GENEL BAŞKAN GEBZE'DE: YAĞCILIK BU ÜLKEDE PİRİM YAPMAMALIDIR

 

Genel Başkan İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir Gebze Yüksek Teknoloji Üniversitesi çalışanlarıyla bir araya geldi.

 

Genel Başkan İsmail Koncuk toplantıda yaptığı konuşmada, sendikaların kamu çalışanlarının hak ve hukukunu korumak için oluşturulmuş kuruluşlar olduğunu söyleyerek,  sendikacılığın gittikçe önem kazandığını kaydetti. Türk Eğitim-Sen’in, 170 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük sendikası haline geldiğini belirten Koncuk, “Türk Eğitim-Sen’in en büyük sendika olma özelliğinin devam etmesinin, eğitim çalışanlarının haklarının korunması ve milletimizin geleceği açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü şu anda kamu çalışanlarının Cumhuriyet tarihi boyunca elde ettiği önemli kazanımları tehlike altındadır. İktidar, kamu çalışanlarının iş güvencesini kafaya takmış durumda. Bakanlar ve bürokratları her fırsatta iş güvencesi olan kamu çalışanlarının hizmet üretmediğini, emir ve talimatlara uymadığını söylüyor. Kamu çalışanlarına iş güvencesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuranlar tarafından verilmiştir. Buradaki amaç,  kamu çalışanlarının devletin devamını sağlaması ve onların bu sorumluluk altındayken, siyasi müdahalelerden uzak kalmasıdır. Kamu çalışanlarının iş güvencesi olmadığında baskılara maruz kalacağı tartışılmazdır. İş güvencesi olmasına rağmen, kamu çalışanları şu anda bile baskıya uğramaktadır. İl Müdürlüğü ya da valilik yapan insanların çok daha büyük korkular içinde yaşadığını biliyorum” diye konuştu.

 

 Bugün valilerin, iktidarın memuru haline geldiğini ifade eden Koncuk, ülkeyi yönetenlerin hangi anlayışta olursa olsun, tüm insanları kucaklamak zorunda olduklarını belirtti. Devletin, ‘benim değirmenime su taşıyanlar’ ya da ‘benim değirmenime su taşımayanlar’ diye ayrım yapmaması gerektiğini kaydeden Koncuk, “Teslim olmuş bir devlet anlayışı Türkiye’yi nereye götürür?” diye sordu. Genel Başkan sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiçbir icraatta bulunmayan yapıların üniversitelerde güçlendirilmesi akıl dışıdır. Bunların sendikacılık yapmak gibi bir derdi yok. Ben sendikamın parasını billboard kiralayarak, referandumda ‘hayır’ ya da ‘evet’ demek için kullanmadım. ‘Referandumda hayır diyeceğiz, ama insanlar kendi iradesiyle hareket ederek karar versin’ dedik. Kimsenin iradesine ipotek koymadık. Bazıları ‘nikâhımızda bile böyle gönül rahatlığıyla evet diyememiştik’ diyorlar. Biz sendikacılığı dayılarımıza güvenerek yapamayız. Arkanda seni koruyan birileri olmayınca ne yapacaksın? Biz sendikacılığı üyelerimizden aldığımız güç ile yapıyoruz. Sendikal hareketimizin varoluş sebebi üyelerimizin hakkını, hukukunu savunmaktır.”

 

İş güvencesine göz dikmiş anlayışa destek vermenin, kamu çalışanlarının bindiği dalı kesmek anlamına geldiğini söyleyen Koncuk, “Sadece Sağlık Bakanlığı’nda 114 bin taşeron firma elemanı çalışıyor. Taşeronlaşma almış başını gitmiş. Kamu çalışanları 4/C, 4/B statülerinde çalıştırılıyor. Bizim mücadelemiz olmasa 4/B’li, 4/C’li çalıştırılanların sayısı daha da artacak. Kamu çalışanlarının bu konuda bilinçli olması lazım. Türkiye’nin en aydın dediğimiz kesimi, yaşananların dışındaysa ve mücadele etmiyorsa kim mücadele edecek?” dedi.

 

Nasıl bir sendikacılık olması gerektiğine kamu çalışanlarının karar vermesi gerektiğini belirten Genel Başkan Koncuk, “Doğruları söyleme cesaretinde olan bir sendikacılık mı, yoksa teslim olmuş bir sendikacılık mı isteniyor?  Bizim görevimiz arkamızda olan, söz verdiğimiz insanların geleceğini düşünmektir, teslim olmak değildir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, hala doğrulara inanan insanların çoğunlukta olduğunu biliyorum. Lütfen bizim yanımızda olun. Bu insanları aydınlatın, onlara yol gösterin. Yağcılığın bu ülkede pirim yapmaması gerekir” diye konuştu.