GENEL BAŞKAN TARSUS’TA İŞYERİ TEMSİLCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

Genel Başkan İsmail KONCUK 26 Şubat 2012 Pazar günü Mersin 2 Nolu Şube tarafından düzenlenen İşyeri Temsilcileri İstişare Toplantısı’na katıldı. Genel Başkana Genel Mali Sekreter Seyit Ali KAPLAN ve Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN da eşlik ettiler.

Belediye Nikah ve Toplantı Salonunda gerçekleştirilen program saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasıyla başladı. Şube Başkanı Necmettin Ellibin’in açış konuşmasından sonra Genel Mali Sekreter Seyit Ali KAPLAN ve Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN, katılımcılara hitaben bilgilendirme konuşmaları yaptılar.

Daha sonra kürsüye gelen Genel Başkan İsmail Koncuk kapsamlı bir konuşma yaparak temsilcilere hitap etti. Konuşmasına Mersin 2 Nolu Şube yöneticilerine ve işyeri temsilcilerine başarılı çalışmalarından dolayı teşekkür ederek başlayan Genel Başkan, “Hem ülke genelinde hem de Tarsus ölçeğinde büyük bir mücadele vererek önemli hizmetlere vesile oluyoruz. Sendikamız bugün gelinen noktada ülkemizin en önemli sivil toplum kuruluşlarından ve en muteber eğitim sendikası olarak göz doldurmaktadır. Bugünlere gelmemizde teşkilatımıza başından bu yana emek veren arkadaşlarımızın katkısı büyük olmuştur. Türk Eğitim-Sen vefalı bir teşkilattır. Sendikamıza emek veren bütün arkadaşlarımıza minnetlerimi sunuyorum” dedi.

Kamu çalışanlarının kendi geleceklerini bekleyen tehlikenin farkında olması gerektiğini söyleyen Genel Başkan, “Devlet memurları bir sabah uyandıklarında iş güvencelerinin ellerinden alındığını görebilirler. Bu ihtimali abartılı bulanlara 4-C’li çalışanların durumunu örnek göstermek isterim. Bu arkadaşlarımız Devlet güvencesinde yüksek ücretlerle görev yaparken tek bir hamle ile kapı önüne bırakıldılar. Şu anda güvencesiz ve kuralsız bir şeklide yarınlarından emin olamadan çalışmaktadırlar. Dolayısıyla kamu çalışanları bu ihtimali çok uzak olmayan bir gerçek olarak görmelidirler. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun köhnediğini ve 2012 model bir kanun hazırlayacaklarını söyledi. Yine başta Sayın Başbakan olmak üzere Hükümet yetkililerinden işçi memur ayrımını ortadan kaldıracaklarını sıklıkla duyuyoruz. Öte yandan 2002 yılında 10.000 olan kamudaki taşeron firma çalışanı şu an 430.000’ne ulaşmış durumdadır. Yine bu Hükümetin kamuda sözleşmeli istihdamı icat ettiğini de biliyoruz. Tüm bunlara rağmen çalışanların hala kafalarını kuma gömmeleri, kendi geleceklerini tehlikeye atmaları demektir. Bu tehlikenin önüne ancak örgütlü mücadele ile geçebiliriz. Ancak bu noktada kamu çalışanlarının dikkatini çekmek istiyorum ki; çalışanların sendikal tercihleri onların geleceklerini belirleyecektir. Şu geleceğimizi tehdit eden anlayışın sahiplerinin değirmenine su taşıyan sendikalara destek vermek devlet memurlarının bindiği dalı kesmesi anlamına gelmektedir.” Dedi.

Zorunlu eğitime yönelik 4+4+4 şeklindeki teklifi de eleştiren Genel Başkan, “Bu teklifin sahibi olan siyasetçi ve sendikanın, gerçekleri kavramaktan çok uzak olduğunu düşünüyorum. Hele ki, bir sendikanın 50-60 bin sınıf öğretmenini norm fazlası durumuna düşürecek böyle bir teklifi ortaya koymasını bir traji-komedi olarak görüyorum. Öte yandan okul öncesi eğitimini halen 71 ilde zorunlu hale getiren AKP’nin bir milletvekilinin, verdiği teklifte bunu es geçmesi, o şahsın kendi partisinin politikasından da bihaber olduğunu göstermekte; parti açısından da gayri ciddi bir tutumun varlığını işaret etmektedir. Ayrıca ilk dört yıldan sonra açık öğretim imkanı verilmesi teklifi de sözkonusudur ki, bunu tam bir cehalet olarak değerlendiriyorum. Çünkü, eğitimi sadece ders kitaplarından ve sınavlardan ibaret gören bir anlayış hastalıklı bir idrakin göstergesidir. Bu çağdaki bir çocuğun, birebir eğitim görmesi bir zorunluluktur. Öğrencinin, öğretmeniyle ve öğrencilerle ilişkisi eğitiminin önemli bir parçasıdır. Okul ortamının ve çevresinin sağlayacağı sosyalleşme imkanı da eğitimi vazgeçilmez bir unsurudur. Bu gerçeklerden bihaber şekilde masa başında hazırlanan projeler eğitime hizmet etmez; ancak ve ancak siyasilerin politik tatmin aracı olur. Türk Eğitim-Sen olarak temel eğitimde, açık öğretimi, sadece sağlık durumu müsait olmayan ve geçici tarım işçisi ailelerin çocukları için mümkün olabileceğini düşünüyoruz.” Şeklinde konuştu.