İLÇE TEMSİLCİLERİ TEK YÜREK ZİRVESİ İKİNCİ GRUP TOPLANTISI YAPILDI

Sendikamızın kuruluşunun 20’inci yıl etkinlikleri çerçevesinde Tek Yürek Zirvesi İlçe Temsilcileri Toplantısı’nın ikincisi 6-8 Ocak 2012 tarihleri arasında Antalya’da yapıldı.

Toplantıya Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz ve İlçe Temsilcileri katıldı.

         Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz İlksan’ın çalışmaları hakkında bilgi verdi. Genel Başkan İsmail Koncuk da yaptığı konuşmasına, Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya’yı ölümünün 37. yılında bir kez daha rahmetle anarak başladı.

İlksan’ın çalışmalarını yakından takip ettiğini ve İlksan’ı başarılı bulduğunu belirten Koncuk, bunun Türk Eğitim-Sen’e üye delegelerin ve yönetimin başarısı olduğunu ifade etti. İlksan’ın kapatılmaması gerektiğini kaydeden Koncuk, “İlksan üyeliği isteğe bağlı olmalıdır. Üyelik bütün Milli Eğitim çalışanlarını kapsamalıdır. Türk Eğitim-Sen delegelerinin göreve geldiği 1996 yılından bugüne kadar İlksan’da bir kuruş para heba olmamıştır. İşte bu güç ve mevcut sermaye birilerini rahatsız ediyor ve iştahlarını kabartıyor. Bu kurumda yapılan güzel uygulamalar bizim gururumuzdur” dedi.

         Çalışma hayatında ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Genel Başkan Koncuk, “Kamuda taşeron çalışanların sayısı 430 bin’e ulaşmıştır. Türkiye her alanda taşeronlaşmaya doğru gitmektedir. Bu insanların geleceği patronlarının iki dudağı arasındadır. Ne yazık ki, devlet memurunun iş güvencesini ellerinden almaya çalışıyorlar. Bu düşüncenin yok edilmesi için sağlam bir sendikacılığın sergilenmesi gerekmektedir. Bu süreçte kamuda çalışan arkadaşlarımızın da sorumlulukları var. Herkes kime hizmet ettiğinin farkında olmalıdır. Bunu hatırlatmak ve herkese anlatmak zorundayız. Önümüzdeki günlerde ciddi bir mücadele süreci başlatmalıyız. Kamu çalışanlarına bizim sözümüz var: Haklarını her koşulda koruyacağız. Biz kamu çalışanlarını aldatmadık ve aldatmayacağız. Mücadelemizi, eylemlerimizi herkes biliyor” diye konuştu.

Eşit işe eşit ücret adaletsizliğine de değinen Koncuk, bu düzenlemede öğretmenlerin ve akademisyenlerin yok sayıldığını belirterek, “Devlet kendi bürokratlarını besliyor. Bu konu ile ilgili mücadele eden bizden başka kimse yok. Nitekim 14 Ocak’ta Maliye Bakanlığı önünde tüm şube yönetimlerimizle birlikte bir kez daha yüksek sesle bu konuyu gündeme getireceğiz.” dedi.

Türk Eğitim-Sen’in özür grubu mağdurları için eylem yaptığını hatırlatan Koncuk, bu eylemin ardından Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in kendisi ile görüşerek, özür grubu tayinlerinin bu yıla mahsus Şubat ayında da yapılacağı sözünü verdiğini ancak Bakan’ın bu sözünü kısmen yerine getirmediğini kaydetti. Sadece eş durumu mağdurlarına özür grubu tayin hakkı verildiğini söyleyen Koncuk, özür grubunun bir bütün olarak görülmesi gerektiğini, bu nedenle eğitim ile sağlık özür grubuna da tayin hakkı verilmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

Genel Başkan İsmail Koncuk, yeni Sendikalar Yasası’nda tasvip etmediğimiz hususlar olduğuna dikkat çekerek, “Tasarıdaki arazların giderilmesi üzerine çalışmalarımız sürecektir” diye konuştu. Özelleştirme mağduru çalışanların 4/C statüsünün de insanlık ayıbı olduğu söyleyen Koncuk, 4/C statüsünde çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini ifade etti.

