GENEL BAŞKAN İSTANBUL'DA: MEYDANI BUKALEMUN GİBİ İNSANLARA BIRAKMAYALIM

ŞİMDİ KARAR ZAMANI, YA TESLİM OL YA TÜRK EĞİTİM SEN'DE BULUŞ

            Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, 26 Şubat 2011 tarihinde İstanbul Şile’de İstanbul Şubelerinin katılımıyla düzenlenen İstişare Toplantısına katıldı. 250 kişinin hazır bulunduğu toplantıda, Genel Başkan İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş, Genel Basın ve Dış İlişkiler Sekreteri Sami Özdemir, İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Hanefi Bostan, İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Halil İbrahim Çakmak, İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Ali İhsan Hasanpaşaoğlu, İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Özerdinç Öztaş, İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Enver Demir, İstanbul 6 No’lu Şube Başkanı Sami Çelik, İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Mustafa Kavlu ve İstanbul 8 No’lu Şube Başkanı Remzi Özmen birer konuşma yaptı.

Genel Başkan İsmail Koncuk yaptığı konuşmada, kamu çalışanlarının Türkiye’nin en entelektüel, en aydın kesimi olduğunu söyleyerek, bu nedenle kamu çalışanlarının sorumluluklarının fazla olduğunu vurguladı. Eğitim çalışanları arasında da akademisyenlerin örnek olması gerektiğini belirten Koncuk, “Kamu çalışanlarının ne istediğini bilmesi çok önemlidir. Çünkü Türkiye’deki siyasi hareketleri de şekillendiren, aydın dediğimiz insanların tavır ve davranışlarıdır. Kendisini aydın olarak tanımlayan insanlar, evrensel değerlerin dışında, milli hasletlerle hareket etmeden, bencil, bananeci bir anlayışla olayları değerlendirirse, Türkiye her açıdan yanlış yöne gider. Geldiğimiz noktada, kamu çalışanlarının nasıl bir sendika istediği konusunda şüphe içerisindeyim. Kamu çalışanlarının bir kısmı ne idiğü belirsiz hareketlerin değirmenine su taşıyor. Bunu ne adına yaptıklarını anlamak mümkün değil. Peygamber Efendimiz güzel ahlaktan söz eder. Buradan soruyoruz: Güzel ahlak tüm inandığımız değerleri ayaklar altına alıp, sadece menfaatler üzerine hayatımızı kurduğumuz anlayış mıdır? Güzel ahlak, çevremizde olan biten tüm namussuzluklara sessiz kalmak, sineye çekmek midir? Ahlaksızlıklar karşısında teslim olmayan, kendi menfaatlerine tüm inandığı değerleri feda etmeyen, hayat içerisinde insanların sağlam bir duruş sergilemesini sağlayan bir sendikacılık hareketi önemlidir. Türk Eğitim-Sen bunu temsil etmektedir” diye konuştu.

 

Bezgin, korkutulmuş, ürkütülmüş toplumun hiç kimseye faydası olmadığını ifade eden Genel Başkan Koncuk, dinamik, sorumluluğunun farkında olan ve bu sorumluluğunu yerine getiren insanlara hizmet etmenin, bu ülkenin geleceğine hizmet etmek demek olduğunu söyledi. Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Birilerine ‘geçici şube müdürü, müdür yardımcısı ya da dekan, rektör yardımcısı olacaksınız’ deniyor, bir bakıyorsunuz tüm değerler unutulmuş. Bunlar kaybedilen insanlardır. Nefislerini bu kadar öne çıkaran insan bitiktir. Bu tür insanların toplumsal düşünme kabiliyeti körelmiştir. Böyle bir sendikacılık, böyle bir anlayış olabilir mi? Böyle kuruluşların varlığını bile kabul etmememiz lazım. Bu kuruluşlar ‘en büyüğüz’ diyor. Küçülttüğünüz insanlarla nasıl en büyük oluyorsunuz? Yozlaşmanın, hırsızlığın, hak gaspının üzerine yiğitçe gidilirse, en büyük olunur. Türk Eğitim-Sen, insanları büyüterek, onlara değer vererek, onların kendilerine olan saygılarını korumaya çalışarak büyük olma hedefindedir. Ben bu anlamda hepinize katkı sağladığınız için teşekkür ediyorum.”

 

Milli hassasiyetlerin çok önemli olduğunu belirten Koncuk, “Sadece ‘ben yaşayayım’ anlayışıyla hareket ettiğimiz sürece ülkemizin bağımsızlığının, milli değerlerin, birlik ve bütünlüğümüzün önemi kalmayacaktır. Libya’da, Tunus’ta, Irak’ta yaşananları görüyoruz. Milli hassasiyetlerimizi önemsemeyenler, bu değerlerin yok olması halinde başlarına ne geleceğini Libya’ya, Tunus’a, Irak’a bakarak görmelidir. Doğu ve Güneydoğu illerine eski isimlerin verilmesi kampanyası başlatıldı. Bir takım çevreler, Türkçe’den bu kadar rahatsız iken, İstanbul’da, Yozgat’ta milli değerler üzerinden sendikacılık yapıyorlar. Bukalemun gibiler. İşte tüm bunları kamu çalışanlarının görmesi gerekir” dedi.

