İSTANBUL ŞUBELERİ EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTILARI DEVAM EDİYOR

Sendikamızın 20.yıl etkinlikleri çerçevesinde, Merkez Yönetim Kurulumuzun aldığı karar gereği; İstanbul Şubeleri İşyeri Temsilcileri Eğitim ve İstişare toplantıları devam ediyor.

İstanbul 2 ve 6 No’lu Şubelerimizin İşyeri Temsilcilerine yönelik Eğitim ve İstişare Toplantısı 25 Şubat 2012 Cumartesi günü, İstanbul 3 No’lu Şubemizin İşyeri Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantısı ise 26 Şubat 2012 Pazar günü gerçekleştirildi.

Toplantılara Merkez Yönetim Kurulunu temsilen Genel Sekreter Musa AKKAŞ ve Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN katıldı.

25 Şubat 2012 Cumartesi ve 26 Şubat 2012 Pazar günü gerçekleştirilen İstanbul 2, 3 ve 6 No’lu Şubelerimizin Eğitim ve İstişare Toplantıları saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasından sonra; İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Halil İbrahim Çakmak, 3 No’lu Şube Başkanı Ali İhsan HASANPAŞAOĞLU, 6 No’lu Şube Başkanı Sami ÇELİK, Türkiye Kamu Sen İstanbul İl Temsilcisi ve Türk Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Hanefi Bostan birer konuşma yaptı.

Şube Başkanlarının konuşmalarının ardından Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN Merkez Yönetim Kurulunun faaliyetleri ile yetki döneminde yapılması gerekenler ile ilgili ve Genel Sekreter Musa AKKAŞ ise ülke gündemini değerlendiren ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamalarını kınayan bir konuşma yaptı.

Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz KOCAKAPLAN ferdi kaza sigortası kapsamında üye ve üye yakınlarına yapılan ödemeleri anlatarak, “Tüm üyelerimiz primleri sendikamız tarafından ödenerek,15 bin lira tazminat bedelli grup ferdi kaza sigortasıyla sigortalanmışlardır” dedi. KOCAKAPLAN, “Garanti Bankası ile düşük faizli mortgage anlaşması yapan sendikamız, kredi kullanarak ev sahibi olabilecek durumda olan üyelerimize uygun faiz oranları ve masraf giderleriyle kredi çekme imkânı sağlamıştır” diye konuştu. Cengiz KOCAKAPLAN, Türkiye Kamu-Sen’in üyelerine, üye yakınlarına yüksek lisans imkânı sağladığını da belirterek, bununla ilgili bilgi verdi.

Genel Sekreter Musa AKKAŞ da, milli değerlerimize karşı bir saldırı olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Ülkemizde çok ciddi güvenlik sorunu varken, Milli Güvenlik dersi kaldırılmıştır. Öte yandan MEB Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan yönetmelik taslağı özel ortaöğretim okullarındaki Atatürk köşelerinden Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin kaldırılmasını öngörmektedir. Ayrıca yönetmelik taslağında “Öğrencileri Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir” ifadesi çıkarılmıştır. Milli bayramlar okullara hapsedilmektedir. Öğrenci Andının kaldırılmasına ilişkin kampanyalar yapılmaktadır. Tüm bunlarla milli birliğimizin yok edilmesi amaçlanmaktadır. Eğitim çalışanları da Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer döneminde daha da mağdur edilmiştir. Eşit işe eşit ücret düzenlemesinde öğretmenler ve akademisyenler yok sayılmıştır. Öğretmenlerin maddi ve özlük haklarında geriye giderken, saygınlıkları da azaltılmaktadır. Sayın Bakan ‘ Öğretmenlerimizin başarısını artırabilirsek ücretlerinin artması çok daha kolaydır’ diyor. Daha sonra Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Bakan Dinçer’in konuşmalarına kızılıyor olabilir. Ama öğretmenlere şahsiyet kazandırılacak” diyor. Lafa ve söyleyene bakmak lazım. Bunlar herhalde kendilerini tarif ediyorlar. Öğretmenler şahsiyet sahibi ve başarılı insanlardır.

12 yıllık kesintili zorunlu eğitim ile ilgili tartışmalara da değinen AKKAŞ, “Her Bakan değiştiğinde reform yaptığını iddia edenler, milli eğitimin işleyişini geriye götürüyorlar. Her gün yeni tartışmalara tanık oluyoruz. Son günlerde tartışılan konu, eğitimin kaç yıl olacağı ile ilgili. Böylesi önemli konuların sendikalar, sivil toplum örgütleri, üniversitelerle istişare edilmesi, tartışılması gerekirken birileri bunu topluma dayatıyor. 4+4+4=12 yılık zorunlu eğitimin 18. Milli Eğitim şurasında alınan bir karar olduğu söyleniyor. Şuraya katılanlardan biri olarak şunu söyleyebilirim ki, bu konu Şura’nın alt komisyonlarında görüşülmedi. Şura Genel Kurulu’nda verilen bir önerge ile kabul edildi. Türk Eğitim-Sen olarak bizim teklifimiz, 1+5+3+4=13 yıllık zorunlu eğitimdir. 4+4+4 modelinde 4. sınıftan sonra öğrencilerin açık öğretime gidebileceği belirtiliyor. Bu durum eğitimi zorunlu olmaktan çıkarmak demektir. Bu durum çocuk işçi sayısını artırır, kız çocuklarının okula gönderilmemelerine ve erken yaşta evlendirilmelerine yol açar, çocukları sosyalleşmekten uzaklaştırır” dedi.

AKKAŞ, çalışma hayatımızla ilgili de sorunlara dikkat çekerek, “Anayasa’nın 128. maddesi’nde ‘Devletin asli ve sürekli işleri devlet memurları eliyle yapılır’ denilmektedir. Ancak Anayasa’nın 128. maddesini değiştirmek ve kamu çalışanlarının iş güvencesini ellerinde almak istemektedirler. Sendika olarak buna izin veremeyeceğiz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından işyeri temsilcilerine yönelik hazırlanan “Sendikacılıkta Yönetim ve Markalaşma” konulu eğitim faaliyeti Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlilerinden Sayın Sinan Demirtürk ve Sayın Yılmaz Yeşil tarafından gerçekleştirildi.