TÜRK EĞİTİM-SEN 4. OLAĞAN MERKEZ GENEL KURULU YAPILIYOR

Türk Eğitim-Sen’in 5-6 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 4. Olağan Merkez Genel Kurulu Ankara Sürmeli Otel’de başladı.

 

Türk Eğitim-Sen Genel Kuruluna; MHP İzmir Milletvekili ve Türk Dünyası Kadınları Dostluk ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Şenol Bal, MHP Manisa Milletvekili Mustafa Enöz, MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, MHP Mersin Milletvekilleri Akif Akkuş ve Behiç Çelik, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, DSP İstanbul Milletvekili Hasan Macit, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Necmettin Aydın, MHP Uşak İl Başkanı Avni Öztürk, MHP Uşak İlçe Başkanı ve Eski Türk Eğitim-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Ali Ünalan, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz, Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Celal Karapınar, Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir, Türk Enerji-Sen Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Öz ve Mustafa Tümer, Türk Diyanet Vakıf-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Korkmaz, Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, Tek Gıda-İş Sendikası Ankara Bölge Başkanı Lütfü Ceylan, İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Ümit Özdağ, Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yrd. Doçent Yakup Deliömeroğlu, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Başkanı Abdullah Buksur, Azerbaycan Tahsil İşçileri Azad Hemkarlar İttifakı Genel Başkan Yardımcısı Mirza Caferzade, Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Efendi Barutçu, Birleşik Emekliler Derneği Genel Başkanı Nalân Akcan, Ankara Şehit Aileleri Derneği Başkanı Hamit Köse ve Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik katıldı.

 

Genel Kurulda, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından divan seçimi yapıldı. Divana Türk Eğitim-Sen Ankara 5 No’lu Şube Başkanı Sevgi Yalav başkanlık ederken, Türk Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Ali İhsan Hasanpaşaoğlu ve Türk Eğitim-Sen Ordu Şube Başkanı Ömer Okumuş divan üyeliğine seçildi.

 

Genel Kurulda; Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Azerbaycan Tahsil İşçileri Azad Hamkarlar İttifakı Genel Başkan Yardımcısı Mirza Caferzade, MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal, DSP İstanbul Milletvekili Hasan Macit, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Necmettin Aydın, MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik, Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Efendi Barutçu birer konuşma yaptı.

 

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk yaptığı konuşmada, Türk Eğitim-Sen denildiğinde, bu ülkede ister sevsin, ister sevmesin, herkesin aklına ‘adam gibi durmak’ ifadesinin geldiğini belirterek, “Türk Eğitim-Sen deyince, milletimizin adına fedakârca mücadele etmek, milli hassasiyetlerimizi, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü savunmak akla gelir. Elbette konfederasyonumuzla bütünleşen Türk Eğitim-Sen böyle bir tanımlamayla insanların aklına geliyor. Ama kendilerini ‘sendika’ diye isimlendiren, ama isimleri duyulunca maalesef akla başka sıfatlar gelen sendikalarımız var. Mesela ‘yandaş’ kelimesi, ‘yalaka’ kelimesi herhalde hiçbirimize yabancı gelmiyor. Allah hem Türkiye Kamu-Sen’i, hem Türk Eğitim-Sen'i böyle kötü sıfatlarla anılmaktan korusun. Böyle bir sendikanın genel başkanı olmak, üyesi olmak insana huzur verir. Doğruları yapabilmek kolay değil. Hele ki günümüzde doğruları ifade etmek gittikçe zorlaşıyor. Türk Eğitim-Sen, Türkiye Kamu-Sen asla köşesinde oturmayacak, hep mücadele edecektir. Korku, gençlik yıllarımızdan bu yana bizim yanımızdan geçmedi, geçemeyecek de. Teşkilâtımın tüm yöneticilerini, şube başkanlarını, üyelerini tüm yüreğimle, samimiyetimle teker teker tebrik ediyorum. Bu insanlar, menfaat tekliflerini elinin tersiyle itti. Adam gibi duruş altın değerindedir. Bu nedenle sizleri tebrik ediyorum, sizleri yürekten kucaklıyorum” diye konuştu.

