TÜRK EĞİTİM-SEN İLÇE TEMSİLCİLERİ EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI

            Türk Eğitim-Sen İlçe Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantısı 19-20 Şubat tarihleri arasında Antalya’da yapıldı. 800 kişinin katıldığı toplantıda; Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz, Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Bünyamin Seçme, Antalya 2 No’lu Şube Başkanı Fethi Kurt ve ilçe temsilcileri hazır bulundu.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantıda, Türk Eğitim-Sen Genel Başkan İsmail Koncuk, Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Bünyamin Seçme, Antalya 2 No’lu Şube Başkanı Fethi Kurt, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal ve İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz birer konuşma yaptı.

 

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk yaptığı konuşmada,  şunları söyledi: “Türk Eğitim-Sen’in farkını anlamak isteyenlerin ilçe temsilcileri toplantısındaki İstiklal Marşı’nın okunuşundan birçok anlam çıkaracaklarını düşünüyorum. İstiklal Marşı ‘bir kuru söz olsun, birtakım milletlerin marşı var, bizim de olsun’ diye yazılmış bir marş değildir. İstiklal Marşı’nın ruhunu, her kelimesinin arkasındaki derin anlamı hissetmeliyiz. İstiklal Marşı, Türk milletinin tarihten bugüne gelişini anlatıyor, hür olmanın, bağımsız yaşamanın ne kadar önemli olduğunu ifade ediyor. İstiklal Marşı, bir dua, bir yemin, bir ant, bir muhasebe. Bu ortamda ilçe başkanlarımızın İstiklal Marşımızı böylesine coşkulu söylemesi farkımızı ortaya koyuyor.”

 

Genel Başkan Koncuk, Türk Eğitim-Sen’in bu süreçte çok ciddi mücadele etmesi gerektiğini söyleyerek, “Bizim bu mücadeleyi kaybetme lüksümüz ya da sıcak odamızda ayak ayak üzerine atıp, rahatımıza bakmak gibi lüksümüz olamaz. Bu ülkede kim beni temsil ediyor? Siz temsil etmiyorsanız, kim temsil ediyor? Var mı sizden başka bu değerlere samimiyetle, yürekten inanan? Bu nedenle her birinizin varlığı, emeli, mücadelesi Türkiye’nin geleceği için önemli. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen arkadaşlarımızın ne büyük bir aymazlık içinde olduğunu söyleme gereği duymuyorum. Namussuzluğun, erdemsizliğin, faziletsizliğin, yalanın, dolanın, menfaatin kazanmaması gerekiyor. Buna gönlümüz razı değil. Meydanı çakallara, leş kargalarına bırakmayacağız. Mücadele edeceğiz, gayret göstereceğiz, bahane üretmeyeceğiz.  Fatih Sultan Mehmet’in, Yavuz Sultan Selim’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün de günü 24 saatti. Zaman bulamıyoruz dememeliyiz. Türk Eğitim-Sen yenilmemeli. Bunu sağlayacak irade, güç sizde var” diye konuştu.

 

Koncuk, bu yıl her il ve ilçede üye sayımızın yüzde 30 artırılmasını isteyerek, “Bu sene her ilde, her ilçede üye sayımızı yüzde 30 artıralım. En az yüzde 30. Söz mü? Söz. Bu sözünüz önemli. Bu mutlaka başarılmalı. Bu adamlara meydanı boş bırakmamalıyız. İlçe Milli Eğitim Müdürleri, Şube Müdürleri görevleri dışında sendikacılığa soyundu şeklinde şikâyetler var. Bunları takip edelim. Bunları isim isim belgeleriyle tespit edelim. 3 kişi tutanak tutun. Bize gönderin. Bu adamların gerçek işlerini yapmasını sağlayın. Bizim kimseden korkumuz yok? Kim bunlar? Bunlar güçlerini siyasi iktidardan alıyor. Biz ise gücümüzü Allah’tan alıyoruz. Meydan boş değil. Türk Eğitim-Sen var. Bunu onlara gösterelim” dedi.

 

