BİZ SÖZ VERDİK TUTUYORUZ, SIRA EĞİTİM ÇALIŞANLARINDA

Genel Başkan İsmail KONCUK'un 13 Mart Yürüyüşü ve Mitingi ile ilgili basın açıklamasıdır.  

Türk Eğitim Sen söz verirse yapar. Söz verdik 13 Mart’ta alanlardayız. Kuralsız, güvencesiz çalışmaya karşı eğitim çalışanlarının haklarını, kazanımlarını koruyacağımızı bir kere de Ankara’da, muhataplarının kulakları dibinde haykıracağız.

 13 Mart Büyük Ankara Yürüyüşü ve Mitingi kararımız daha yapılmadan ses getirdi. Önc e MEB Müsteşarı Sayın Muammer Yaşar ÖZGÜL, ardından Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınacağını açıkladı. Türk Eğitim Sen olarak bu açıklamaların eylem kırmaya yönelik, tepkileri azaltmak amacıyla yapıldığını biz biliyoruz. Bu açıklamalar güzel de büyük bir eksik var. Bu haberi yapan bir çok televizyon kanalı, internet sitesi, gazete bu haberleri “sözleşmeli öğretmene müjde” başlığı ile verdi. Ancak, hiç birisinin aklına, “Sayın Nimet ÇUBUKÇU, siz aynı açıklamayı dokuz ay önce de yapmıştınız. Bu açıklamanız önemli ama, bu çalışmalarınız hangi tarih aralığında yapılacak, neden bir çalışma takvimi yayınlayarak insanlara güven vermiyorsunuz?” diye sormak gelmedi.

 

Türk Eğitim Sen, Bakan Çubukçu’nun bu konuda sözünü tutmadığını, bu sözü tutmak adına bir gayret sarf etmediğini, olayı akışına bıraktığını gördüğü için, sözleşmeli öğretmenlere söz verdiği üzere bu Miting kararını aylar önce ilan etmiş, bu mitingin, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçmesi için bir adım atıldığını görmesi halinde yapılmayacağını açıklamıştı. Ancak, tatmin edici bir açıklama bugüne kadar yapılmamıştır.

 

 Esasen, sözleşmeli istihdam, bugün kadrolu olarak çalışan tüm eğitim çalışanlarını da tehdit eden büyük bir tehlikedir ve bugün elimizdeki en önemli kazanımımız iş güvencesi elimizden alınmak istenmektedir. Ancak, bir çok eğitim çalışanı bu büyük ve geleceğimizi tehdit eden tehlikenin, bütün uyarı ve açıklamamıza rağmen farkında değildir. Şu an görev yapan 18.500 4/C’li, ve tekel işçilerinin başına gelenler bir çok eğitim çalışanı için bir ders niteliğinde olmamıştır. Bugün pek çok eğitim çalışanı, bu 4/B’de nereden çıktı diye düşünmemektedir. 4/B’li istihdam anlayışının geleceğin istihdam modeli olduğu, asal atama şeklini almaya başladığı ve iş güvenceli kadrolu istihdam olan 4/A’ya altenatif bir model olarak düşünüldüğü maalesef, tüm yaşananlara rağmen görülmemektedir.

 

Anayasa’da yapılacak değişiklikle, çalışan tabiri kullanılarak, kamu çalışanlarının da işçiler gibi iş hukukuna tabi hale getirilmek istendiği, bütün kamu çalışanlarının bir tuzağa doğru çekildiği anlaşılamamaktadır. Size grev ve toplu sözleşme hakkını verelim ama bizim de lokavt hakkımız olsun ifadesinin, iş güvencemizin elimizden alınması anlamında olduğu, pek çok eğitim çalışanı tarafından kavranamamaktadır. Anayasanın 128 inci Maddesinin değiştirilmesi halinde, bugün anladığımız anlamda devlet memuru kavramının tamamen değişeceği çoğu eğitim çalışanının bilgisi dışındadır.

 

Türk Eğitim Sen tüm bu tehlike ve tehditlere dikkat çekmek, bunların yapılması halinde sessiz kalmayacağımızı çok net ve gür şekilde haykırmak için HAKLARIMIZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN BÜYÜK ANKARA YÜRÜYÜŞÜ VE MİTİNGİNİ ciddi mali boyutuna rağmen, gözünü kırpmadan kararlaştırmıştır. Adam gibi sendikacılık parolasını, sendikacılık anlayışının merkezine koymuş olan Türk Eğitim Sen, sendika hüviyetine uygun olarak miting kararını 13 Mart 2010 Cumartesi günü hayata geçirecektir. Saat 10:00’da Ankara Hipodrom’dan başlayacak yürüyüşümüz saat 12:00’da Sıhhiye Abdi İPEKÇİ Parkında bir mitingle son bulacaktır.

 

Yapacağımız bu mitingde hem yukarda açıklanan hususlara değinilirken hem de MEB, üniversite ve Yurt Kur’da çalışan tüm eğitim çalışanlarının problemleri ile, atanamayan 327 bin öğretmen adayının da yaşadığı sıkıntılar dile getirilecektir. Bir sıkıntınız mı var? Çözüm bu platformdur. Ya çözümün ya da problemin bir parçası olacaksınız. Evde oturmak ya da haklarınıza, kaybetmeden sahip çıkmak. Karar sizin.

 

Tüm şubelerimiz miting kararını illerinde bütün eğitim çalışanlarına duyurmuş ve mitingimize davet etmiştir. Artık, gönül rahatlığı ile şunu söyleyebiliriz: BİZ TÜRK EĞİTİM SEN OLARAK BİZE DÜŞENİ YERİNE GETİRDİK, SIRA EĞİTİM ÇALIŞANLARINDA.