 

 Türk milli eğitiminin başarısıyla ve başarısızlığıyla ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini ifade eden Koncuk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bu beceriksiz yönetim anlayışıyla, bu beceriksiz bakanlık anlayışıyla Türk milli eğitimini nereye götürüyoruz? sorusunu samimiyetle sormalıyız. Dün Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ‘SBS 3 yıl sonra kalkacak’ şeklinde açıklama yaptı. İdeal olan SBS’nin kaldırılmasıdır, ancak ‘3 yıl sonra SBS kalkacak’ demek, seçme konusunda kaos yaşayacağız demektir. SBS ve üniversite sınavları kaldırılabilir. Ama bunun olabilmesi için bölgeler arasındaki eğitim eşitsizliğinin, eğitim kalite farkının da mutlaka çözülmesi lazım. Bırakın Ankara'nın Güdül’ünü, Nallıhan’ını, Ankara’nın, İstanbul’un merkezinden kenara doğru gittikçe bile bir eğitim eşitsizliği görülüyor. Sayın Bakan önce su sözü vermeli: ‘Ben 3 yıl içerisinde bu eşitsizliği ortadan kaldıracağım.’ Bunu diyebiliyor mu? Hakkari’de, Van’da tezekle ısınan derslikler var. Öğretmen bulamıyoruz. AB ülkeleriyle mukayese ettiğimizde su anda Türkiye'nin Portekiz’e göre 400 bin öğretmen ihtiyacı var. Hani yönümüz AB'ye dönüktü? Hani AB’ye girmek istiyorduk? Bütün bunları bırakacağız, Türkiye'de 12 bin okulda birleştirilmiş sınıf uygulanması yapıldığını unutacağız, bilmeyeceğiz, millete söylemeyeceğiz ama ‘SBS'yi kaldıracağız’ diyeceğiz. Sayın Bakan, hayal âleminde yaşıyorsun. Kim kandırdı seni, kim aldatıyor seni? Bütün bunları çözmeden seçme sınavlarını kaldıramazsınız. Kaldırırsanız ne olur? Tüm genel liseler, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Anadolu Lisesi olacak.  Diploma notuna göre Anadolu Lisesine öğrenci almak zorunda kalacaksınız. Her diploma notu başarıyı gösteren bir not mudur? Bugün Ankara’nın merkezindeki bir okul ile bir başka ilimizin ilçesinin bir köyündeki okul, diploma notu bakımından aynı mıdır?  5.00’i şişirme şeklinde almış bir öğrenci, Anadolu Lisesi’nde öne geçerken; öğretmeni başarsın diye not vermemiş, zar zor 4.00 alan öğrenci Anadolu Lisesi’ne giremeyecek. Sayın Bakana birilerinin eğitim- öğretimin ne olduğunu anlatması lazım. Sayın Bakan’ın 1.5 yılda hala stajyerliği kalkmadı.”

 

18. Milli Eğitim Şûrası’na da değinen Koncuk, önceki Milli Eğitim Şûrası’nın Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik zamanında yapıldığını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Hiç demokratlığın yanından geçmeyen Hüseyin Çelik dönemindeki şûra, bu dönemdekinden daha demokratikti. Orada başka siyasi partilerden gelenler vardı. En azından onlar konuştu. Gazetelerin köse yazarları vardı. Mesela Abbas Güçlü vardı. O da konuştu. Bu şûrada, Türk Eğitim-Sen'den başka ‘yanlış, olmaz’ diyen yoktu. İyi ki Türk Eğitim-Sen vardı. Bütün eğitim çalışanlarının sözleşmeli hale getirilmesi ile ilgili bir madde komisyondan geçti. Dedik ki, ‘bu yanlış.’ Ortamı gererek, kavga çıkararak, bunu çözmek durumunda kaldık. Kavga çıkardık. Eğitim çalışanlarının, kamu çalışanlarının, çocuklarımızın geleceği için gerekirse kavga da ederiz. Bu maddeyi Sayın Talim Terbiye Kurulu Başkanımız, bazı genel müdürlerin desteği ile Genel Kurul’da iptal sözü verdiler ve bu sözlerini yerine getirdiler. Ama Türk Eğitim-Sen olmasa o madde geçecekti. Emin olun, öğretmenler sözleşmeli olursa, Türkiye”de sözleşmeli yapılmayan tek bir kamu çalışanı kalmaz.”