KPSS skandalında hırsızların ve sorumluların hala bulunamadığını hatırlatan Koncuk, şunları söyledi: “Çocuklarımızın geleceğini çaldılar, 5-10 bin kişiye soruları dağıttılar. Bu hırsızlığı Türk Eğitim-Sen ortaya çıkardı. Hırsızlığı görmezden gelme gibi bir misyonumuz yok. Başbakan ‘biz hortumları kestik’ diyor. Nerede? Bu hırsızların da hortumlarını keselim, bunları ortaya çıkaralım. KPSS hırsızlığının üzerine gittik, hala da gidiyoruz. Bu hırsızlık yapanlar ‘birileri beni koruyor’ diye bir yanlış kanaate düşmesinler. Öyle bir gün gelir ki, bunlar tek tek ortaya çıkarılır. Bu haksızlığı, namussuzluğu yapanlar, işlerini doğru düzgün yapmayanlar ‘baştakiler sonsuza dek arkamızda olacak’ diye düşünmesin. Atalarımız; ‘Sel gider, kum kalır’ demiş. Kimler geldi, kimler geçti? Siyasi tarihimizin tozlu rafların da kimler yok ki? Dün Başbakan’dı, burnundan kıl aldırmıyordu. Bugün adı, sanı yok. Ama bugün biz varız. Kimse bu devran böyle gider diye düşünmesin. Devlet adamıysa devlet adamlığını yapsın. Şube Müdürüyse, İl Milli Eğitim Müdürüyse, Valiyse adam olsun. Bunları takip ediyoruz. Sayın valiler, bu milletin valisi olduklarını unutmasınlar. Bir başka sendikanın üyesine Başbakan’ın elinden plaket, Türk Eğitim-Sen üyesine bir siyasi partinin konferansını dinledi diye maaş kesim cezası. Böyle bir şey yok. Genel Kurul Toplantımızda, merkez valiliği daha şerefli demiştim. Önemli olan adam gibi durmak, zulmetmemektir.”

 

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenlere verdiği sözü hatırlatan Genel Başkan İsmail Koncuk, bu sözün yerine getirilmemesini eleştirdi. Koncuk ayrıca, Şubat ya da Mart ayında 30 bin ek öğretmen ataması yapılmazsa, Nisan ayında Türk Eğitim-Sen’in büyük bir eylem yapacağını da kaydetti. Koncuk şöyle konuştu: “Sözleşmeli öğretmenlerin hakkını savunduk. 13 Mart mitingini yaptık, MEB önünde eylemler yaptık, yine de yapacağız. Sayın Bakan sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesine ilişkin söz vermişti. Ancak bu söz yerine getirilmedi. Kendi bakanlarını sattılar. Hiçbir devlet adamının söz verip de o sözün üzerine yatmak gibi bir hakkı olamaz. Şayet sözünden geri adım atarsa, birileri en sert şekilde hatırlatır. Sayın Bakan bu sözü yerine getirmediği sürece, Milli Eğitim Bakanı sıfatı taşımasını zül olarak görüyorum. Öte yandan ataması yapılmayan 350 bin eğitim fakültesi mezunu var. Bu gençlerimiz işsiz, umutsuz, çaresiz. Hani kaynak vardı bu ülkede? Neden bu çocuklarımızı öğretmen olarak atamıyoruz? Şubat ya da Mart’ta 30 bin ek öğretmen ataması yapılmasını istiyoruz. Bunu takip ediyoruz. Bu söz yerine getirilmezse, hem ataması yapılmayan 350 bin öğretmen adına hem de sözleşmelilere verilen sözü hatırlatmak adına Nisan ayında eylem yapacağız. Sözleşmelilere verilen sözü hatırlatacağız, unutturmayacağız. Sizler de illerinizde, ilçelerinizde bu sözü hatırlatın. Yarın milletvekilleri gelecekler, sendika binalarını gezecekler. Onlara ‘hangi yüzle geliyorsunuz’ diye sorun. ‘Sözünüzü tutmadığınız sürece anlatacaklarınıza inancımız yok’ deyin. Çocuklarınızın haklarına sahip çıkın. Hiçbir siyasi anlayışın bizleri aldatmak gibi bir hakkı yok.”

 

Eğitim çalışanlarını ilgilendiren her konuya sahip çıktıklarını kaydeden Koncuk, “18. Milli Eğitim Şurası’nda tüm eğitim çalışanları sözleşmeli olsun diye madde geçti. Kim mücadele etti? Türk Eğitim-Sen mücadele etti. Nezaket kurallarını aşarak mücadele ettik, kavga da ettik. O maddenin şura kararları arasından çıkarılmasını sağladık. İstiklal Marşımıza hakaret edildi. İhanet maddesi olarak nitelendirdiğimiz bir madde şura kararları arasından geçti, o maddenin de çıkarılmasını sağladık. Öğrenci Andının kaldırılması ile ilgili gerekli cevabı verdik. TES olmasa bunları kim yapacak? Hiç kimse” diye konuştu.

