışmalar hakkında bilgi verdi. 

Genel Sekreter Musa AKKAŞ da şunları kaydetti: “12 Eylül 2010 tarihi öncesinde ‘kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı veriyoruz’ denilerek, çalışanların ağzına bir parmak bal sürüldü. Toplu sözleşme hakkının Anayasa’da yer almasının üzerinden 18 ay geçti. Mit Yasası, Şike Yasası, milletvekili maaşlarının artırılması TBMM’den jet hızıyla geçerken, Cumhuriyet tarihinde ilk defa kamu çalışanları zamsız maaş almıştır. Ek ödemelerde de öğretmenler ve akademisyenleri yok sayan iktidara karşı her hafta protesto eylemi yaptık. Kamu çalışanlarının hakkını gasp edenlere karşı protestolarımızı devam ettireceğiz. Buna hazır olun. Kamu çalışanları haksızlıklara karşı sesini yükseltmelidir. Elimizde var olanları da almak istiyorlar. İş güvencemize göz dikmişler. Anayasa’nın 128. maddesi değiştirilmek isteniyor. Çalışanların ve evlatlarımızın geleceği karartılmak isteniyor. Buna müsaade etmemeliyiz. Türk Eğitim-Sen olarak ülkemizdeki bütün gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Olumsuz olaylara karşı tepkimizi anında gösteriyoruz. Aramızda eğitim fakültesi öğrencileri ve atama bekleyen öğretmenlerimiz de var. Bu gençler eğitim fakültelerini kazandıklarında mutlu oluyor. İleriki yıllarda ne gibi sorunlarla karşılaşacaklarını bilmiyorlar. Mezun olduklarında diplomaları yeterli görülmüyor. Öğretmen olabilmek için KPSS’ye giriyorlar. Sonuç hüsran. 350 bin eğitim fakültesi mezunu şu anda görev bekliyor. Sayın Bakan 10 yılda 316 bin 687 öğretmen atandığını söyleyerek, bununla övünüyor. Buna karşılık 157 bin 153 öğretmen emekli olmuş veya meslekten istifa etmiştir. 350 bin genç atama bekliyorsa bu övünülecek bir durum değildir. Ücretli öğretmenler ile ilgili bir araştırma yaptık. Ülkemizde şu anda ücretli öğretmen sayısı 63 bin 821. Bunların 8 bin 950’si ön lisans mezunu, 16 bin 578’i eğitim fakültelerinin dışındaki diğer fakültelerin lisans mezunları, 21 bin 68’i de eğitim fakültesi mezunu. 2012 yılında 350 bin eğitim fakültesi mezunu görev beklerken, iki yıllık yüksek okul mezunları derslere giriyorsa ‘yuh’ olsun. Buna herkesin tepki göstermesi gerekir. Öğretmen açığını çözmek kolaydır. Ancak Bakanlık kolay çözümü değil, mali anlamda çözümü uygun görüyor. Siz hiç diş doktorunun işini genel cerrahın yaptığını, bir mühendisin yerine öğretmenin görevlendirildiğini gördünüz mü? Bunlar olmaz diyorsanız, niye matematik dersine su ürünleri mezunları ya da iki yıllık yüksek okul mezunları giriyor? Bu anlayış eğitimi geriye götürüyor. Bu olumsuzluklar düzelene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

4+4+4 sistemi ile ilgili tartışmalara da değinen AKKAŞ, “Son günlerde zorunlu eğitim tartışılıyor. Türk Eğitim-Sen olarak zorunlu eğitim süresinin gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarılması gerektiğini yıllardır savunuyoruz. Bu konuda Milli Eğitim Şuralarında defalarca kararlar alınmış, ancak, bugüne kadar uygulama imkânı olmamıştır. Son 18. Milli Eğitim Şurası’nda bu konu alt komisyonda dahi görüşülmeden Şura Genel Kurulu’ndan geçmiştir. Eğitim Bir-Sen’in 4+4+4 şeklindeki teklifi kabul edilmiştir. 1+5+3+4 modeli yerine 4+4+4 modelinin benimsenmesinin birçok açıdan sakıncası vardır. Öncelikle birinci kademe eğitiminin 5 yıldan 4 yıla düşürülmesi ile birlikte sınıf öğretmenlerinin beşte biri sistem içerisinde ihtiyaç fazlası konuma düşecektir. Bu da yaklaşık 50 bin öğretmen demektir. Eğitim Bir-Sen anlaşılan 50 bin öğretmeni yok saymaktadır. Ayrıca, eğitim süresi artan ikinci kademede yeni öğretmen ihtiyacı doğacaktır. Öğretmen planlamasına ek olarak; birinci kademenin süresinin bir yıl kısaltılması ve ikinci kademe süresinin bir yıl uzatılmasını öngören 4+4+4 modeli ile birlikte her iki kademenin müfredatının yeniden ele alınması gerekecektir. Sürekli değişen sistemden dolayı milli eğitim yap-boz tahtasına dönmüştür. 4+4+4 sistemini eğitimciler kabul etmemektedir. Öte yandan birinci ya da ikinci 4 yıldan sonra öğrencilerin eğitimlerine açık öğretim yoluyla devam edebilmesine yönelik bir düzenleme yapılmasını da yanlış buluyoruz. Açık öğretimin hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını anlamak mümkün değildir. Çocukların okul havasını soluması, eğitimlerini öğretmenlerin gözetiminde sürdürmesi, kız çocuklarının okula gönderilmesi çok önemlidir. Ne yazık ki bu teklifle okullaşma oranı düşeceği gibi yeni sorunlarla karşıya karşıya kalınacaktır. Türk Eğitim-Sen olarak teklifimiz 1+5+3+4 olmak üzere 13 yıllık zorunlu eğitim olmalıdır. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, ülkemiz ideolojik tartışmalarla gençlerini kaybediyor. Din istismarı, din karşıtlığı bu ülkeye bir şey kazandırmıyor. İmam hatip liselerinin orta kısmı açılmalıdır. Çünkü din, insanlar için bir ihtiyaçtır.”

Eğitim ve istişare toplantıları katılımcıların sordukları soruların şube başkanları ve merkez yönetim kurulu üyelerinin cevaplandırması ile son buldu.