 

“Biz erdemli, namuslu olmaktan söz ediyoruz. Ancak bu değerler, sizlerle anlam taşır” diyen Koncuk, şöyle konuştu: “Bu nedenle bizim bu ülkede kaybetmememiz lazım. Bizim kaybetmemiz, savunduğumuz değerlerin ne kadar zayıfladığını gösterir. Bu değerler yok olmasın, içi boşaltılmasın. Bu da emekle, gayretle, çalışmayla olur. Şayet biz bu değerleri anlatamıyorsak, o zaman bizim de kendimizi muhasebeye çekme ve hesabı ödeme zorunluluğumuz vardır. Bizim gerekçe üretmeden başarmamız lazım. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Türkiye’nin her yerinde bunu başarmamız lazım. Yeter ki inandığımız gibi yaşamaya azmedelim. Ne idüğü belirsiz, yuvarlak zihniyetli insanlara zemin bırakmayın. Bunlar tüm insani değerleri ayaklar altına alan, menfaatleri putlaştıran insanlardır.”

 

KPSS hırsızlığı ile ilgili açıklamalarda da bulunan Genel Başkanı İsmail Koncuk, “KPSS hırsızlığı oluyor, ne hükümet, ne emniyet var. Sadece Türk Eğitim-Sen var. Türk Eğitim-Sen, tüm delilleri ortaya koyuyor, ama bir tane hırsız yakalanmıyor ve bunlar bizim çocuklarımızın alın terini, geleceğini çalıyor. Nerede diğer sivil toplum örgütleri? Onların yürekleri, inançları yetmez” diye konuştu.

 

Genel Başkan Koncuk, 18. Milli Eğitim Şûrası ile ilgili de, “Tüm eğitim çalışanları sözleşmeli olsun diye karar komisyondan geçiyor, Türk Eğitim-Sen bunu iptal ettiriyor. İstiklal Marşı, zoraki katılımla okutulmasın diye karar alınıyor, Türk Eğitim-Sen bunu şûra kararları arasından çıkarttırıyor. Bu durumda Türk Eğitim-Sen’in desteklenmemesini gerektiren nedir?” dedi.

 

 Türkiye’de 70 bin öğretmenin sözleşmeli olduğunu, üniversitelerde 4/B’li çalışanlar bulunduğunu, ülkemizde 45 bin kişinin 4/C’li olarak çalıştırıldığını ifade eden Koncuk, kamu çalışanlarının haklarının elinden alınmak istendiğini belirtti. Koncuk, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Kamu çalışanlarının Cumhuriyet tarihi boyunca en önemli kazanımları ellerinden alınmak isteniyor. Çocuklarımıza sözleşmeli hayat nizamı dayatılıyor. Nereye gidiyoruz? Bir sendika tüm bunları yapanlarla kol kola girmiş. Biz, bindiğimiz dalı kesiyoruz. Kamu çalışanları bunu görmek zorunda. Biliyorsunuz Torba Yasa geçti. Torba Yasada esnek istihdam modeli var. Cumhuriyet tarihi boyunca görmediğimiz bir istihdam şekli. Özel sektörden kamuya geçiş kolaylaştırıldı. Hem de üst düzey yöneticiler bakımından. Ne adına yapılıyor bu? Yandaşlara kamusal alanda yer açmak adına yapılıyor. Yine Torba Yasa’da 6 ay geçici görevlendirme var. Bu bir tehdittir. Tüm bu olumsuzluklardan da görüldüğü üzere, kamu çalışanlarının hakkını gasp eden, kamu çalışanının hizmet üretmediğine inanan, kamu çalışanının iş güvencesini elinden almaya çalışan bir iktidar var. Ancak ne yazık ki, kamu çalışanlarının büyük bölümü bundan haberdar değil.”

 

Hükümet tarafından 12 kez farklı illere atanan, ancak her defasında mahkeme kararıyla görevine dönen Erzurum Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak’ın atamasının, bu kez de Kars’a yapılmasını değerlendiren Koncuk, “ Fevzi Budak, her mahkemesinden sonra başka ile sürgün edildi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir vatandaşı, bir devlet memuru 12 kez dava kazanıyor, hukukun üstünlüğünü savunduğunu iddia eden bir hükümet ise yargı kararlarını hiçe sayıyor. Hükümet Fevzi Budak’ı, düşmanı gibi görüyor. Hükümet, Fevzi Budak’ı Erzurum Milli Eğitim Müdürlüğünden almayı hayatının merkezine koymuş. Bu, hükümetin seviyesini de ortaya koyan bir anlayıştır. ‘Ya benim yanımda olacaksın, ya da sana yaşama hakkı tanımam’ diyorlar. Mahkeme kararını tanımıyorlar. ‘Yargı kim? Ben varım’ diyorlar. Bu zihniyeti ayaklarımın altına alıyorum.”

 

Toplantının ikinci bölümünde ise Gazi Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Sinan Demirtürk ve Yılmaz Yeşil “Liderlik ve İletişim” konularında seminer verdi. Toplantının ardından Genel Başkan ve Genel Merkez Yöneticileri, İstanbul 3 No’lu Şube’nin Ümraniye’de eğitim çalışanlarına yönelik düzenlediği toplantıya katıldı.

 

 

Genel Başkanın Açıklamalarını İzlemek İçin Tıklayınız