  

YÖK’ün toplantısına başkanlık yapan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun eğitim fakültelerinin kontenjanlarının düşürülmesi ile ilgili yaptığı açıklamaya da dikkat çeken Koncuk, “Öğretmen dağılımını ihtiyaca göre yapacaklar. Türkiye’nin hangi eğitim fakültesi mezununa 10, 20, 30 yıl içinde ne kadar ihtiyaç var? Ülkemizin kaç tane doktora, makine mühendisine, ingilizce öğretmenine, beden eğitimi öğretmenine, biyoloji öğretmenine ihtiyacı var? Böyle bir analiz yapılmış mı? Eğitim fakültelerinin kontenjanını neye göre azaltacaksınız? Diyelim ki, eğitim fakültesine giden öğrenci sayısını azalttınız. Üniversite sınavına 1,5 milyon öğrenci giriyor. Kontenjanları azalttığınız zaman üniversiteye giremeyen öğrenci sayısı artacak. Bu çocuklarımızı ne yapacağız? Bunun planı var mı? Tüm bunların cevabını kamuoyuyla tartışmayacaksınız, planınız, projeniz olmayacak, eğitim fakültelerinde öğrenci kontenjanlarını azaltacaksınız. Bu hesapsız, kitapsız bir siyaset anlayışıdır. Sonra da ‘ben bu ülkeyi iyi yönetiyorum’ diyeceksiniz. Nasıl iyi yönetiyorsunuz? 2 bin 16 öğretmenin çocuğunun bursu kesildi. 2008 yılında öğretmen çocuklarının bursunun oranı yüzde 25 iken, 2009 yılında yüzde 15’e düştü. Öğretmen, hizmetli, teknisyen, memur zengin mi bu ülkede?” dedi.

  

Önümüzdeki aylarda Sendikalar Kanununda birtakım değişikliklerin söz konusu olacağını ifade eden Genel Başkan İsmail Koncuk, “Devlet Personel Başkanlığıyla bir araya geldik. Sendikalar Kanunu ile ilgili birtakım mutabakatlar oluştu. Kamu çalışanlarının toplu sözleşmeli olması bir anlam ifade etmiyor. Toplu sözleşmeden uzlaşma sağlanamazsa, elinizdeki imkânlar önemli. Dayanışma aidatı gelebilir. Şöyle ki; herhangi bir sendikaya üye olmayanlar, toplu sözleşmenin kazanımlarından yararlanmak için dayanışma aidatı ödeyecek. Bu; sendikaya ödenilen aidatın üçte ikisi olabilir. Oranı netleştirmedik, hükümetin tavrının ne olacağını bilemiyoruz” diye konuştu.

 

Yandaş sendikayı eleştiren Koncuk, “Bu yandaş sendika, referandum sürecinde ‘Biz nikâhımızda bile böylesine gönül rahatlığıyla evet diyememiştik” pankartı astı. Ben açık söylüyorum, eşime nikâhımda gönül rahatıyla evet dedim. Yandaş sendika üyeleri, ‘ağababaları arkamda olmazsa ben yandım’ diyor. ‘Menfaat elde edemem’ diyor. Böyle bir korku olabilir mi? Böyle bir korkuyla insan gibi yaşayabilir mi? Biz iktidar olmayı düşünmedik ama adamlar menfaatleri putlaştırıyor. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne inanan herkes sendikamıza üye olabilir. Biz herkesi kucaklayacağız. Büyüyeceğiz. Bizim büyümemiz, savunduğumuz değerlerin de büyümesidir. Ama bizi 9 yıldır kucaklamadılar. Bizi düşman gibi gördüler. Bu durumda seçim öncesinde susmam mı gerekir? ‘Hak etmeyenleri makamlara getirin’ demem mi lazım. 9 yıldır anamızdan emdiğimizi burnumuzdan fitil fitil getirdiler. Tüm bunlara rağmen 165 bin üyemiz var. Sizi yüreğime basıyorum, tebrik ediyorum.” dedi. 

 

Koncuk, Başbakan’ın ‘üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne’ sözünü de eleştirerek, şunları kaydetti: “Benim Kilis’teki temsilcim bir parti toplantısına gitti diye Şanlıurfa’ya sürgün ediliyor. Ama Başbakan AKP’nin siyaset okuluna katılan malum sendikanın Elbistan Şube Başkanı’na diploma veriyor. Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğümeymiş. Böyle bir yalan olabilir mi? 12 Haziran’da da, bu süreçte de ben bu hesabı soracağım. Artık gözümüzü açtık. Biz namuslu olduğumuz için, inandıklarımızdan taviz vermediğimiz için ikinci sınıf vatandaş olarak görülüyorsak, bu hesabı da bizim görmemiz lazım.”

 

Toplantının ikinci bölümünde Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlileri Sinan Demirtürk ve Yılmaz Yeşil “Sendikacılıkta Liderlik” ve “İletişimde Farkındalık” konularında seminer verdi. Toplantının ardından da ilçe temsilcileri sanatçı Ahmet Şafak’ın konseriyle stres attı.

 

 

Genel Başkanın Açıklamalarını İzlemek İçin Tıklayınız