TÜRK EĞİTİMSEN ŞUBE BAŞKANLARI EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI

           Türk Eğitim-Sen Şube Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri Eğitim ve İstişare Toplantısı, 17-19 Aralık tarihlerinde Antalya’da yapıldı.

Toplantıya; Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, İLKSAN Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Türk Eğitim-Sen Yönetim Kurulu üyeleri ile şube başkanları katıldı.

 

Toplantıda, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, İLKSAN Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz ve MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal birer konuşma yaptı.

 

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk açılış konuşmasında, İLKSAN'la ilgili bilgiler verdi. Genel Başkan; İlksan’ı, 1996 yılında devraldıklarında 3 trilyon lira borcu bulunduğunu belirterek, “İLKSAN bugün kasasında 300 milyon lira nakit parası olan bir kuruluş haline gelmiştir. İLKSAN bizim yüz akımızdır. İLKSAN, her türlü şaibeden, suiistimalden uzak bir kuruluştur. Ama bunu görecek göz lazım, bunu kabul edecek yürek lazım. Birtakım çevreler bu başarıları lekelemek için çabalıyor” dedi. İLKSAN’da yeni bir yapılanmaya gidilmesinin şart olduğunu da ifade eden Koncuk, “Zorunluluk olmaması kaydıyla gönüllülük esası üzerine İLKSAN, tüm eğitim çalışanlarına açılmalıdır” dedi.

 

Koncuk, konuşmasında 18. Milli Eğitim Şûrası’nı da eleştirerek, ülkenin geleceği adına, fikir birliği oluşturmak için düzenlenmesi gereken 18. Milli Eğitim Şûrası'nın, tartışılmayan, insanların neredeyse itiraz etmeye korktuğu bir şûra haline geldiğini söyledi ve bu şûrada, bütün eğitim çalışanlarının, hizmetlisinin, memurunun, öğretmeninin, tamamının sözleşmeli hale getirilmesi için bir karar alındığını ifade etti. Koncuk, “Türk Eğitim-Sen bunu iptal ettirdi. Allahtan biz oradaydık. Eğer birtakım kazanımlarımızı birileri bizim elimizden göz göre göre bağırta bağırta almaya kalkıyorsa, kavga etmemiz gerekiyorsa o zaman kavga da ederiz” diye konuştu.

 

Şûrada öğrenci andının tartışmaya açıldığını söyleyen Koncuk, sendikamızın bunun son derece yanlış olduğunu beyan ettiğini kaydetti. Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Yine şûrada İstiklal Marşına ve mili törenlere katılımı zorunlu olmaktan çıkaran bir madde koymuşlar. Bu maddeyi çok iyi gizlemişler. Türk Eğitim-Sen’in olmadığı bir komisyon kararıdır bu.  El altından geçirdiler. Tabi o komisyonda hangi sendikanın olduğunu da biliyorum. Bu kararın iptali ile ilgili Talim Terbiye Kurulu’na ve Milli Eğitim Bakanı’na iki ayrı yazı yazdık. Bu kararın 18. Milli Eğitim Şûrasında alınan kararlar arasında yer almamasını istedik. Şayet İstiklal Marşına ve törenlere katılım zorunlu olmaktan çıkarılırsa ve bu şûra kararı olarak alınırsa, bütün Türkiye’de eylem yapacağız.” (Yazımız üzerine MEB bu kararı değiştirmiştir.)

 

Türkiye'nin güzel günlerden geçmediğini söyleyen Koncuk, İzmir'de bölge idare mahkemesinin bir karar verdiğini dile getirerek, şöyle konuştu: “Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine katılmaya zorunluluk olmadığına karar verilmiş. Geçenlerde Alevi ve Sünni vatandaşlara din kültürü dersleri kendi inançları doğrultusunda farklı ortamlarda verilmesi diye bir şey de gündeme geldi. Bu son derece yanlıştır. Bu; Alevilikle, Sünniliğin farklı iki din gibi algılanmasına sebep olabilir. İnsanlarımız arasında derin ayrışmalara sebep olabilecek uygulamalardan kesinlikle kaçınmak zorundayız. Bunları İslam dışı anlayış olarak nitelendirmek son derece yanlıştır. En büyük problemimiz birbirimizi anlamamak, tanımamak. Bizim birbirimizi tanımak gibi bir mecburiyetimiz var. Biz gerek Alevi, gerek Sünni vatandaşlarımız açısından birbirimizi doğru tanısak, birbirimizi anlamamız çok daha kolay olacak. Din kültürü Ahlak Bilgisi dersleri Alevi kültürle daha da zenginleştirilebilir. Tatminkâr, doğru bilgiler konularak yeniden, mutlaka dizayn edilmeli, Alevi ve Sünni çocuklarımız aynı sınıf ortamında beraberce bu dersleri görmelidir. Çocuklarımız, Aleviliği ve Sünniliği beraberce öğrenmelidir ki, bir olduğunu, beraber olduğunu anlamalıdırlar.”

