GENEL BAŞKAN ADANA’DA

Genel Başkan İsmail KONCUK 24-25 Şubat 2012 tarihlerinde Adana’da ziyaret ve toplantılara iştirak etti.

24 Şubat Cuma günü Genel Mali Sekreter Seyit Ali KAPLAN ve Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN ile birlikte Adana’ya gelen Genel Başkan Koncuk, ilk olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanlarıyla odalarında bir araya gelerek görüş alış verişinde bulundu. Daha sonra Adana’ya yeni atanan Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Selamet’i makamında ziyaret eden Genel Başkan hayırlı olsun dileklerini iletti.

Genel Başkan İsmail Koncuk, akşam saatlerinde ise Adana 1 No’lu Şube Başkanlığı tarafından düzenlenen ve hizmetli, memur ve teknisyen statüsünde görev yapan üyelerimizin katıldığı İstişare toplantısına iştirak etti.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasıyla başlayan programda öncelikle Adana 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Sezer, Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Kamil Köse ve İLKSAN Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz birer konuşma yaptılar. Daha sonra katılımcılara hitap eden Genel Başkan İsmail KONCUK kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi.

Adana 1 No’lu Şube Başkanlığı 25 Şubat Cumartesi günü de istişare toplantılarına devam etti. Gündüz İşyeri Temsilcileri ve akşam saatlerinde de kurum idarecilerinin katılımıyla  düzenlenen programlara da yoğun bir katılımın olduğu gözlendi. Kurum idarecileriyle yapılan toplantıya İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Selamet de katılarak bir konuşma yaptı. Ayrıca Mersin 1 ve 2, Hatay 1 ve 2, Adıyaman ve Osmaniye Şube Başkaları da istişare toplantısında hazır bulundular.

İşyeri Temsilcileri toplantısında üyelere seslenen Genel Başkan İsmail KONCUK,  ilk olarak İLKSAN seçimlerine ve İLKSAN üzerinden yapılan kara propagandaya yönelik görüşlerini ifade etti. 1996 Yılı öncesi yaşanan usulsüzlükleri bugünün meselesiymiş gibi yansıtan sendikalara çağrıda bulunan Genel Başkan, “Yürekleri yetiyorsa iddialarıyla ilgili olarak suç duyurusunda bulunsunlar. İftiralarla namuslu insanları, dava adamlarını karalamaya kimsenin hakkı yoktur. Eğer söylediklerinin arkasında duramaz ve sorumlu gördükleriyle alakalı olarak dava açamazlarsa hepsini şeref yoksunu ilan ediyorum. Biz arkadaşlarımızın kefiliyiz. Kimse merak etmesin Türk Eğitim-Sen olarak İLKSAN’da tek bir kuruş yolsuzluk görürsek ertesi gün olağanüstü kongreye götürürüz.” Diye seslendi.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, öne sürdüğü bir takım projelerle, eğitimin gerçeklerinden ne kadar uzak olduğunu gösterdiğini ve eğitim çalışanlarını şaşırttığını söyleyen Genel Başkan, “Sayın Bakan ‘Okullar Hayat Bulsun’ adıyla bir proje icat etti. Tribünlere oynayan ve ilk anda kulağa hoş gelen bu projenin uygulanabilirliği ise mümkün değildir. Okullarımızın gerçeğine vakıf olan herkes bilir ki; mevcut personel durumu ve güvenlik zaafiyetlerinden dolayı bu projenin hayata geçmesi mümkün değildir. Akşam 21:00’a kadar açık tutulacak okullarımızda yaşanabilecek kusurlu ve tehlikeli durumların telafisi asla mümkün olmaz. İşte tebeşir tozu yutmamış olan ve okullarımızın durumuna vakıf olmayan masa başı projeler ancak bu kadar olur.” şeklinde konuştu.

Bir kısım MEB üst düzey yönetici atamalarını da eleştiren Genel Başkan, yapılan atamaların eğitimcileri rencide ettiğini belirterek, “Sayın Dinçer, 700 bini aşkın eğitimci içerisinden Bakanlığı yönetecek üst düzey yönetici bulamayarak dışarıdan ve hatta kimilerini eğitimci olmayan kişilerden yönetici transferi yaptı. Bu, her şeyden önce eğitim çalışanlarına ve MEB bürokrasisinin birikimine hakarettir. Bakanlığı, bir işletme olarak gören ve bu algıya paralel bir yapılanma içerisinde olan; her ağzını açtığında öğretmenleri ve MEB personelini rencide edici ifadeler kullanan Sayın Dinçer’i bir an önce bu sağlıklı olmayan anlayıştan kurtulmaya çağırıyoruz. Sayın Bakan, etrafındaki yanlış yönlendirmelerin etkisinden kurtulmalı ve kendi personeliyle barışık olmadan başarı elde edemeyeceğini görmelidir.” dedi.