 

18. Milli Eğitim Şûrası’nda, Öğrenci Andı’nın da tartışıldığını kaydeden Genel Başkan İsmail Koncuk, “İstiklal Marşı’nın zoraki katımla yapılmaması konusunda bir madde maalesef Genel Kurul’dan da geçti. Yine biz karşı çıktık. Türklük kelimesinden öyle bir rahatsızlık var ki bu ülkeyi yönetenlerce. Sayın Milli Eğitim Bakanı’nda da ben bunu gördüm. Daha Bakanlığı’nın ilk gününde Türkiye'de andımızı tartışmaya açtı. Nerede bir Türk kelimesi var, orada bir sürü düşman var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayacağız, benim milli kimliğimden bu ülkeyi yöneten insanlar rahatsızlık duyacaklar. Milli Eğitim
Bakanlığı’nın görevi nedir? Benim kültürümü daha güçlü kılmaktır. Benim milli hassasiyetlerimi en yüksek seviyeye çıkarmaktır. Adının başında ‘milli’ kelimesi olan bir Milli Eğitim Bakanlığı’nın Andımızdan, İstiklal Marşı’ndan rahatsız olması düşünülebilir mi? Görüşmelerde Öğrenci Andı ile ilgili maddeyi bizimde konuşmamızla delegasyon reddetti. Türk Eğitim-Sen, İstiklal Marşı ile ilgili madde geçerse, ‘Türkiye'yi eylem alanına dönüştürürüz’ diyerek, bu maddeyi de şûra karaları arasından çıkarma başarısını göstermiştir” diye konuştu.

 

Son günlerde iktidarın açılım sözünü rafa kaldırdığını belirten Koncuk, “Niye acaba? Milliyetçilik oynanıyor. Milliyetçilik milliyetçilerin elinden alınmaya çalışılıyor. Dün Habur'u yaşattınız. Habur’da yaşananların sebebi İsmail Koncuk değil, Bircan Akyıldız, Mehmet Günal değil. Kim onlar? Sizsiziniz. Bu milletin gözünün içine baka baka, evlatlarını şehit eden insanları kırmızı halılarla karşılayacaksınız, buna göz yumacaksınız. Ondan sonra milliyetçilikten, vatanseverlikten bahsedeceksiniz. Genel seçimler öncesinde bu millet bunu yiyorsa, bu millete de helal olsun diyorum” şeklinde konuştu.

 

“Gençlerimizin geleceğini düşünmek durumundayız” diyen Koncuk,  sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda 350 bin Eğitim Fakültesi mezunu işsiz geziyor. Üniversite mezunu olan 835 bin genç KPSS'ye girerek iş bulmaya çalışıyor. 600 bin Meslek Yüksek Okulu mezunu KPSS’ye giriyor. 2.5 milyon lise mezunu KPSS’ye girerek, iş bulmaya, geleceğine yön vermeye çalışıyor. Toplam 4 milyon genç. Geçenlerde ‘Türkiye Mısır olmaz, Tunus olmaz' seklinde değerlendirmeler okudum. İnşallah olmaz. Biz ülkemizin huzurundan, bütünlüğünden yanayız. Elbette Türkiye Mısır, Tunus olmasın. Ama bu ülkeyi yöneten siyasi iktidar 4 milyon genç işsizle ‘Türkiye nereye gidiyor?’, ‘Ben Türkiye'yi ne kadar iyi idare edebiliyorum?’ sorusunu mutlaka kendisine sorması lazım.”

 

Sosyal devletin sadece odun ya da kömür dağıtan devlet anlamına gelmediğini söyleyen Koncuk, “Elbette bunları yapacağız, elbette fakire, fukaraya yardım edeceğiz. Ama sosyal devlet başka bir şeydir. Sosyal devlet vatandaşına sadece pirinç, makarna veren devlet demek değildir. Sosyal devlet elbette insanlarını aç bırakan devlet değildir. Sosyal devlet, adil paylaşımı sağlayabilen devlettir. Sosyal devlet, vatandaşının asgari şekilde geçinmesine yetebilecek bir iş temin edebilen devlettir. Gözümüzün içine baka baka birileri ‘sosyal devlet olmanın gereklerini yapıyoruz’ diyor. Vatandaşların hepsi düşünsün. Bu ülkede lise mezunu, üniversite mezunu kaç işsiz var, kaç çaresiz var. Bir düşünsün. Ondan sonra da bu ülkeyi yönetenler, Anayasa’da ifadesini bulan sosyal devlet ilkesini hayata geçirmek için parmaklarını kımıldatıyorlar mı, kımıldatmıyorlar mı?” diye konuştu.

 

Koncuk, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirmek için söz verdiğini, ancak bu sözün üzerinden 600 gün geçtiğini belirterek, “Ben Milli Eğitim Bakan olsam, bir söz verip tutmayınca vallahi istifa ederim. Milli Eğitim Bakanı olmak bu kadar mı önemli? Bu koltuk bu kadar mı önemli? Sayın Bakan senin kendi hükümetin seni insanların karşısında mahcup etti. Sözünü yemene vesile oldu. Senin Başbakanın, senin siyasi partin, senin arkanda durmadı. Anandan Milli Eğitim Bakanı mı doğdun Sayın Bakan? Orada oturmak zorunda mısın? Kalk kardeşim. Ya sözünü tut, ya da kalk” dedi.

 

Danıştay’ın türban karanını da değerlendiren Koncuk, bu kararın zamanlamasını manidar bulduğunu söyledi. Koncuk şöyle konuştu: “Yarın meydanlarda vaatler dinleyeceğiz. İnsan olarak eğer biz aldatılmaya, yalana dünden razıysak, sırtımıza binen çok olur. ‘Siyasette yalan da olur’ diyorsak, bunu kabul ediyorsak, sineye çekiyorsak, bugün A siyasi hareketi, yarın B siyasi hareketi çıkacak yalan söyleyecek. ‘Nasıl olsa yalanla, dolanla ben bu milletin oyunu alıyorum’ diyecek. ‘Birtakım değerleri de istismar ediyorum’ diye aynı taktiği uygulamaya devam edecek. Geçenlerde Danıştay’ın türbanla ilgili bir kararı vardı. Bu kararın zamanlamasını manidar bulduğumu ifade etmiştim. Seçimlere 6 ay kala, bu karar da neyin nesi? Elbette yükseköğrenimde kılık-kıyafet konusunda tüm engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Yükseköğretimde çocuklarımızın önüne engel koyan insanların bu ülkenin geleceğini düşünen insanlar olduğunu zannetmiyorum. Ne yazık ki bu karar, birilerine yine istismar şansı getirdi. Türkiye’de siyaset ne kadar kolay. 4 milyon insan KPSS’ye girecek, genç işsizlik oranı yüzde 30’ları bulacak, ‘benim türbanım’ diyeceğim, ‘Allah’ diyeceğim, yüce peygamberin adını söyleyeceğim, bu ülkede iktidar kalacağım. Var mı böyle bir şey? Böyle anlayışlar olduğu sürece, bizim dini sembollerimiz üzerinden siyasete pirim verdiğimiz sürece aldatılmaya pirim vereceğiz. Siyaset bu kadar ucuz olmamalı.”

 

Genel Başkan Koncuk, 10 Temmuz tarihinde yapılan KPSS’de, soruların sınavdan 5 gün önce dağıtıldığını, en az 10 bin kişinin kopya çektiğini söyleyerek, çocuklarımızın geleceğini çalan insanlara millet olarak fırsat vermememiz gerektiğini kaydetti. KPSS'deki kopya skandalının sorumlularının hala bulunamadığını ifade eden Koncuk, bu konuda Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talebini de iktidarın reddettiğini kaydetti. Koncuk, KPSS hırsızlığının peşinin bırakılmaması gerektiğini de söyledi.

 

Bayburt Valisi'nin, milletvekili Deniz Bölükbaşı’nın konferansına katılan öğretmenlere soruşturma açtığını söyleyen Koncuk, “Aradım Sayın Valiyi; ‘bu adamlar bir siyasi partinin bayrağını mı sallamış? Oturmuş dinlemiş’ dedim. Bütün kamu çalışanları şuna dikkat etmeli: Yarın evinizde bir siyasi partiyi -her siyasi partiyi değil tabi- dinlerseniz yandınız. Valilikler size soruşturma açabilir. Sayın Başbakan ‘üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne’ diyor. Sayın Başbakan, AKP’nin siyaset okuluna katılan ve diploma alan bir başka sendikanın üyesi olan öğretmenlere, törende diploma veriyor. Bizim üyemiz de Bayburt’ta konferans izlemiş. Maaş kesim cezası alıyor. Bu valilere şunu söylüyorum: Vallahi merkez valiliği daha şereflidir, daha itibarlıdır.” 

 Genel Başkanın Açıklamalarını İzlemek İçin Tıklayınız