 

KPSS skandalına da değinen Koncuk, şunları kaydetti: “Bu olay başka bir ülkede olsa iktidarlar devrilirdi. 10 bin kişi hırsızlık yapacak, senin benim çocuğumuzun, evlatlarımızın geleceğini çalacak, istikbalini çalacak, hükümet hiçbir şey yapmayacak. KPSS hırsızlarını bulalım diye TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulması teklifine iktidar partisi milletvekilleri hayır diyecek ve hala iktidar kalacak. Bu anlayışa yuh olsun diyorum yuh. Ama bu işin peşini bırakmayacağız, bunun sonunu getireceğiz. Bu dönemde olmazsa başka dönemde getireceğiz. Bu namussuzlar, hırsızlar mutlaka bulunacak. Biz bunu sonuna kadar takip edeceğiz. İnşallah savcılar bu hırsızları en kısa zamanda bulurlar. Böyle düşünmek istiyorum, böyle inanmak istiyorum.” 30 öğrenci hakkında savcılık tarafından iddianame hazırlandığını da anlatan Koncuk, şöyle devam etti: “Kim bunlar? ALES sınavında, ÜDS’de kopya çekmişler. Hadi bunları buldunuz. Peki bu on bin kişi nerede? Nerede bu 10 bin kişi? Kim yaptı bunu? Niye üzerini kapatıyorsunuz? Bunun üzerine gideceğiz, bunun üzerine gitmeliyiz. Bu ülke hakkın, hukukun, insan haklarının baş tacı edildiği, hırsızlığın üzerine gidildiği bir ülke olmalı.”

 

Türkiye’de iki dilli bir devlet yaratma gayreti olduğunu söyleyen Genel Başkan Koncuk, bu anlayışın TBMM çatısı altında alenen sergilendiğini kaydetti. Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle Türk insanının kardeş olduğunu ifade eden Koncuk şöyle konuştu: “Elbette insanlar evinde, sokakta istediği dili kullanabilir. Ama Türkiye’de resmi dil Türkçe olarak kalacaktır. Herkes bu resmi dili en iyi şekilde öğrenmek durumundadır ve devletin asli görevlerinden birisi o resmi dili en ücra köşede yaşayan vatandaşlarımıza öğretmektir. Bu önemsenmelidir. Ancak o kadar taviz verildi ki, birtakım çevreler kadar şımartıldı ki, özerklik, federasyon, iki dilli eğitim isteniyor. Bunun sorumluları ise ülkeyi yönetenlerdir. Ülkemizin bölünmesine neden olabilecek tehlikeli gidişata mutlaka dikkat çekilmesi gerekmektedir. Öğretmenler, akademisyenler, eğitim çalışanları bu tehlikeli gidişatı insanlara anlatmalıdır. Çocuklarımıza hür, müreffeh, huzur içinde yaşacakları topraklar bırakmak zorundayız. Bu bir şereftir. Birileri bu şerefi ayaklar altına alırken, bizim seyretmemiz de o hataya iştirak etmekle eşdeğerdir. Birbirimizle kavga etmeden, önceliklerimizin ne olduğunu bilerek, en net, en anlaşılır şekilde milli hassasiyetleri ortaya koymak önemlidir.”

 

Türk Eğitim-Sen’in şube genel kurullarını bitirdiğini ifade eden Koncuk, “Bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Türkiye zorluklar içerisinde. Büyük bir mücadele veriyoruz. Biz iktidardan beslenmiyoruz. Bizim arkamızda ağababalarının desteği yok. Buna rağmen hemen hemen her şubenin genel kurulunda iki, üç liste çıktı. Bu durum, teşkilatımızın ne kadar dinamik olduğunu göstermektedir. Ancak bizim kırılgan bir camiamız vardır. Bunu aşmak bu seçimleri kazanan arkadaşlarımızın birinci görevidir. Herkesi kucaklamak zorundayız. Birbirimize kenetlenmeliyiz. Bulunduğumuz bölgede küskünlükler, kırgınlıklar olmasın” dedi. Türk Eğitim-Sen’in eğitim iş kolunda yetkili sendika olduğunu hatırlatan Koncuk, “yetkili sendika olma özelliğimizi büyüterek koruyalım” dedi.

 

Toplantının ikinci gününde ise sekreteryalar kendi aralarında toplantı yaptı. Toplantıların ardından Dr. Necmettin Karakuş tarafından müzakere teknikleri ve etkili sunuş teknikleri ile ilgili eğitim verildi. Toplantı, 19 Aralık’ta Genel Başkan İsmail Koncuk’un kapanış konuşmasıyla sona erdi.

 

Genel Başkan İsmail Koncuk'un Açılış Konuşmasını İzlemek İçin Tıklayınız