Anayasa çalışmalarını değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, şunları söyledi: “Türkiye’nin Anayasa çalışmaları ile nereye sürüklenmek istendiğini görüyoruz. Anayasanın değiştirilemez ilk üç maddesi ile vatandaşlık tanımına vurgu yapan 66. madde ve eğitim dilini belirleyen 42. maddeden taviz verilemez. Bu ülkede birileri bilerek, birileri de entellektüel olma adına bu ülkeye ihanet etmektedir. Düşüncemiz ne olursa olsun bu ülkenin geleceğini savunmak durumundayız. Türklük bizim üst kimliğimizdir. Bu millet birbirini anladığı kadar millettir. Dilimiz bizim ortak değerimizdir ve millet olma nedenimizdir.”

Geçici şube müdürlüklerinin iptal edildiğini kaydeden Koncuk, bu konuda gereğini yapmayan il ve ilçelerdeki durumla ilgili olarak şubelerimizin Genel Merkezi bilgilendirmesini istedi. Genel Başkan İsmail Koncuk, İlçe Temsilcilerinden önümüzdeki dönemde yüzde 30 büyüme sözü alarak şunları kaydetti:  “Biz bu büyümeyi hak ediyoruz. Doğrularımızla, mücadelemizle büyümek zorundayız. Birilerinin yanında durarak büyümeyi kabul etmiyoruz.”

Üniversitelerdeki sendikalaşmayı da ele alan Koncuk, “ Anti-demokratik yönetim anlayışı nedeniyle bilim yuvaları olan üniversitelerde sendikalaşma oranında yeterli bir artış göremiyoruz. Yurt-Kur’da da tablo aynı. Buralarda çalışan arkadaşlarımızın biraz daha dik durması gerekmektedir” diye konuştu.

Toplantının ikinci bölümünde ise Genel Sekreter Musa Akkaş, Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan ve Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir tarafından toplantı divanı oluşturdu. Divanın oluşturulmasının ardından İlçe Temsilcileri birer konuşma yaptı.

Toplantıda; üyelerimize yüksek lisans imkânı tanımak amacıyla Okan Üniversitesi ile yapılan protokol ve Türkiye Kamu-Sen tatil sitesi ile ilgili de birer sunum yapıldı. Toplantı Prof. Dr. Servet Özdemir’in ‘Yönetim Anlayışı ve Liderlik’ konulu semineriyle sona erdi.

Genel Başkan toplantının ikinci gününde de kapanış konuşması yaptı. Koncuk konuşmasında şunları kaydetti: “Teşkilat yöneticilerimizin eğitimini önemsiyoruz. Bizim her kuruma ulaşmamız mümkün değil. Bu nedenle sizlerin ilçelerinizde bizi temsil etmesi son derece önemli. Çalışmalarımızı eğitimcilere ancak siz anlatabiliyorsunuz. Türkiye’nin her yerinde kılcal damarlar gibi varız. Bu da bizi memnun ediyor. Sendikalar arasında ciddi bir yarış var, ama bu aynı zamanda haksız bir yarış. Çünkü birileri gayri ahlaki yapıyı sendikacılığa monte etmeye çalışıyor. Sendikacılığı menfaat üzerine kurarsanız menfaat sağlayamadığımızda bitersiniz. Bugün başta eğitimciler ve kamuoyu olmak üzere herkes Türk Eğitim-Sen’i tanıyor. Eylem, etkinlik ve mücadele ile sendikacılık adına yapılması gerekenleri yapıyoruz. İnsanların bir karakteri varsa, kurumların da bir şahsiyeti ve karakteri var. Çok şükür yıllardır birlikte verdiğimiz bu mücadele ile kurumumuz bu şahsiyeti kazanmıştır. Adımız şahsiyetimizdir.”