GENEL BAŞKAN:BEYAZ ATLI PRENSİ BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN

            Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve Genel Mali Sekreter Seyit Ali Kaplan, Eskişehir 2 No’lu Şube’nin Osmangazi Üniversitesi’nde düzenlediği İstişare Toplantısına katıldı. Toplantıda Eskişehir 2 No’lu Şube Başkanı Nuri Kavak ve yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir 1 No'lu Şube Başkanı Şükrü Erkoca ve Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi İsmail Türk hazır bulundu.

            Üniversite çalışanları ile biraraya gelen Genel Başkan Koncuk, toplantıda bir konuşma yaptı. Bu ülkeye ışık tutacak kişilerin akademisyenler olduğunu söyleyen Koncuk, şöyle konuştu: “Biz onların tuttuğu ışıktan yürüyeceğiz. Dolayısıyla sendikal mücadelede bizim önderimiz olması gereken insanlara önem vermeliyiz. Ancak mesleki problemleri aşmak noktasında önderlik etmekten imtina ediliyorsa, burada ciddi bir eksiklik vardır. Akademisyenlerimizin hem üniversite çalışanlarına, hem de toplumun diğer kesimlerine önder olması gerekmektedir. Üniversitelerimizde 170 bin civarında üniversite çalışanı bulunmaktadır. Ancak üniversitelerdeki üye sayımız 17 bin’dir. Ne yazık ki üniversitelerde sendikacılık olması gereken cesamette, güçte, etkinlikte değildir.”  

            Birkaç çeşit sendikacılık olduğunu söyleyen Koncuk, “Bir adam gibi sendikacılık var. Bu sendikacılık yakmadan, yıkmadan doğruları söylemek ve mücadele etmektir. Diğeri de teslimiyetçi, bu ülkeyi yöneten siyasi iktidarların payandası olan, iktidarın adeta eteğine tutunarak yapılan sendikacılıktır. Biz sendikacılıkta doğruları söylemeyi tercih eden bir kurumuz. KPSS hırsızlığı oldu. Kim bunu dile getirdi? Türk Eğitim-Sen. TBMM’de bile KPSS hırsızlığı için araştırma komisyonu kurulması teklifine “evet” diyemeyen milletvekilleri var. Çocuklarımızın geleceğini çalanlar, ÖSYM gibi bir kuruluşu madara edenler elini, kolunu sallayarak ortalıkta geziyor. Adam gibi sendikacılık yapmaya geldiyseniz, bu tarz haksızlıkları, hukuksuzlukları, yanlışlıkları deşifre etmelisiniz. Bunu ortaya koyamazsınız, tatlı su sendikacılığı yaparsınız. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak, Türk Eğitim-Sen olarak hiçbir zaman tatlı su sendikacılığı yapmadık. Bu ülkeyi yöneten hangi siyasi parti olursa olsun, onun eteğine tutunarak var olmaya çalışan, hatta böyle büyüdüğü halde “en büyük biziz” diye övünen yapılar var. Buna kamu çalışanlarının, üniversite çalışanlarının dikkat etmesi lazım” diye konuştu.

 

Türkiye’de promosyon sendikacılığının olduğunu kaydeden Genel Başkan Koncuk, bazı sendikaların üye olmak karşılığında çanta, takım elbise vermesini eleştirdi. Koncuk şöyle konuştu: “ Haklarımı savunmak adına eylem yapıyor musun, tepki gösteriyor musun diye sor. Çanta vermek kamu çalışanının hangi problemini çözer? Bugün bir sendika elbise veriyormuş. Biz elbise veriyorsak, bu sendikaya haksız birtakım gelirler giriyor demektir. Bunu alan kişinin daha çok düşünmesi lazım. Bir çanta, bir gömlek karşılığında neleri teslim ettiğimizi kamu çalışanlarının hesap etmesi gerekir. Bu kitle küçücük menfaatler uğruna inandığı değerleri ayaklar altına alıyorsa, bırakın sendikacılığı, bu ülkenin geleceği kalmaz. Nefislerimiz bu kadar mı öne geçti? Şahsiyetimiz kayboluyor. Millet olarak kaybediyoruz. Hiçbir şey yapmayan bizi pazarlamaktan, atlama taşı yapmaktan başka hiçbir şey yapmayan yapıların değirmenine su taşımak ne anlama gelir bilmiyorum. Ben bu yapılara da şunu söylüyorum: Belki üye olarak kazanıyorsunuz, ama insanı kaybediyorsunuz.”

 

Bu tür yapıların ortadan kaldırılması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade eden Koncuk, “YÖK Başkanı değişti, YÖK anlayışı değişmedi. YÖK daha demokratik hale getirilmelidir. Üniversitelerimizdeki korku anlayışının son bulması lazım. Üniversiteler gerçekten bilimsel çalışmaların merkezi olmalı. Aksi takdirde dünyayla yarışamayız. Biz sustuğumuz sürece üniversitelerin düzelmesi de mümkün değil. Beyaz atlı prens beklemekten vazgeçilmeli, herkes “ben beyaz atlı prensim” diyerek, bu ülkenin meselelerine müdahil olmalıdır” dedi.

 

Genel Başkanın Açıklamalarını İzlemek İçin Tıklayınız