Zorunlu eğitimin 4+4+4 şeklinde yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmaları da eleştiren Genel Başkan İsmail KONCUK, böylesi önemli bir değişikliğin eğitimin uygulayıcısı olan eğitim çalışanlarının ve temsilcilerinin görüşü alınmadan gündeme getirilmesini eleştirdi. Eğitimin siyasi ve ideolojik heveslerin tatmin aracı olmadığını vurgulayan Genel Başkan, “Teklif edilen bu sistem uygulanırsa 50-60 bin sınıf öğretmeni norm fazlası durumuna düşecektir. Ayrıca bu teklifte okul öncesini zorunlu eğitimin dışarısında bırakan AKP kendi iddialarından da geri adım atmış olmaktadır. Çünkü Hükümet halen 71 ilde okul öncesini zorunlu hale getirmiş ve 2013 yılında da tüm ülke genelinde okul öncesi eğitimini zorunlu eğitim kapsamına almayı hedeflemiştir. Oysa ki, bu hafta içerisinde TBMM’ye sunulan teklifte okul öncesi yer almamaktadır. AKP kendi yaptıklarıyla çelişmektedir. Öte yandan bu teklifin 18. Milli Eğitim Şurasında Eğitim Bir Sen tarafından gündeme getirildiği ve teklif edildiğine de kamuoyu şahittir. Hiçbir pedagojik gerekçesi olmayan bu saçmalıktan vazgeçilmeli ve zorunlu eğitim 13 yıla çıkarılarak, 1+5+3+4 şeklinde düzenlenmelidir.” Dedi. Bu kapsamda İmam Hatip Liselerinin orta bölümlerinin de açılması gerektiğini ifade eden Koncuk, “İdeolojik sapkınlıkları eğitime bulaştırmamalıyız. Devlet, vatandaşlarının din eğitimi taleplerini karşılamakla mükelleftir. Sağlıklı olmayan din algısının ortaya çıkardığı arazların topluma verdiği tahrifatlara hep birlikte şahit oluyoruz. Bu anlamda devletin din hizmetlerine önem vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim bu kapsamda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Anayasal statüsünün de kesinlikle korunması gerektiğini savunuyoruz.” Dedi.

Kamu çalışanlarının yaşadığı sorunların artarak devam ettiğini söyleyen Genel Başkan, özellikle ekonomik anlamda çalışanların hak ettiklerini alamadığını vurgulayarak, “Son on yılda memurun ücretinde % 133 artış yaşanırken girdi maliyetlerindeki artış % 164 olmuştur. Yani % 31’lik bir reel kayıp yaşanmıştır. Aynı dönemde Gayri safi Milli Hasıla (GSMH) % 219 artarken kamu çalışanlarının GSMH’dan aldıkları pay % 8,43’ten % 5,60’a gerilemiştir. Yani ülke geliri artıyor ama memurun cebine giren miktar azalıyor. Peki kime gidiyor?” diye sordu.

Öte yandan iş güvencesine yönelik tehditlere de değinen Genel Başkan, Hükümetin kafasında devlet memurunun statüsünü değiştirerek iş güvencesini askıya alma fikrinin sürekli var olduğunu söyleyerek, “ Kimse maceraya atılmasın. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Cumhuriyet tarihi boyunca elde ettiğimiz en önemli kazanım olan iş güvencemize yönelik girişimlere karşı her türlü eylemi meşru göreceğimiz bilinmelidir. Düşünebiliyor musunuz; 2002 yılında 10 bin olan taşeron firma elemanı bugün 430 bine ulaşmıştır. Yani toplam devlet memuru sayısının nerdeyse beşte biri sayısında kamuda taşeron çalışan sayısı var. Bu tehlikeyi bütün kamu çalışanları artık görmelidir. Devlet memurları bir sabah kalktıklarında iş güvencelerini kaybettiklerini görebilirler. Bu şuurla ilkeli sendikal mücadeleye destek vermeli; Hükümetin şakşakçısı olan yapılara prim vermemelidirler.” Dedi.

4688 Sayılı sendika yasasında yapılacak değişiklikler hakkında da bilgi veren Genel Başkan İsmail Koncuk, TBMM nezdinde, kamu çalışanlarının ihtiyacını karşılayacak sendika kanununu için girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti.